7. Sınıf Türkçe-2 MEB Yayınları Cevapları

7. SINIF Türkçe MEB YAYINLARI  Cevap anahtarı

AŞAĞIDAKİ LİSTEDEN SAYFA SAYILARINA GÖRE CEVAPLARA ULAŞABİLİRSİNİZ.


1. TEMA – Erdemler Teması


Arıların İlhamı Metni Cevapları Sayfa 10

DERSE HAZIRLIK

1. “Kelile ve Dimne, Ezop Masalları veya La Fontaine (La Fonten) Masalları” kitaplarından hangilerini okudunuz? Okuduğunuz bir masalı sınıfta paylaşınız.
(örnek)
La Fontaine Masalları kitabını okudum.
TİLKİ İLE LEYLEK
Tilki nezaket olsun diye leyleği yemeğe davet eder ancak yemekleri düz kaselere koyar. Hal böyle olunca leylek uzun gagası nedeniyle yemek yiyemez ve tilki onunla dalga geçer. Ertesi gün bu kez intikam almak isteyen leylek tilkiyi evine davet eder. Yemekleri dar ve uzun vazolara koyar. Tilki kapıdan içeri girer girmez yemek kokusuyla adeta büyülenir. Aceleyle masaya geçer ama yemeklerden yiyemez. Leylek hem karnını doyurmuş hem de intikamını almıştır. 
2. Arıların insanlara örnek olabilecek davranışları üzerinde düşününüz. Bulduğunuz davranışları aşağıdaki boşluklara yazınız.
Cevap: 
  • Çalışkanlıkları
  • Birlikte hareket etmeleri
  • Yuvalarını tehlikelere karşı korumaları
  • Düzenli olmaları
  • Sorumluluk sahibi olmaları
Arıların İlhamı Metni Cevapları Sayfa 12

1. ETKİNLİK

Aşağıdaki soruları yönergeler doğrultusunda yanıtlayınız.
a) Aşağıdaki kelimelerin metinde geçtiği cümleleri bulunuz. Cümlelerden hareketle kelimeleri TDK (Türk Dil Kurumu) Türkçe Sözlük anlamları ile eşleştiriniz.
kovuk balçık gümeç eğimli maiyet ibret
Cevap: 
a) ibret → Kötü bir olaydan alınması gereken ders, uyarıcı sonuç.
b) maiyet → Üst görevlinin yanında bulunan kimseler, alt kademedekiler.
c) balçık → İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil.
d) kovuk → Bir şeyin oyuk durumunda bulunan iç bölümü.
e) gümeç → Bal peteğini oluşturan altı köşeli gözeneklerden her biri.
b) Yukarıdaki eşleştirmede boşta kalan kelimeyi tespit ederek bu kelimenin anlamını TDK Türkçe Sözlük’ten bulunuz. Kelimeyi metnin bağlamındaki anlamına uygun olarak cümle içinde kullanınız.
Cevap: 
Kelime: eğimli
Sözlük Anlamı: Bir şeyi yapmaya içten yönelmiş, meyyal
Cümle: Recep basketboldan ziyade futbol oynamaya daha eğimli görünüyor.

2. ETKİNLİK

Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle yanıtlayınız.
1. Padişah, Haceste Ray’ın görüşlerine niçin çok önem verirdi?

Cevap: Devlet yönetimini ilgilendiren ilginç düşüncelere sahip olduğu için.
2. Metinde arıların yaşamı ile ilgili verilen bilgiler nelerdir?
Cevap: Arılar toplu halde yaşarlar ve birlikte hareket ederler. Her arı topluluğunun kendi yöneticisi, bu yöneticiye bağlı yardımcıları vardır. Her arı temizdir. Yabancı madde taşıyan arılar kovana sokulmaz. Çalışkandırlar. Hepsinin silahı vardır fakat bu silahları birbirlerine karşı kullanmazlar.
3. Sosyal hayatta iş bölümünün önemi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Cevap: Bir işi bir kişinin yapması yerine iş bölümü yapılması her işi kolaylaştırır. Toplumun birlik ve beraberlik içinde yaşamasını sağlar. Toplumu oluşturan insanların birbirlerine bağlanmasını sağlar.
4. Arıların ve insanların davranışlarını karşılaştırıp farklarını söyleyiniz.
Cevap: Arılar çalışkandırlar ve beraber bir düzen içinde hareket ederler. İnsanlarda çalışkan olmayanlar vardır. Birlikte hareket etmekte zorluk yaşarlar.
Arılar birbirlerine zarar vermezler. İnsanlar birbirlerine zarar verebilirler.
Arıların hepsi temizliğe önem verirler. İnsanlar içinde temizliğe önem vermeyenler vardır.
Arılar kendilerine yöneten bir kişiye bağlıdırlar ve dediklerini yaparlar. İnsanlar özgürlüklerine düşkündürler.
5. Bir grup çalışmasında grup üyeleri üzerine düşen görevleri yapmadığında ne gibi problemler ortaya çıkabilir? Arkadaşlarınızla tartışınız.
Cevap: Çalışma verimli olmaz. Olumlu sonuçlanmaz. Grup üyeleri arasında kavga ve huzursuzluk baş gösterebilir.
6. Bir işin yapılmasında bireysel çalışma mı yoksa grup çalışması mı daha verimli olur? Tartışınız.
Cevap: Grup çalışması daha verimli olur. Kimse mükemmel değildir. Grup çalışmasında herkes birbirinin eksiğini tamamlar. Böylece ortaya çıkan iş mükemmel olur. Herkese fayda sağlar.
Arıların İlhamı Metni Cevapları Sayfa 13

3. ETKİNLİK

Okuduğunuz metnin konusunu, ana fikrini ve yardımcı fikirlerini bulunuz.
Cevap: 
Arıların İlhamı Metnin Konusu: Padişah ile vezir arasında, arıların yaşamı hakkındaki sohbet.
Arıların İlhamı Metnin Ana Fikri: Bir işin verimli sonuçlanması için bir düzen, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi gereklidir.
Arıların İlhamı Metnin Yardımcı Fikirleri: 
  • Devlet yönetiminde devleti yöneten kişinin, devlet yönetiminde yetenekli yardımcıları olması önemlidir.
  • Hayvanlar aynı özelliklerle yaratılmasına rağmen, insanlar farklı kişiliklerde yaratılmıştır. İnsanlar arasındaki problemlerin kaynağı budur.
  • Devleti yöneten kişilerin kötü de olsa halktan uzaklaşması daha kötü sonuçlara neden olur.

4. ETKİNLİK

Okuduğunuz hikâyeye üç farklı başlık da siz bulunuz.
(örnektir)
Tek Kelimeden Oluşan Başlık
Cevap: Arılar
Kelime Grubundan Oluşan Başlık
Cevap: Padişah ve Veziri
Soru Cümlesinden Oluşan Başlık
Cevap: Birlik ve Beraberlik Niçin Önemlidir?

5. ETKİNLİK

Görsellerde anlatılan eylemleri (fiilleri), altlarında yazan anlam özelliklerine göre cümle içinde kullanınız.
Cevap: 
büyümek: Üç sene önce diktiğimiz fidan çok büyümüş.
okumak: Ahmet odasında kitap okuyor.
koşmak: Otobüse yetişmek için var gücüyle koştu.
içmek: Sağlıklı yaşamak için her gece yatmadan önce süt içerim.
uyumak: Okula geç kalmamak için erkenden yatmalısın.
ihtiyarlamak: Çiftlikteki çoban köpeğimiz oldukça ihtiyarlamış.
Arıların İlhamı Metni Cevapları Sayfa 14

6. ETKİNLİK

“Kütük” hikâyesinde geçen altı çizili fiilleri anlam özelliklerine göre sepetlere yerleştiriniz.
KÜTÜK
Alaca karanlık içinde sivri, siyah bir kayanın belli belirsiz hayali gibi yükselen Şalgo Burcu uyanıktı. Zaman zaman inleyen trampet seslerini, akşamın hafif rüzgârı derin bir uğultu hâlinde her tarafa yayıyordu. Kederli bağrışmasıyla ölümü hatırlatan karga sürüleri, bulutlu havanın donuk hüznünü daha çok artırıyordu. Mor dağlar gittikçe koyulaşıyor, gittikçe kararıyordu. Yamaçlardaki dağınık gölgeler, kuşsuz ormanlar, hıçkıran dereler, uzaklara giden yollar, ıssız korular, sanki korkunç bir fırtınanın gürlemesini bekliyorlardı.
Burcun tepesinde, beyazlı siyahlı bir bayrak, can çekişen bir kartal ızdırabıyla kıvranıyordu. İki bin kişilik kuşatma ordusunun çadırları, kaleye giren yolun sağındaki büyük ağaçların etrafına kurulmuştu.
Ömer Seyfettin
İş Fiili:
Cevap: yayıyordu, artırıyordu, bekliyorlardı

Durum Fiili:
Cevap: kıvranıyordu
Oluş Fiili:
Cevap: koyulaşıyor, kararıyordu, kurulmuştu
NOT: İş, oluş ve durum fiilleri ile ilgili daha fazla bilgi almak ve örnekleri görmek için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız.
İş – Oluş – Durum Fiilleri Örnekleri – 60 Tane

İş (Kılış) Fiilleri Nedir?

Kişi ya da varlığın yani öznenin kendi isteği ile gerçekleştirdiği veya gerçekleştireceği, öznenin bir nesneyi etkilediği fiillere iş (kılış) fiilleri denir.
 İş (kılış) fiilleri bir işi, hareketi anlatır. Bu işi ve hareketi yapan bir özne vardır. Öznenin yaptığı bu iş ve hareketten etkilenen bir de nesne vardır.
 Bir fiilin iş fiili olup olmadığını bulmak için önce fiile yani yükleme “kim, ne?” sorularından biri sorulur. Özne varsa bu sefer fiile yani yükleme “ne, neyi, kimi?” soruları sorulur. Eğer bu sorulara cevap alabiliyorsak o fiil iş (kılış) fiilidir.

İş Fiillerine Örnekler

 Vazoyu kedi kırmış.
 Salona girer girmez paltosunu koltuğa fırlattı.
 Evlat, elindeki silahı yere bırak.
 Osman, hoşça kal demeden telefonu yüzüme kapattı.
 İyi izle; topu doksana atacak.
 Annem akşama kadar cam sildi.
 Akşam ninem bize masal anlatacak.
 Eşyaları taşımadan önce evi güzelce temizledik.
 Tüm sınıf bahçedeki çöpleri topladı.
 Küçük kız sırtındaki koca çuvalı yolun karşısına kadar taşıdı.
 Bu güzel hikayeyi Selma yazmış.
 Zorlansam da sonunda kavanozun kapağını açtım.
 Dün gece rüyamda okul birincisi olduğumu gördüm.
 Bu sorunun cevabını öğretmen de bilmiyormuş.
 Giderken unutmamak için hediyesini çantasına koydu.
 Bir haftadır aradığı küpesini temizlik yaparken koltuğun altında buldu.
 Şair kendisine sorulan soruları samimiyetle cevapladı.
 Araba az daha küçük çocuğa çarpacaktı.
 Babamla birlikte bahçenin her bir köşesine ağaç diktik.
 Çocuklar anlatılanları can kulağıyla dinliyorlardı.

Durum Fiilleri Nedir?

Öznenin içinde bulunduğu ve süreklilik gösteren durumunu anlatan fiillere durum fiilleri denir.
 Durum fiillerinde eylem, öznenin isteği ile gerçekleşmiştir. Fakat fiilden etkilenen bir nesne yoktur. Bu nedenle durum fiillerinde nesneyi bulmaya yönelik sorduğumuz “ne, neyi, kimi?” sorularına cevap alınamaz.
 Bir fiilin durum fiili olup olmadığını anlamak için fiilin başına “onu” kelimesini getirebiliriz. Anlamsız oluyorsa o fiil durum fiilidir.
Not: Durum fiili olup da nesne alabilen az da olsa fiil vardır. Bu fiiller hareket bildirmediği için durum fiili olarak kabul edilir. (özlemek, beğenmek…)

Durum Fiillerine Örnekler

 Odaya girdiğimde televizyonun karşısında gülüyordu.
 Gece geç yattığı için sabah erken uyanamadı.
 Bir an önce annesine kavuşmak için merdivenleri hızlıca çıktı.
 Her saba okula otobüsle gidiyor.
 Misafirler gider gitmez hemen yattı.
 Bulaşıkları yıkadıktan sonra koltuğa uzandım.
 Teyzem her akşam sahil boyunca yürür.
 Sibel, yarışmayı kazanamadığı için ağlıyormuş.
 Rıza her sabaha derse geç geliyor.
 Borçlarını ödeyemediği için arabasını satacakmış.

 Kerem şu an evde bilgisayar oyunu oynuyordur.
 Tatilde iyice dinlenin.
 Başkanın uyarısıyla tüm salon bir anda sustu.
 Otobüs durmaması gereken yerde durdu.
 Birkan’a artık teyzesi bakacak.
 Çocuk, birden elektrikler kesilince çok korktu.
 Ağaçtaki meyvelere ulaşmak için durmadan zıplıyor.
 Eve girer girmez mutfağa doğruldu.
 Neden sabahları geç kalkıyorsun.
 Komşumuz Halil bey geçen hafta öldü.

Oluş Fiilleri Nedir?

Öznenin kendi isteği dışında meydana gelen, kendiliğinden oluşan değişikliği anlatan fiillere oluş fiilleri denir.
 Oluş fiilleri, zamanla ortaya çıkan, kendiliğinden oluşan bir durumu anlatırlar.
 Bir fiilin oluş fiili olup olmadığını anlamak için eylemin istem dışı ve kendiliğinden oluşup oluşmadığına bakılır.

Oluş Fiillerine Örnekler

 Ahmet’in köpeği de artık iyice yaşlandı.
 Bahçedeki otlar çok uzamış.
 Onun da saçları ağarmış.
 Bu makine kullanılmadığı müddetçe paslanır.
 Anneme anneler günü için aldığım çiçekler solmuş.
 Bebeğin karnı acıkmış.
 O çiçeğe su vermezsen yaprakları sararacak.
 Üç gün sonra eve gelince baktık ki ekmek, peynir, yoğurt hepsi küflenmiş.
 Pastayı dolaba koyalım ki bayatlamasın.
 Görmeyeli baya büyümüşsün.
 Sıkı bir diyetle bir ayda tam on kilo zayıfladı.
 Dondurmaları buzluğa koymayı unuttuğun için dondurmalar erimiş.
 Köye gitme zamanı; kirazlar olgunlaşmıştır.
 Evin ahşap merdivenleri bakımsızlıktan için için çürümüş.
 Bahar geldi; ağaçlar yeşerdi.
 Bünyesi zayıf olduğundan çabuk hastalanır.
 Bu balta da iyice körelmiş.
 Ben kalkayım artık; yemek pişmiştir.
 Bu günden sonra artık havalar soğur.
 Tavuk da nar gibi kızarmış.

7. ETKİNLİK

Metinde geçen “Bir insanın bir lokma ekmek yiyebilmesi için bin kişinin çalışması gerekir.” sözünden ne anlıyorsunuz? Arkadaşlarınızla tartışınız.
Cevap: 
Elinizdeki bir ürünü kullanabilmeniz için nelere ihtiyaç vardır bir düşünün. Mesela dondurma. Dondurmacıya gidip bir külah dondurma alıyor ve yiyorsunuz. Peki o dondurma sizin elinize gelene kadar başına neler geliyor?
Dondurma sütten yapılır. Süt için ineğe ihtiyaç vardır. İneği sağmak için bir insan gerekli. O sütü ulaştırmak için bir taşıt, o taşıtı kullanmak için bir insan gerekli. O sütü işlemek için bir insan, işlenmiş sütten dondurma yapmak için bir insan, o dondurmanın şekeri için birkaç insan, dondurmayı satmak için birkaç insan…
Dondurmanın her işlemi için bir çok insana ihtiyaç vardır. Siz sadece bir top dondurma yiyeceksiniz fakat o dondurma meydana gelene kadar onlarca insan çalışmaktadır. O sadece bir dondurma değil, üzerinde onlarca kişinin emeğinin geçtiği, aslında çok değerli bir üründür.
Böyle düşünürsek, etrafımızdaki şeylerin değerini daha iyi anlar ve ona göre hareket ederiz. Bu da bizi erdemli bir insan yapar.
Arıların İlhamı Metni Cevapları Sayfa 15

8. ETKİNLİK

“Birlik, iş bölümü, çalışmak, üretmek, insan, verimlilik” kavramlarından hareketle bir hikâye yazınız. Hikâyenizi oluştururken “Yazdıklarımı Değerlendiriyorum” formundaki maddeleri göz önünde bulundurunuz.
Hayvan Hakları ile İlgili Hikaye

KARINCA OKULU
Güzel bir günün habercisiydi aslında; gözümüzü kamaştıracak şekilde yükselen güneş, balkon ve pencerelerimize konuk olan kuşlar  ve cıvıl cıvıl sesleri gelen çocuklar… Bir pazar sabahına daha uyanmıştım. Bugünün ayrı bir önemi vardı. Çünkü; bugün Türkiye’nin ilk milli parkı Yozgat Çamlığı’na piknik yapmaya gidecektik.
Elimi yüzümü yıkayıp aşağı inmeye kalmadan tüm hazırlıklar yapılmıştı . Kahvaltımızı yaptıktan sonra yola çıkacaktık. Pikniği daha doyulmaz yapmak için her gün mahallede arkadaşlarla beraber  peşinde koşturduğumuz topum aklıma gelmişti. Hemen oda oda topumu aramaya başladım. İlk baktığım odada yok, burada da yok, burada da… Tam kaybolduğunu düşünmüşken babamın topumu arabaya koyduğunu gördüm. O an topu yeni almışçasına mutlu oldum ve heyecanla merdivenleri ikişer ikişer inerek arabaya koştum. Artık her şey hazırdı. Güzel gün başlayabilirdi.
Biz yolda giderken sokaklar bayram öncesi gibi kalabalıktı. Camdan dışarı bakıyordum. Bir taraftan ise  annem ve babamın konuşmalarını dinliyordum. Babamın kalabalığa bakarak “Her yer karınca yuvası gibi, çok kalabalık.” dediğini duydum. O an karıncaları ve yuvalarını düşündüm, ne demek istediğini anlamamıştım açıkçası. Pek de önemsemeyerek kalabalığa doğru göz atmaya devam ettim. Kalabalıktan uzaklaştıkça  insanların  teker teker  gözden kaybolduklarını gördüm. Artık piknik alanına yaklaşıyorduk ve insanların kahkahaları  duyulmaya  başlamıştı.
Arabadan iner inmez topumla oynamaya başladım. Oradan oraya koşup duruyordum. İnsanlar, havanın güzelliğini fırsat bilerek buraya akın ediyordu. Her yer insanlarla dolmaya başlamıştı ama burada yalnız  insanların olmadığını, topumun karınca yuvasına yuvarlanmasıyla anladım.
Karıncaların boyundan büyük yükleri sırtladığını görünce çok şaşırmıştım. Topumu bırakıp onların dünyasına girmiştim resmen. Annem yanıma eğilerek ne yaptığımı sordu, sorduğu soruya cevap vermeye kalmadan  büyük bir merakla beraber  anneme karıncalarla ilgili sorular yöneltmeye başladım:
— Anne bu karıncalar kendisinden büyük yükleri nasıl kaldırıyorlar, ezilmiyorlar mı ?
Annem ne yaptığımı anlamıştı ki gülümseyerek karıncaların,  kendi ağırlıklarının 20-40 kat fazlasını taşıyabileceğini  söyledi.
Karıncalarla ilgili yeni bilgiler öğrendikçe merakım daha da artıyordu:
— Peki o kadar büyük yiyecekleri ne yapıyorlar? Hepsini yiyebilseler o zaman daha büyük olmazlar mıydı?
Annem “Karıncalarda iki mide bulunur, birisi kendisi için diğeri de  başka  karıncalarla paylaşmak içindir. “dedi.
Annemin sözlerini duydukça gözlerim büyüyor ve ağzım açık kalıyordu. Aklıma arkadaşlarımla yemeğimi bölüştüğüm anlar geliverdi. Karıncalarla yaşamımızdaki ortaklıklar, onların da bizler gibi bir yaşamlarının olduğunu düşündürmeye başlamıştı bende.  Paylaşımcı olmaları, birbirlerine yardımcı olmaları, kalabalıkken bile birlikte huzur içinde yaşanılabileceğini resmediyordu gördüklerim. İnsanlarla hayvanların yaşamı bu kadar benziyorken onların da  kendine ait okulları, hastaneleri, yolları var mıydı ?
Bu soru aklıma takılmıştı. Onlara bir okul yapsam acaba faydam olur muydu? Hayatlarını daha rahat ettirebilir miydim? Onların da biziler gibi  okullara ihtiyacı olduğunu düşünerek, o karınca yuvasını o bölgenin okulu haline getirmiştim. Yapraklarla onlara bahçe yaptım, ekmek kırıntılarından ufak bir  mutfak …
Şimdi hislerim, düşüncelerim buraya gelmeden önceki halimden daha huzurlu ve mutluydu. Onlar için yapabileceğimiz en güzel şeyin, onların varlığın bilerek yaşamak olduğunu anladım. Fakat insanlar doğayı ve Dünya’yı sanki tek başlarına yaşıyormuşçasına bilinçsizce kullanıyorlardı. Düşününce, insanların bıraktığı çöpler, küller, ağaçların kesilmesi, suyun bilinçsizce kullanımı, bir çok hayvanın yaşamını etkiliyordu. Doğayı, hayvanları korumak gerekiyor. Çünkü Dünya güzelse onlar sayesinde güzel. Onların da en az bizim kadar yaşam hakları var.
Yazar: Ahmet Oğuzhan BULUT

GELECEK DERSE HAZIRLIK

1. Reşat Nuri Güntekin’in “Çalıkuşu” romanının konusu hakkında bir araştırma yapınız.
Aşağıdaki butona tıklayarak konu hakkındaki araştırma yazısına ulaşabilirsiniz.

Reşat Nuri Güntekin ve Çalıkuşu Romanı Hakkında Bilgi
Reşat Nuri Güntekin 25 Kasım 1889 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Reşat Nuri’nin babası askeri doktor Nuri Bey’dir. Annesi de Kars Valisi’nin kızı Lütfiye Hanım’dır. Kültürlü bir aileye sahip olan Reşat Nuri, babasının mesleği dolayısıyla çocukluğunu pek çok farklı ilde geçirmiştir. Reşide ismindeki kız kardeşi erken yaşta ölen Reşat Nuri, evin tek çocuğu olarak büyümüştür. Yazımızda Reşat Nuri Güntekin ve Çalıkuşu romanı hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Reşat Nuri Güntekin Kimdir?


23 yaşına kadar öğrenim hayatına devam eden Reşat Nuri Güntekin, bulunduğu illerin en kaliteli okullarında eğitim görmüştür. Son mezun olduğu okul “Darülfünun Edebiyat Şubesi” yani günümüz İstanbul Üniversitesi Edebiyat Bölümü’dür. Mezun olduktan sonra pek çok okulda Fransızca ve Türkçe öğretmeni olarak görev yapmıştır. Aynı zamanda edebiyata ilgisi de devam eden Reşat Nuri Güntekin, bir yandan yazmaya koyulmuştur.
Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı eserlerin ilki, hikaye tarzındaki “Eski Ahbap” isimli eserdir. Bununla birlikte Reşat Nuri’nin ünlenmesini sağlayan eseri “Çalıkuşu” isimli romanıdır ve Çalıkuşu 1922 yılında yayımlanmıştır. Reşat Nuri Güntekin’in diğer ünlü eserlerinden bazıları ise; Dudaktan Kalbe, Gizli El, Yeşil Gece, Anadolu Notları, Yaprak Dökümü, Acımak, Miskinler Tekkesi, Kavak Yelleri, Değirmen ve Kan Davası’dır.
Reşat Nuri Güntekin edebi olarak halka yakın durmuştur. Eserleri halka yakın ve halkı anlatan tarzdadır. Bütün eserlerini tiyatro senaryosu olarak kurguladığını kendi ağzından belirten Reşat Nuri Güntekin, edebi türlerden tiyatroya olan düşkünlüğü ile de tanınmaktadır. Eserlerinin pek çoğu tiyatro olarak sergilenmiştir. Ayrıca Reşat Nuri Güntekin eserlerinin yakın dönemde filmleri çekilmiş ve dizileri yapılmıştır. Reşat Nuri Güntekin 1956 yılında akciğer kanseri nedeniyle vefat etmiştir.

Çalıkuşu Romanı Hakkında

Reşat Nuri Güntekin’in ünlenmesini sağlayan eseridir. Reşat Nuri’nin en önemli eserleri arasında sayılan ve hatta çoğu zaman ilk sıraya yazılan Çalıkuşu; 1922 yılında Vakit Gazetesi’nde kısım-kısım yayımlanmaya başlamıştır. Çalıkuşu’nun ilk kez kitap olarak basılması ise 1923 yılında gerçekleşmiştir. 1937 yılında Reşat Nuri Güntekin tarafından güncellenen “Çalıkuşu” son halini almıştır.
Çalıkuşu’nun baş karakteri Feride’dir. Feride İstanbullu köklü bir ailenin kızıdır. Çocuk ruhlu, sevecen bir insandır. Buna rağmen nişanlısı tarafından aldatılır. Nişanlısı tarafından aldatılan Feride kendisini öğretmenlik mesleğine adar. Anadolu’yu diyar diyar gezer ve öğretmenlik mesleğine devam eder.
Çalıkuşu romanı; kadınların günlük hayatta kendilerini kabul ettirme çabalarından, öğretmenlik mesleğinin zorluklarına, aşka ve hayata dair pek çok ögeyi bir arada barındırmaktadır. Kitap bir hatıra defteri olarak kurgulanmıştır. Edebiyatımızda büyük bir yankı uyandırmış ve yazarı Reşat Nuri’nin kısa sürede ünlenmesini sağlamıştır.
Çalıkuşu 1922 yılında gazetede yayımlanmaya başladıktan sonra 1923 yılında kitap olarak ilk baskısını yapmıştır. Ardından 1924 ve 1928 yıllarında yeni baskıları yapıldıktan sonra 1937 yılındaki baskısı Reşat Nuri Güntekin tarafından kitapta yapılan değişiklikler ile yayımlanmıştır. Sinema olarak, televizyon dizisi olarak, tiyatro olarak ve bale olarak uyarlanan kitap; güzel sanatların pek çok alanına konu olmayı başarmıştır.

Munise Metni Cevapları Sayfa 16

DERSE HAZIRLIK

1. İlkokuldaki bir anınızı arkadaşlarınızla paylaşınız.
(örnek)
İlkokul üçüncü sınıfa gidiyordum. O gün ders boştu. Nöbetçi öğretmen bahçede oynamamıza izin vermişti.
Okulun bahçesinde ağaçların olduğu kısım ile okul alanını ayıran, borulardan yapılmış bir çit vardı. O boruların üzerine çıkar, dengede durarak yürümeye çalışırdık. Arkadaşım Cihan yine böyle boru üzerinde yürümeye çalışırken ayağı kaymıştı. Göğüs kısmı tam borunun üzerine düşmüştü ve birden hareketsiz kaldı. Çok korkup öğretmenimizi çağırdık.
Çarpmanın etkisi ile Cihan’ın kalbi durmuş. Öğretmenimiz hemen kalp masajı ve suni teneffüs yaptı. Yaklaşık iki dakikalık bir çabadan sonra Cihan’ın kalbi tekrar atmaya başladı. Öğretmenimiz Cihan’ın hayatını kurtarmıştı.
O günden sonra boru çitler kaldırıldı. Yerlerine daha güvenli çitler yapıldı. Bu tür tehlikeli oyunlar oynamanın hayatımıza mal olabileceğini acı bir tecrübe ile öğrenmiş olduk.
2. Reşat Nuri Güntekin’in “Çalıkuşu” romanının konusu ile ilgili neler biliyorsunuz?
Cevap: 
Çalıkuşu romanında Feride isimli bir karakterin, ailevi problemleri nedeniyle kendini öğretmenlik mesleğine adaması ve bu süreçte başından geçenler konu edinmektedir.
Munise Metni Cevapları Sayfa 19

1. ETKİNLİK

Aşağıda, metinde geçen ve anlamları verilen kelimeleri ipuçlarından ve metnin bağlamından hareketle bulunuz. Kelimelerin geçtiği cümleleri sınıfta söyleyiniz.
Cevap: 
havadis → İlgi ile karşılanabilecek haber
müddet → Süre.
fanila → Genellikle pamuk ipliğinden dokunmuş, ten üzerine giyilen iç çamaşırı.
aba →  Üvey anne, analık.
minnet → Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, gönül borcu.
viran → Yıkık, harap.
munis → Cana yakın, uysal, sevimli.
sefil → Sefalet çeken, yoksul.
akis → Işık veya ses dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi, yansıma,
yankı.

2. ETKİNLİK

Okuduğunuz metindeki deyimleri bulup anlamlarını karşılarına yazınız.
Cevap: 
Deyim: üstüne yürümek
Anlamı: Korkutmak, yıldırmak ereğiyle saldıracakmış gibi davranmak, üstüne doğru saldırırcasına gitmek.
Deyim: sokaklara dökülmek
Anlamı: Herhangi bir sebeple toplu halde dışarı çıkmak.
Deyim: kulak vermek
Anlamı: Dikkatli bir biçimde dinlemek, değer vermek, önemsemek.
Deyim: kendine gelmek
Anlamı: Bayıldıktan sonra ayılmak, bilinci açılmak.

3. ETKİNLİK

Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle yanıtlayınız.
1. O gün Feride Öğretmen için neden en acı ve en dertli gündü?
Cevap: Öğrencisi Munise’nin kaybolduğunu öğrendiği için.
2. O gece Feride Öğretmen’in “sefil ve karanlık” oda olarak tanımladığı evi birdenbire nasıl “munis ve mesut” bir ev hâline geldi? Açıklayınız.
Cevap: Feride Öğretmen bir parça da olsa iyilik yapabildiği için.
3. Doğduğu günden beri o köyde yaşayan ve köy halkını tanıyan Munise yardım için neden yeni tanıdığı Feride Öğretmen’i seçmiştir?
Cevap: Köyde kendini en yakın hissettiği kişi Feride Öğretmen olduğu için.
4. Feride Öğretmen’i ve Munise’yi birbirine yaklaştıran sebepler nelerdir?
Cevap: Üvey annesinin Munise’ye kötülük etmesi, Munise’nin Feride Öğretmen’e güvenmesi, Feride öğretmenin Munise’yi çok sevmesi.
5. İnsanların yaşadıklarını anlamada, empati yapmanın önemi nedir?

Cevap: İnsanlar bir olay başlarına gelmeden onun sebep ve sonuçlarını anlamazlar. Fakat kendini karşısındakinin yerine koyup düşündüğünde, karşısındaki kişiyi daha iyi anlar, ona göre davranır. Bu da iyiliği ortaya çıkarır.
6. Çevrenizde yardıma ihtiyacı olan insanlar için neler yapabilirsiniz?
Cevap: Maddi durumumuz iyiyse sahip olduklarımızı onlarla paylaşırız. Değilse gidip dertlerini dinleriz, dertlerine çözüm sunmaya çalışırız.
Munise Metni Cevapları Sayfa 20

4. ETKİNLİK

Okuduğunuz metinle ilgili iki soru yazıp bu soruları arkadaşlarınıza sorunuz.
Cevap: 
(örnektir)
1- Feride öğretmen niçin Munise’yi evlat edinmek istiyor?
2- Munise niçin Feride öğretmene “Anacım” diyerek ellerine sarılıyor?

5. ETKİNLİK

Okuduğunuz metindeki hikâye unsurlarını belirleyiniz.
Cevap: 
Konu: Bir köy öğretmeni ve yetim bir kız öğrencinin arasında yaşananlar.
Yer: Zeyniler Köyü
Olay Örgüsü: Küçük bir kız çocuğu üvey annesinden eziyet görüp evden kaçar. Gün sonunda Feride öğretmeninin evine gelir. Feride öğretmen kapısına gelen baygın haldeki kız çocuğu ile ilgilenerek ona sahip çıkar.
Kişiler: Munise, Feride Öğretmen, Hatice Hanım
Zaman: Bir kış günü

6. ETKİNLİK

Aşağıdaki yönergeleri uygulayınız.
a) Okuduğunuz metinde geçen benzetme cümlelerini örnekteki gibi yazınız.
Cevap: 
» Mezarlık tarafındaki kapıya vuruyorlar gibi bir ses işitmeye başladım.
» Karanlıkta, kollarımın içine buz gibi donmuş, küçük bir vücut düştü.
» Son kuvvetini tükettiği anlaşılan Munise, kollarımda baygın gibiydi.
» Fırtına içinde viran bir gemi teknesi gibi sallanan bu sefil ve karanlık oda, ocağın kızıl akisleri içinde birdenbire öyle munis ve mesut bir yuva olmuştu ki…
» Samanlar insanı yatak gibi sıcak tutuyormuş.
» Munise’de neticesiz bir rüya uyandırmaktan korkar gibi yavaş bir sesle Hatice Hanım’a dedim ki:
b) Siz de iki benzetme cümlesi yazınız.
Cevap: 
» Bulaşıklar dağ gibi yığıldı.
» Babam keçi gibi inatçı bir adamdır.
Daha fazla benzetme cümlesi örneğine aşağıdaki bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Benzetme Cümleleri Örnekleri – 20 Tane

Benzetme Cümlesi Nedir?

Bir kavramın, varlığın ya da durumun özelliklerini, anlatımı güçlendirmek için başka varlık, kavram ya da duruma benzetilmesinden oluşan cümlelere benzetme cümleleri denir. Benzetme cümleleri düşünceyi geliştirme yollarından biridir. Benzetme, söz sanatlarına da dahildir.
Bu cümlelere benzetme anlamlı cümleler ya da benzetme bildiren cümleler de denir.
Benzetme cümleleri, iki şeyden nitelik olarak zayıf olanın, güçlü olana benzetilmesiyle oluşturulur. Cümlenin anlamını zenginleştirmek, anlatıma güç katmak için kullanılır.
Aşağıda 20 tane benzetme ile ilgili cümleler, benzetme cümleleri örnekleri, benzetme örnekleri verilmiştir.

Benzetme Cümlesi Örnekleri

 Hüseyin amcanın altın gibi bir kalbi vardı. (Benzeyen: kalp – Benzetilen: altın)
 Sokaktaki kavga, karıncaların şekere üşüşmesini hatırlattı bana. (Benzeyen: sokaktaki kavga – Benzetilen: karıncaların şekere üşüşmesi)
 Takım elbiseyi giyince iş adamları gibi olmuşsun. (Benzeyen: Sen – Benzetilen: iş adamları)
 Bulaşıklar dağ gibi yığıldı. (Benzeyen: bulaşıklar – Benzetilen: dağ)
 Pazardan aldığım biberler zehir gibi acıymış. (Benzeyen: biber – Benzetilen: zehir)
 Formatı da attıktan sonra bilgisayar saat gibi tıkır tıkır işleyecek. (Benzeyen: bilgisayar – Benzetilen: saat)
 Çıkarım kürsüye, aslanlar gibi konuşmamı yaparım. (Benzeyen: Ben – Benzetilen: aslanlar)
 Babam keçi gibi inatçı bir adamdır. (Benzeyen: babam – Benzetilen: keçi)
 Sabah yağan kar, beyaz bir çarşaf gibi tüm ovayı kapladı. (Benzeyen: kar – Benzetilen: beyaz bir çarşaf)
 Leyla ile Mecnun gibi onlar da asla kavuşamayacaklar. (Benzeyen: onların kavuşamaması – Benzetilen: Leyla ile Mecnun’un kavuşamaması)
 Bulutlar pamuk balyaları gibi gökyüzüne yayılmışlardı. (Benzeyen: bulutlar – Benzetilen: pamuk balyaları)
 Ahmet’in papağan gibi her lafımı tekrar etmesi sinirime dokunuyor. (Benzeyen: Ahmet – Benzetilen: papağan)
 Suya yazı yazmak gibiydi sana öğüt vermek. (Benzeyen: öğüt vermek – Benzetilen: suya yazı yazmak)
 Odadan çıktığında suratı mahkeme duvarı gibiydi. (Benzeyen: surat – Benzetilen: mehkeme duvarı)
 Maçta sucuk gibi terlemişim. (Benzeyen: terlemek – Benzetilen: sucuk)
 Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Benzeyen: ordu – Benzetilen: dev)
 Fazla oyun oynayınca telefon ateş gibi olmuş. (Benzeyen: telefon – Benzetilen: ateş)
 Şimdi bu yemeğin üstüne tavşan kanı bir çay iyi gider. (Benzeyen: çay – Benzetilen: tavşan kanı)
 Bana kalbin gibi bu bembeyaz sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim. (Benzeyen: bembeyaz sayfa – Benzetilen: kalp)
 Kalem gibi kaşlarıyla öyle güzel görünüyordu ki… (Benzeyen: kaş – Benzetilen: kalem)
Munise Metni Cevapları Sayfa 21

7. ETKİNLİK

“Eba video” bölümünden “Munise” isimli kısa filmi izleyiniz. Okuduğunuz “Munise” adlı metin ile izlediğiniz “Munise” adlı kısa filmi yönerge doğrultusunda karşılaştırınız.
Cevap: 
Kahramanlar
Metin: Munise, Feride Öğretmen, Hatice Hanım
Film: Hatice Hanım, Doktor Bey, Hoca Hanım, Munise, Munise’nin babası
Mekan
Metin: Zeyniler Köyü
Film: Köy evi odası
Zaman
Metin: Bir kış günü
Film: Bir kış günü
Olay
Metin: Küçük bir kız çocuğu üvey annesinden eziyet görüp evden kaçar. Gün sonunda Feride öğretmeninin evine gelir. Feride öğretmen kapısına gelen baygın haldeki kız çocuğu ile ilgilenerek ona sahip çıkar.
Film: Bir askeri doktor, Hoca Hanım’ı çağırtır. Konuşurlarken peçesini açtığında, Hoca Hanım’ın zengin bir ailenin kızı olduğunu anlar ve şaşırır. Böyle zengin bir ailenin kızı olan Hoca Hanım’ın fakir bir köyde hizmet etmeye gelmesi, onu duygulandırır. Filmin geri kalanındaki olaylar metnin geri kalanıyla aynıdır.

8. ETKİNLİK

Aşağıdaki yönergeleri uygulayınız.
a) Aşağıdaki parçada koyu yazılmış fiilleri (eylemleri) parçanın anlam bütünlüğüne dikkat ederek tamamlayınız.
Cevap: 
Kaç saat geçtiğini bilmiyorum İnsan böyle hâllerde zaman hissini kaybediyor. Mezarlık tarafındaki kapıya vuruyorlar gibi bir ses işitmeye başladım. Rüzgârdan başka ne olabilirdi? Fakat hayır, bu rüzgâr sarsıntısından başka bir şeydi. Yatağımdan doğrularak kulak verdim ve gecenin içinde bir insan iniltisi işitir gibi oldum. Hemen yatağımdan fırladım, omuzlarıma bir örtü alıp aşağı koşmaya başladım.
b) Eylemler tamamlandıktan sonra metinde ne gibi değişiklikler olmuştur? Yazınız.
Cevap: 
Metindeki eylemlerin kim tarafından, ne zaman yapıldığı belirlenmiştir.

9. ETKİNLİK

Aşağıdaki eylemlerin aldıkları çekim eklerini örnekteki gibi ilgili satırlara yazınız.
Cevap: 
uyusa → -sa
bulun → -un
ağlıyor → -yor
yapalım → -a-lım

söylememiş → -me -miş
olmalı → -malı
korkar → -ar
Munise Metni Cevapları Sayfa 22

10. ETKİNLİK

Mevlânâ’nın aşağıdaki sözlerini okuyup üzerinde düşününüz. Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
Cevap: 
(örnek)
Akarsu aktığı yol boyunca her bitkiyi, her ağacı, her canlıyı sular. Hiçbir şeyi ayırt etmez, kimseden suyunu esirgemez. Biz insanlar da akarsuyu örnek alarak zengin, fakir, güzel, çirkin, güçlü, zayıf diye kimseyi ayırt etmeden elimizdekileri paylaşmayı bilmeliyiz. Herkese eşit davranarak cömert olmalıyız. 
İnsan olarak şefkat ve merhamet duygularımızı herkese karşı aynı oranda kullanmalıyız. Güneş nasıl kimseyi ayırmadan ışığıyla herkesi aydınlatıyorsa, biz de ayrım yapmadan tüm insanlara şefkatli ve merhametli yaklaşarak gönülleri aydınlatmalıyız.

11. ETKİNLİK

Okuduğunuz “Munise” adlı metni konu bütünlüğü oluşturacak şekilde tamamlayınız.
Cevap: 
(örnektir)
Ertesi gün muhtarla konuşmaya gittik. Muhtar babasının bu duruma razı gelmeyeceğini, çünkü Munise’nin gelinlik yaşına geldiği zaman ondan başlık parası kazanacağını umduğunu söyledi.
Öğretmen olduğum ilk günden bu yana herkese başlık parasının ne kadar kötü bir şey olduğunu anlattım durdum. Ama kimse kulak asmadı. Kızlar hala bir mal gibi görünüyordu.
Gözümü karartıp Munise’nin babasına gittim. Evet, gerçekten de başlık parası için Munise’yi bana vermek istemiyordu. Ben başlık parasının kanunlarca suç olduğunu, bu niyetini ve Munise’ye yaptıklarını jandarmaya anlatacağımı söyledim. İtiraz etmeye devam etse de jandarma lafından korktuğu belliydi. Kim bilir jandarma gelse, daha ne kabahatleri ortaya çıkacaktı?
Sonunda ikna oldu. Munise’ye bu mutlu haberi vermek için hemen eve koştum…

Dostluk Metni Cevapları Sayfa 23

DERSE HAZIRLIK

1. Karagöz oyunlarında bildiğiniz başka karakterler var mı?
Cevap: Beberuhi, Tiryaki, Tuzsuz Deli Bekir, Bekçi…
Daha fazlası:
Karagöz Oyunundaki Diğer Karakterler Hangileridir?
Karagöz ile Hacivat oyunu, kültürümüzde önemli bir yere sahiptir. Bu oyunun kültürümüze nasıl yerleştiği net olarak bilinmemekle birlikte, en güçlü ihtimal olarak Mısır’dan bize geldiği düşünülmektedir. Karagöz ile Hacivat oyunu, “Karagöz oyunu” olarak da adlandırılabilmektedir. Gölge oyunu olarak sahnelenen Karagöz ile Hacivat oyunundaki iki ana karakter Karagöz ile Hacivat’tır. Bunun yanı sıra Karagöz oyunundaki diğer karakterler hangileridir sıralayalım.
» Çelebi
» Tiryaki
» Beberuhi (Altı kulaç veya Pisbop da denilir)
» Kayserili (Mayısoğlu da denilir)
» Kastamonulu (Himmet Dayı veya Himmet Ağa isimlerindedir)
» Laz
» Kürt
» Acem (Püser veya Nöker de denilir)
» Arap (Ak Arap ya da Kara Arap) Ak Arap’ın isimleri: Hacı Fitil, Hacı Kandil yahut Hacı Şamandıra da denilir.
» Arnavut (Mestan Ağa, Bayram Ağa, Celo Ağa, Recep Ağa, Şaban Ağa, Ramazan Ağa isimlerinde olur)
» Rumelili (Muhacir veya Hüsmen Ağa da denilir)
» Yahudi (Çıfıt)
» Frenk (Rum)
» Ermeni
» Çerkez
» Tuzsuz (Tuzsuz Deli Bekir)
» Matiz (Sarhoş)
» Zeybek
» Zenneler
» Çengi (Çengi kız veya Afet de denilir)
» Cazu
» Cin
» Çingene
» Külhancı
» Pişekâr
» Kavuklu
» Kilci
» Tulumbacılar
» Bekçi
» İmam
» Haham
» Doktor
» Sünnetçi
» Bolulu Aşçı
» Hokkabaz
» Soytarı
» Curcunabazlar
» Köçek
» Cambaz
» Ayvaz Serkis
» Denyo
» Aşık Hasan
» İskele Kâhyası
» Seymenler
» Deliler
» Dansöz
» Hımhım
» Kekeme
» Hermafrodit
» Canan
» Ferhat
» Tahir
» Yaşar (Karagöz’ün oğlu)
» Sivrikoz
2. Dostlarınızı seçerken nelere dikkat edersiniz?
(örnek)
Dostlarımı seçerken güler yüzlü olmasına, cömert ve merhametli olmasına, yardımsever olmasına, güvenilir olmasına ve fikirlerimizin uyuşmasına dikkat ederim.
Dostluk Metni Cevapları Sayfa 26

1. ETKİNLİK

Metinde geçen aşağıdaki cümlelerden hareketle deyimlerin anlamlarını tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Deyimler Sözlüğü’nden kontrol ediniz.
Cevap:
hesabını bilmek:  tutumlu olmak.
dara düşmek: sıkıntıya girmek.
gözüne uyku girmemek: uyuyamamak, uykusuz kalmak.
ipucu vermek: aranılan gerçeğe ulaştırabilecek şeyle ilgili, onu bulmaya yarayan bilgi vermek.
atsan atılmaz, satsan satılmaz: işe yaramadığı veya sıkıntı verdiği hâlde vazgeçilemeyen şeyler ve kimseler için söylenen bir söz.
kalp kırmak: incitmek.
içini dökmek: derdini anlatmak, iç dünyasındaki duygu ve düşüncelerini bir bir anlatmak.
kıymetini bilmek: önemini, değerini bilmek.

2. ETKİNLİK

Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle yanıtlayınız.
1. Hacivat, Karagöz ile barışmak için nasıl bir yol izliyor?
Cevap: Ona bayram hediyesi aldığını söylüyor.
2. Hacivat, Karagöz’e hediye vererek ne elde etmek istiyor?
Cevap: Onunla barışmak istiyor.

3. Karagöz niye küstüğünü hatırlayamamasına rağmen, Hacivat’a karşı bu tutumunu sizce neden devam ettirmektedir?
Cevap: İnatçı olduğu için.
4. Sizce Hacivat ile Karagöz’ün dostluğa bakış açıları neden farklıdır?
Cevap: Hacivat okumuş, kültürlü; Karagöz ise cahil biri olduğu için.
5. Karagöz’ün barışmama konusundaki inadını Hacivat’ın ise barışma konusundaki yöntemlerini doğru buluyor musunuz? Neden?
Cevap: Karagöz’ün inadı doğru değildir. Hacivat’ın yöntemleri ise doğrudur. Gerçek dostlukta ne olursa olsun dostlar uzun süre küs kalmazlar.
6. Kalbini kırdığınız birisiyle barışmak için nasıl bir yol izlerdiniz?
Cevap: Özür diler, ona hediye alırdım.
Dostluk Metni Cevapları Sayfa 27

3. ETKİNLİK

Okuduğunuz metnin konusunu, ana fikrini ve yardımcı fikirlerini bulunuz.
Cevap:
Dostluk Metni Konusu: Karagöz ile Hacivat’ın barışması
Dostluk Metni Ana Fikri: Bir insanın dostluğu insanlar için en güzel hediyedir.
Dostluk Metni Yardımcı Fikirleri: 
  • Dostluk sadece güzel günler için değildir; kötü günlerde de insan dostunun yanında olmalıdır.
  • Ne olursa olsun insan dostu ile uzun süre dargın kalmamalıdır.
  • İnsan dostunun eksiklikleri ile dalga geçmemelidir.

4. ETKİNLİK

Hacivat dostluğun ipuçlarını verirken aşağıdaki ifadeleri kullanmıştır. Hacivat’ın yerinde olsanız Karagöz’e hangi ipuçlarını verirdiniz?
Sana senden daha yakındır.
Nokta nokta diye nicesine sarıldım, benim sadık yarim kara topraktır.
Kişinin aynası gibidir.
Onları azaltırsan düşmanların çoğalır.
Düşenin nokta noktası olmaz.
O başa bakar, düşman ayağa bakar.
Cevap: 
Etrafınızda birçok insan olsa da, o sizin için tektir.
Şakalarına alınmak ve huysuzluk yapmak yerine, birlikte gülersiniz.
Herkes çıkıp gittiğinde, çıkıp gelendir.
Dostluk Metni Cevapları Sayfa 28

5. ETKİNLİK

Aşağıdaki eylemlerden zaman bildirenleri saatin yanına, zaman bildirmeyenleri dilek kuyusunun yanına yazınız.
Cevap: 
Dilek Kuyusu:
  • yap
  • gezmeli
  • baksa
  • soralım
Saat:
  • okuyor
  • aldı
  • susmuş
  • çizer
  • konuşacak

6. ETKİNLİK

Aşağıdaki eylemleri, belirtilen kiplerde çekimleyerek birer cümle içinde kullanınız.
Cevap: 
dinle-
Şimdiki Zaman: Radyodan haberleri dinliyorum.
Gelecek Zaman: Konserine gidip onu canlı canlı dinleyeceğim.
Geniş Zaman: O hep babasının sözünü dinler.
Görülen Geçmiş Zaman: Öğretmeninin büyük bir dikkatle dinledi.
Duyulan Geçmiş Zaman: Biz konuşurken kapı arkasında gizli gizli dinlemiş.
anla-
Gereklilik Kipi: Bu kadar örnekten sonra artık konuyu anlamalısın.
Şart Kipi: Beni anlasa bu şekilde davranmazdı.
İstek Kipi: Bakım yapmazsak bu duvarın yıkılacağını artık anlasın.
Emir Kipi: Kitap okuma alışkanlığı edinmeden paragraf sorularını kolayca çözemeyeceğini anla.

7. ETKİNLİK

“Dostluk” hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Kısaca anlatınız.
Konuşmanızda “oysaki, başka bir deyişle, özellikle, ilk olarak, son olarak” ifadelerini kullanmaya dikkat ediniz.
(örnek)
Dostumuz bizim tarlamız gibidir. Sevgiyle eker şükranla biçeriz. Açken ona gideriz, huzur bulmak için onu ararız. Herkes iyi günümüzde yanımızda olabilir oysaki dostumuz sadece iyi günümüzde değil kötü günümüzde de yanımızdadır. Başka bir deyişle hayatımızın her anında yanımızdadır. Hem sorunlarımızın çözümü için, hem de sevincimizi paylaşmak için aklımıza ilk dostumuz gelir. Bence insanoğlu yarım yaratılmıştır. Ancak iyi bir dost insanı tam yapar.
Dostluk Metni Cevapları Sayfa 29

8. ETKİNLİK

Aşağıdaki kavram havuzunda verilen kelimeleri kullanarak “dostluk” konulu bir hikâye yazınız. Yazınızı zenginleştirmek için “atasözleri, deyimler ve özdeyişler” kullanınız.
sevgi saygı yardım etmek cömertlik para güven anlayış göstermek zorda kalmak iyilik sadakat
Aşağıdaki  hikayeyi örnek alabilirsiniz.
Dostluk Konulu Hikaye – Eksilmeyen Para
Cihan ile Mustafa ilkokuldan beri sıkı arkadaştılar. Yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi. Birbirlerine karşı her zaman sevgi beslerler, saygılı davranırlardı. Birbirlerine güvenirlerdi. Yıllarca birbirlerine sadık kaldılar. Cihan evli, iki çocuk sahibi; Mustafa ise bekardı. İki arkadaş ortak bir döner dükkanı almışlar, beraber çalışıp her gün kazançlarını eşit olarak paylaşıyorlardı.
Bir gün Cihan kendi kendine düşündü: “Kazandığımız paraları eşit bölüşmemiz adaletli değil. Ben bekarım, Mustafa ise evli. İki de çocuğu var. Masrafı daha çok olur.” Böylelikle Cihan her gün kazançları paylaştıktan sonra kendi kazancının yüzde yirmisini Mustafa’nın cebine gizlice koymaya başladı.
Bu arada Mustafa da “Kazandığımız paraları eşit bölüşmemiz adaletli değil. Mustafa yalnız. Yarın evlenebilir. Düğün için, eşyalar için para lazım olur. Hem ben zorda kalırsam eşim de çalışıp bana destek olabilir. Cihan’ın kimsesi yok.” diye düşünüp her gün kazancının yüzde yirmisini Cihan’ın cebine gizlice koymaya başladı.
İki dost da yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar çünkü her ikisinin de kazandığı para değişmiyordu. Bir akşam birbirlerinin cebine gizlice para koyarken karşılaştılar. O zaman olanı biteni anladılar. Her ikisi de birbirlerine anlayış gösterdiler, sıkıca kucaklaşıp böyle bir dostluğa sahip oldukları için Allah’a şükrettiler.

GELECEK DERSE HAZIRLIK

1. Âşık Veysel’in bir şiirini bulup ezberleyiniz.
Google da arayarak Aşık Veysel şiirlerine ulaşabilirsiniz.

2. Âşık Veysel’in hayatı hakkında bir araştırma yapınız.
Aşağıdaki  araştırma yazısına ulaşabilirsiniz.
Âşık Veysel Kimdir?
Âşık Veysel 25 Ekim 1894 tarihinde Sivas’ın Şarkışla ilçesinde dünyaya gelmiştir. İsmi Veysel olup, “aşık” saz ve söz ustası olduğu için sonradan kendisine takılmış bir lakaptır. Ünlü ozan, Avşar boyunun Şatırlı Obasındandır. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti kurulup da soyadı kanunu çıktıktan sonra “Şatıroğlu” soy ismini almıştır. Dolayısıyla Veysel Şatıroğlu, Âşık Veysel yahut Âşık Veysel Şatıroğlu isimlerinin hepsi ünlü ozana aittir. İsminden de öte gönüllere kazınan Âşık Veysel kimdir daha yakından bakalım…

Âşık Veysel’in Hayatı

Sivas’ta Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyü’nde gözlerini dünyaya açan Âşık Veysel, maalesef dünyanın güzelliklerini çok kısa süre görebilmiştir. Dönemin en yaygın hastalıklarından olan çiçek hastalığı nedeniyle Âşık Veysel 7 yaşında iki gözünü de kaybetmiştir. Âşık Veysel gözlerini kaybettiği günü kendi ağzından şu şekilde anlatmıştır: “Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kaydı ve düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım… Çiçek zorlu geldi. Sol gözümde çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bugündür dünya başıma zindan.”
Âşık Veysel’in annesinin adı Gülizar ve babasının adı da Ahmet’tir. Çiftçilikle uğraşan Âşık Veysel’in babası yörede “Karaca” lakabı ile tanınmaktadır. Âşık Veysel iki kız kardeşini de çiçek hastalığı nedeniyle kaybetmiştir. Âşık Veysel’in oyalanması için babası kendisine bir saz almıştır. Âşık Veysel bu saz ile ünlü ozanların türkülerini çalınca yeteneği ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine 1930 yılında şairler gecesine katılmıştır ve o yıllarda Sivas’ta Eğitim Müdürü olarak görev yapan Ahmet Kutsi Tecer ile tanışmıştır.
Ahmet Kutsi Tecer Âşık Veysel’in yeteneğini görünce ona her türlü desteği vermiş ve Anadolu’nun pek çok ilini gezmesine yardımcı olmuştur. Bu sayede yurdun pek çok yerinde Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yapmıştır. 1965 yılında çıkarılan özel bir kanun ile Âşık Veysel maaşa bağlanmıştır. Hayatı boyunca 2 kez evlilik yapan Âşık Veysel’in 5 çocuğu dünyaya gelmiştir. Âşık Veysel 21 Mart 1973 tarihinde vefat etmiştir.

Âşık Veysel’in Edebi Kişiliği

Âşık Veysel sade ve duru bir Türkçe ile deyişler söylemiştir. Âşık Veysel’in eserleri halk tarafından benimsenen, kolayca öğrenilen ve ezberlenen, dilden dile kolayca aktarılabilen niteliktedir. 1970’li yıllarda dönemin en ünlü sanatçılarından; Gülden Karaböcek, Fikret Kızılok, Selda Bağcan, Hümeyra ve Esin Afşar Âşık Veysel’in deyişlerini derlemişler ve bir araya getirmişlerdir. Bu sayede Âşık Veysel’in bilinilirliği artmış, eserleri daha geniş kitlelere yayılmıştır.
Âşık Veysel eserlerinde her daim umudu, yaşama sevincini, güzellikleri ve insani değerleri ön plana çıkarmıştır. Bunun yanı sıra gözlerini kaybetmenin yoğun etkisi nedeniyle umutsuzluk, hüzün ve keder barındıran deyişleri de bulunmaktadır. Doğaya ve toplumsal olaylara da eserlerinde yer veren Âşık Veysel’in; ender de olsa siyasi eleştiriler de bulunduğu eserleri de vardır.

Âşık Veysel’in Eserleri

Âşık Veysel’in şiirleri; ölmeden önce 3 kitapta toplanarak yayımlanmıştır. İlk kitap 1944 yılında basılmıştır ve Deyişler adını taşır. Âşık Veysel’in ikinci eseri 1950 yılında yayımlanmıştır ve Sazımdan Sesler ismindedir. Âşık Veysel’in üçüncü kitabı ise 1970 yılında yayımlanan Dostlar Beni Hatırlasın’dır. Şairin ayrıca bu isimde bir de şiiri bulunmaktadır. Âşık Veysel vefat ettikten sonra 1984 yılında tüm şiirleri “Bütün Şiirleri” isimli kitapta bir araya getirilmiştir. Âşık Veysel’in şiirlerini aşağıdaki gibi listeleyebiliriz.
» Anlatamam derdimi
» Arasam seni gül ilen
» Atatürk’e ağıt
» Beni hor görme
» Beş günlük Dünya
» Bir kökte uzamış
» Birlik destanı
» Çiçekler
» Cümle âlem senindir
» Derdimi dökersem derin dereye
» Dost çevirmiş yüzünü benden
» Dost yolunda
» Dostlar beni hatırlasın
» Dün gece yar eşiğinde
» Dünya’ya gelmemde maksat
» Esti bahar yeli
» Gel ey âşık
» Gonca gülün kokusuna
» Gönül sana nasihatim
» Gözyaşı armağan
» Güzelliğin on para etmez
» Kahpe felek
» Kara toprak
» Kızılırmak seni seni
» Küçük dünyam
» Murat
» Ne ötersin dertli dertli
» Necip
» Sazım
» Seherin vaktinde
» Sekizinci ayın yirmi ikisi
» Sen Bir Ceylan Olsan
» Sen varsın
» Şu geniş Dünya’ya
» Uzun ince bir yoldayım
» Yaz gelsin
» Yıldız (Sivas ellerinde)
Kardeşim Dinleme Metni Cevapları Sayfa 30

DERSE HAZIRLIK

1. Ezberlediğiniz Âşık Veysel şiirini sınıfta okuyunuz.

2. Âşık Veysel’in hayatı hakkında bildiklerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Cevap: 

Âşık Veysel 25 Ekim 1894 tarihinde Sivas’ın Şarkışla ilçesinde dünyaya gelmiştir. İsmi Veysel olup, “aşık” saz ve söz ustası olduğu için sonradan kendisine takılmış bir lakaptır. Çiçek hastalığı nedeniyle Âşık Veysel 7 yaşında iki gözünü de kaybetmiştir. Yurdun pek çok yerinde Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yapmıştır. 21 Mart 1973 tarihinde vefat etmiştir.
Âşık Veysel sade ve duru bir Türkçe ile deyişler söylemiştir. Âşık Veysel’in eserleri halk tarafından benimsenen, kolayca öğrenilen ve ezberlenen, dilden dile kolayca aktarılabilen niteliktedir. Eserlerinde her daim umudu, yaşama sevincini, güzellikleri ve insani değerleri ön plana çıkarmıştır. Âşık Veysel vefat ettikten sonra 1984 yılında tüm şiirleri “Bütün Şiirleri” isimli kitapta bir araya getirilmiştir.

1. ETKİNLİK

Aşağıdaki boşlukları dinlediğiniz şiire göre doldurunuz.
Cevap: 
Beni hor görme kardeşim
Sen altınsın ben tunç muyum
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım
Ne var ise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mezara girende
Sen toksun da ben aç mıyım
Kimi molla kimi derviş
Allah bize neler vermiş
Kimi arı çiçek dermiş
Sen balsın da ben çeç miyim
Topraktandır cümle beden
Nefsini öldür ölmeden
Böyle emretmiş yaradan
Sen kalemsin ben uç muyum
Tabiata Veysel aşık
Topraktan olduk kardaşık
Aynı yolcuyuz yoldaşık
Sen yolcusun ben bac mıyım
Âşık Veysel ŞATIROĞLU

2. ETKİNLİK

Aşağıdaki kelimelerin anlamlarını metnin bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz. Kelimelerin geçtiği dizeleri bulunuz.
Cevap: 
sac: Yassı demir çelik ürünü
molla: Büyük kadı
derviş: Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen
çeç: Tahıl yığını
bac: 1- Osmanlı Devleti’nde gümrük vergisi 2- Zorla alınan para, haraç
Kardeşim Dinleme Metni Cevapları Sayfa 31

3. ETKİNLİK

Dinlediğiniz şiirin temasını ve ana duygusunu aşağıdaki boşluklara yazınız.
Cevap: 
Kardeşim Şiiri Teması: Eşitlik
Kardeşim Şiiri Ana Duygu: İnsanlar arasındaki kardeşlik

4. ETKİNLİK

Şair siz olsaydınız şiire hangi başlığı verirdiniz?
Cevap: Hepimiz Kardeşiz

5. ETKİNLİK

Aşağıdaki yönergeleri uygulayınız.
a) Aşağıdaki dörtlükte insana ait özellikler verilen varlıklar hangileridir? Yazınız.
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi.
Ey suyun sesinden anlayan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi?
(…)
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
Cevap: 
» ırmaklar
» bağlar
» çeşme
b) Aşağıdaki dörtlükte hangi ifadelerde abartma yapılmıştır? Yazınız.
Bir ah çeksem dağı taşı eritir,
Gözüm yaşı değirmeni yürütür.
Bu hasretlik beni dahi çürütür,
Bana sıla da bir, gurbet il de bir.
(…)
Karacaoğlan
Cevap: 
» Bir ah çeksem dağı taşı eritir
» Gözüm yaşı değirmeni yürütür
Kardeşim Dinleme Metni Cevapları Sayfa 32

6. ETKİNLİK

Aşağıdaki cümlelerde kullanılan eylem kiplerini inceleyerek örnekteki gibi işaretleyiniz.
Cevap: 
7. sınıf MEB Yayınları 2 Kardeşim Dinleme Metni Etkinlik Cevapları – Kipler

7. ETKİNLİK

“Alçak gönüllülük” konusundaki düşüncelerinizi beden dilini etkili kullanmaya özen göstererek arkadaşlarınızla paylaşınız.
Cevap: 
Alçak gönüllülük, kibirlenmemek, gururlanmamak demektir. Alçak gönüllülük, kendini yüceltmemek, gösterişe değil öze önem vermek, sürekli övünmemek, övülmeyi de beklememektir. İnsanın gerçekten alçak gönüllü olabilmesi için önce kendine karşı dürüst olması sonra da karşısındakilere karşı dürüst olması gerekir. Alçak gönüllü kişiler aynı zamanda mütevazı kişilerdir.
Alçak gönüllülük insanın kendini küçük görerek alçaltması değildir. İnsanın kendi değerlerini, yeteneklerini, olumlu ve olumsuz yanlarını iyice bilerek; kendini olduğundan başka türlü görmemesi ve göstermeye kalkışmamasıdır.

8. ETKİNLİK

Aşağıda verilen erdemlerden birini seçerek şiir yazınız. Yazdığınız şiire uygun bir başlık belirleyiniz.
kardeşlik, sabır, sevgi , saygı, vefa, merhamet, azim, güven
Cevap: 
(örnektir)
Seçilen erdem: Saygı
SAYGI GÖSTERMELİYİZ
Küçük olan kimseleri sevmeli,
Büyüklere saygı göstermeliyiz
Ne azarlamalı ne de sövmeli,
Büyüklere saygı göstermeliyiz
Bilmeli ana baba hakkı nedir?
Bizleri bu hale getiren odur
Dinimizin emri de zaten budur,
Büyüklere saygı göstermeliyiz…
Şair: Yusuf Tuna

GELECEK DERSE HAZIRLIK

1. Bir okul müdürü olduğunuzu düşünerek “Cumhuriyet Bayramı”nda konuşma yapmak üzere sunum hazırlayınız.
(örnektir)
Saygıdeğer öğretmen arkadaşlarım, değerli veliler ve sevgili öğrenciler.
Sevgili cumhuriyetimiz, göz bebeğimiz 100. yaşına doğru adım adım ilerlerken, her geçen yıl daha fazla gururlanıyor ve cumhuriyetimizin kurucusu büyük önderimiz, Atatürk’ün değerini daha fazla anlıyoruz.
Yaşadığımız coğrafya, vatanımızın ve cumhuriyetimizin ne kadar önemli olduğunu her gün hatırlatıyor bize. Savaşlar, bombalar, mülteciler, hayatta kalmak için bir bota binip kaçmaya çalışırken kıyılara vuran cansız bebekler…. Büyük acılar içindeki komşularımız bize güçlü, modern, çağdaş cumhuriyetimizi korumak ve güçlendirmek için elimizden geleni yapmamız gerektiğini hatırlatıyor.
Milli mücadelede birlik ve beraberlik ile hareket ederek  Kurtuluş Savaşı’nı kazanan halkımız, aynı birlik ve beraberlikle cumhuriyetini korumasını ve güçlendirmesi gerektiğini çok iyi biliyor.
Sevgili çocuklar. Bizler, öğretmenleriniz, sizleri Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı vatan ve millet sevgisiyle dolu insanlar olarak yetiştirmeye çalışıyoruz. Atatürk’ün bize armağan ettiği ,“En büyük eserim.” dediği cumhuriyet, sizlerin omuzlarında yükselecek. Sizlere verilen görevin büyüklüğünü ve zorluğunu düşünüp kendinizi ona göre hazırlayın.
Cumhuriyet sizden çok şey bekliyor…



7. Sınıf Türkçe MEB Yayınları Ünite 8 Zaman ve Mekan Teması


7. Sınıf Türkçe MEB Yayınları Ünite 7 Doğa ve Evren Teması


7. Sınıf Türkçe MEB Yayınları Ünite 6 Okuma Kültürü Teması


7. Sınıf Türkçe MEB Yayınları Ünite 5 Bilim ve Teknoloji Teması
DKC Bir cevap motorudur... Sağ üstteki "Eksik sayfa bildir"butonuna tıklayarak istediğiniz sayfaları bize bildirebilirsiniz.
Paylaş:
📌 EKSİK SAYFA BİLDİR...