10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Cevapları

10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Cevapları Cevap anahtarı


10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 75 Cevabı
  • İdealizm:  İdea
  • Materyalizm:  Madde
  • Düalizm: Madde-idea
  • Fenomenalizm: Fenomen
  • Varoluşçuluk: İnsan
10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 76 Cevabı
1. Birbiri ardına gelen olaylar neden sonuç ilişkisi olarak düşünülebilir mi?
  • Cevap: Sadece bir olay bir başkasından önce geliyor diye birinin neden ötekinin etki olduğu sonucunu çıkarmak, akla uygun bir şey değildir. Bunların bir araya gelmeleri rastgele ve gelişigüzel olabilir. Birinin ortaya çıkmasından öbürünün varoluşunu çıkarsamak için bir sebep olmayabilir.
2. Hume nedenselliğe neden karşı çıkmaktadır?
  • Cevap: Ona göre bu ilkeye ulaşabilmek için doğadaki her olayı birer birer gözden geçirip bir neden-sonuç zinciri oluşturmak gerekir. Oysa böyle bir çalışma, ne kuramsal olarak ne de pratik olarak mümkün değildir. Hume’a göre nedensellik ilkesi alışkanlıktan ibarettir. Örneğin; ateşin üzerine konan her suyun kaynadığını gördüğümüz için “Ateş suyun kaynama nedenidir.” deriz. Yine Ave B olayları arasında her zaman birbirini izleyen bir ilişki gözlemlediğimiz için bu iki olay arasında nedensellik ilişkisi olduğuna inanırız. Oysa bunlar bir bilgi değil bir inanç ve alışkanlıktır. 
10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 77 Cevabı
1. Varlık türlerinin farklılıkları nelerdir?
  • Cevap: İdeal varlık, zaman mekânda bir yer kaplamaz. Bundan dolayı ne değişir ne de oluş içinde bulunur. Bunun sonucu olarak da ideal varlık meydana gelmez, değişmez, başka bir şekle girmez; onun bireyliliği de yoktur. Bu nedenle ideal varlığın var olmasına öteden beri karşı konmuş, tartışmalara en çok sahne olmuş bir varlık türü olmuştur.
2. Metafiziğin hangi yönü eleştirilmiştir?
  • Cevap: İdeler hakkındaki bu felsefe teorisi de ideal varlık türünün metafizik yükünü ağırlaştırmış ve ondan vazgeçilebileceği düşüncesine güç kazandırmıştır. Çünkü bu
    kurgucu (konstruktif) metafizik teori; problemi açıklayamamış, tersine onu belirsiz kılmıştır. 
3. Metne göre metafizik ve ontoloji arasındaki farklar nelerdir? Yazınız.
  • Cevap: Ontoloji, ideal varlığı aynı real varlık dünyası içinde görmekte ve bu bakımdan ontoloji çok somut fenomenlerden hareket etmektedir.
10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 78 Cevabı
1. Şiirde sonbahar kavramı hangi varlık türünü ifade etmektedir?
  • Cevap: Yalnız bir insanı ifade etmektedir.
2. Yalnızlık, şiire göre insanın yaşadığı bir durum mu yoksa insanın farklı bir var oluşu mudur? Değerlendiriniz.
  • Cevap: İnsanın yaşadığı bir durum gibi gözükse de aslında yalnızlık bir varoluştur tek başına yaşama karşı duran birinin aynalarla paylaştığı kendi var oluşsal durumudur.
3. Şiirden hareketle yalnızlık hakkında felsefi bir soru oluşturup sorunuzu aşağıda boş bırakılan yere yazınız.
  • Cevap: Yalnızlık paylaşılır mı paylaşılırsa yalnızlık olur mu?
10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 80 Cevabı
1. Metinde bir insanın somut varlığından öte o kişinin resmine âşık olunması varlık felsefesi açısından değerlendirildiğinde bu durum hangi akıma karşılık gelir? Gerekçeleriyle değerlendiriniz.
  • Cevap: Varlık felsefesinin ideal varlık akımına karşılık gelir. Çünkü bu durumun sonucu olarak  ideal varlık meydana gelmez, değişmez, başka bir şekle girmez; onun bireyliliği de yoktur. Resme aşık olan adam resmin başka bir varlığa, başka bir şekle girmeyeceğini bilir. Daha doğrusu reddedilmeyeceğini bilir. Böylece de incineceği bir durum ortaya çıkmayacaktır.
2. Repliklerde geçen “benim dünyam” sözüyle ifade edilen nedir?
  • Cevap: İnsanların kendilerine ait bir dünyaları vardır. Bu dünyayı kendi hayal dünyalarından oluşturarak beyinlerinde akıllarında kurarlar. O dünyaya istediklerini misafir ederler istemediklerini ise almazlar. Repliklerde geçen “benim dünyam” sözü işte insanın kendi aklında inşa ettiği dünyasıdır.
3. Halil’in bir resme yönelik yaşadığı bu durumun psikolojik bir sorun değil de felsefi bir yaklaşım olduğunu nasıl temellendirebilirsiniz?
  • Cevap: Psikolojik bir sorun olsa idi Halil’in açıklamalarından çıkaracağımız bir altyapıya bir temellendirmeye bağlanamazdı. Oysa Halil için bu durum kendi yarattığı ve bir beklenti içine girmeden sevdiği bir resme aittir, bir takıntı olsaydı karşılık beklerdi. Oysa öyle bir durum söz konusu değildir.
4. Meral’in kendi resmi ile kendisini bir ve aynı olarak kabul etmesi hangi varlık anlayışına karşılık gelir? Değerlendiriniz.
  • Cevap: Reel varlığa denk gelir. Çünkü reel varlığa göre zaman ve mekan içinde yer alabilir, meydana gelebilir, değişebilir hatta şekil bile değiştirebilir.  
10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 81 Cevabı
1. Yolu bulmak için bilgiye mi yoksa tahmine mi başvurursunuz? Neden?
  • Cevap: Bilgiye başvururum. Çünkü tahminler beni yanlış yoldan götürebilir ya da varacağım yerin farklı olması ihtimalini de barındırır. Oysa bilgi beni kesin sonuca götürür. Mesela İstanbul otobüsüne binersem Hakkari’ye gitmeyeceğimi bilirim. 
2. Yolu bulmak için elde ettiğiniz bilgilerin doğruluğuna veya yanlışlığına nasıl karar verirsiniz?
  • Cevap: Bilgiyi kullandıktan sonra vardığımız sonuçlara bakarız. Sonuçlar neticesinde hedefe varmışsak bilgi doğru hedefe varmamışsak bilgi yanlış hedefe götürmüş demektir. Mesela İstanbul’a gitmek için İstanbul tabelası yazan ama Hakkari’ye bizi götüren X FİRMA’sıyla bir daha yolculuk yapmayız. Bizi İstanbul’a götüren Y firmasıyla yolculuk yaparız. 
10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 83 Cevabı
1. Algı yanılmaları, bilginin doğruluğu için şüphe oluşturur mu? Açıklayınız.
  • Cevap: Algı yanılmalarının doğru bilgiye ulaşmada şüphe oluşturacağı çeşitli filozoflar tarafından dile getirilmiştir. Örnek olarak Rasyonalist akımın savunucuları, duyu organları ile elde edilen bilginin tamamen geçersiz olduğunu, dışarıdan gelen (a posteriori) bilginin tamamen şüpheli olduğunu savunur. Buna verilmiş en iyi örneklerden bir tanesi gözlerimizin bize çoğu zaman yalan söylemesidir.Berrak bir su birikintisinin içerisine düz bir çubuğun yarısını soktuğumuzda, suyun altında kalan kısım yamulacaktır. Gözlerimiz, bize sopanın kırık ya da yamuk olduğu bilgisini iletecektir. Oysa ki gerçekte sopa düzdür ve dışarıdan gelen bu bilgi, bize bir doğru bir bilgi vermediği gibi “yanlış bir bilgi” vermiş olacaktır. 
2. Doğru bilgiye nasıl ulaşılabilir?
  • CevapGerçeğe uygun olan ve kanıtlanabilir bilgilere doğru bilgi denir. Kişi bir araştırma yapıyorsa, bir hipotezi kanıtlamaya çalışıyorsa, ya da yalnızca bir husus hakkındaki gerçeği öğrenmek istiyorsa doğruyu, doğru olanı bulup çıkarmaya gayret etmelidir. Doğru bilgiye ulaşmak için izlenebilecek çeşitli yöntemler mevcuttur.Kişinin birincil ve ikincil kaynaklardan olabildiğince fazlasına ulaşmaya gayret etmesi gerekir. İnternet, kitap, dergi, ansiklopedi, röportaj, biyografi gibi kaynaklar temel alınabilse de kişi eleştirel yanını kaybetmemeli, bulduğu bilgileri muhakkak başka kaynaklar ile karşılaştırmalıdır. Yani her duyduğuna inanmamalıdır. Böylece kişi doğru bilgiye ulaşabilir.
10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 84 Cevabı
1. Bu bilgiler, bilginin kaynağına yönelik hangi görüş veya görüşlere kanıt olabilir? Açıklayınız.
  • CevapBilginin ana kaynağı olarak akıl yürütme ve düşünceyi görenler “akılcılar (rasyonalistler)”, duyu, gözlem veya deneyler üzerinde duranlara ise “deneyciler (ampiristler)” denir. Bu akımların isimleri ise “akılcılık (rasyonalizm)” ve “deneycilik (ampirizm)” olarak adlandırılır. Akılcı filozoflardan bazıları Platon, Descartes,Spinoza ve Leibniz; deneyci filozofların bazıları ise Epikuros, Locke, Hume, Condillac ve Comte gibi isimlerdir. Yukarıdaki görüşler de bu iki akıma girmektedir.
2. Bu bilgilerin doğruluğunun mümkün olmadığı nasıl savunulabilir?
  • Cevap: Yine akılla savunulabilir. Deney ve gözlem sonucu yapacağımız tez hipotez çıkarımlarıyla kanıtlarsak doğru olmadıklarını bir başkası bizim düşüncemizi çürütene kadar bu bilgilerin yanlışlığını kanıtlamış oluruz.
Bu içeriğe emoji ile tepki ver

Sayfa 86 Cevabı
1. Duyumlar herkeste aynı biçimde mi ortaya çıkar? Açıklayınız.
  • CevapDuyumların herkes tarafından aynı veya farklı olduğu durumlar çeşitli filozoflar tarafından kategorize edilmiştir. Örnek olarak zaman algısının çeşitli düşünürlerce herkeste aynı olduğu fikrine varılmıştır. Bu algı türüne de “nesnel” algı adı verilmiştir. Ancak duyu organları ile girilen etkileşimler herkes tarafından farklı (sübjektif) olarak algılanır. Duyumların bu noktada bir nesnelliği söz konusu değildir. Modern bilimin de ortaya koyduğu verilere bakacak olursak, nesnel olarak kabul edilen “zaman algısı” bile, Albert Einstein tarafından çürütülmüştür. Zaman, herkes ve her (şey) için farklı algılanmaktadır. 
2. İnsanın bilgisinin ayırt edici özellikleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
  • Cevap:Nesnel bilgiler kümesi içerisinde ise teknik bilgi ve bilimsel bilgi vardır. Son olarak sezgi ve deneyim ile elde edilen, kısmen öznel kısmen de nesnel olmak üzere gündelik bilgi türü mevcuttur. Bu bilgileri nesnel ve öznel yapan ölçütler felsefi anlamda sağlam zeminlere oturtulmuştur. Eğer insan bilgisini belli bir kategori içerisinde sınırlandıracak olursak dahil edeceğimiz kategori kesinlikle öznel bilgidir. Burada insan bilgisinin ayırt edici özellikleri bir anlamda öznel bilgi ile nesnel bilgi arasındaki farklar ile tanımlanabilir. Özet olarak kişiden kişiye değişen, evrensel olmayan, deney ve gözleme tabii tutulamayan ve deneysel anlamda yanlışlanamayan bilgilere öznel bilgi deriz. Bu bilgiler doğrultusunda felsefe, sanat, din ve gündelik anlamda çeşitli akıl yürütmeler ve fikirlere sahip olabiliriz.
Sayfa 87 Cevabı
Meslek seçerken 
  • Cevap:
  • Bu mesleğin bize uygun olup olmadığını
  • Bizim bu mesleği yapmaktan hoşlanıp hoşlanmadığımızı
  • Bu mesleğin maddi ve manevi bize neler kazandırabileceğini düşünürüz. 
Teklonojik bir alet satın alırken
  • Cevap:
  • Aletin maliyetinin bize ne kadar uygun olduğuna
  • Aletin işlevselliğine
  • Aletin bizim için ihtiyaç mı zorunluluk mu olduğuna bakarız.
Bir arkadaş seçerken
  • Cevap:
  • Bize zararı dokunup dokunmayacağına
  • Onunla yapacağımız paylaşıma
  • Bize kattıklarına bakarız.
Sayfa 89 Cevabı
1. Deneyle kanıt göstermeyi neden daha önce kimse denememiştir? Yorumlayınız.
  • Cevap: Akıllarına gelmemiştir ya da uygun koşullar oluşmamıştır.
2. Galilei’nin görüşü kabul edilmeli midir? Yorumlayınız.
  • Cevap: Aksi ispatlanana kadar evet kabul edilmelidir. Çünkü deney ve gözleme aynı zamanda şahitlere de dayanmaktadır.
3. Bilimsel açıklama her durumda işe yarar mı? Yorumlayınız.
  • Cevap: Hayır her durumda işe yaramaz. Mesela insanın rüya görmesini sadece bilimsel bulgular üzerinden ya da metafizik konuları salt bilgi üzerinden yorumlamak işe yaramayabilir. 
Sayfa 93 Cevabı
1. Bilimsel yöntem kesin bir bilgi verir mi? Açıklayınız.
  • CevapBilimsel yöntem kesin bir bilgi verir ancak bu bilgi yine bir başka bilimsel bilgi tarafından çürütülene kadar kesinlik taşıyacaktır. 
2. Bilim, felsefeden yararlanır mı? Nedenleriyle birlikte açıklayınız.
  • Cevap: Evet yararlanır, çünkü felsefe bilimin atasıdır, insan önce düşünür sonra o düşündüğü hakkında bilimsel çalışmalar yapar. Bu birikerek ilerleyen bilgi düşünsel açıdan felsefenin temelini ve alt yapısını beslemeye devam edecektir. Sonuçta felsefe insanın doğruyu bulma yolunda rasyonalist olarak düşünmesidir.Hatta felsefenin alt dallarından biri de bilim felsefesidir.
Sayfa 95 Cevabı
1. Fen bilimlerinin (fizik, kimya vb.) sosyal bilimlere (psikoloji, sosyoloji vb.) göre daha önce felsefeden ayrılmasının nedenini açıklayınız.
  • CevapFen bilimleri ya da pozitif bilimler olarak adlandırdığımız fizik, kimya, biyoloji vb. alanların, felsefi yöntemlerden ayrılarak bilimsel yöntem üzerine oturtulmasının nedeni araştırma nesnelerinin daha somut olmasıdır. Ancak sosyal bilimler kümesi içerisinde yer alan psikoloji, sosyoloji, siyaset, tarih gibi alanların araştırma nesneleri pozitif bilimlerinki kadar somut değildir. Örnek olarak kimya içerisinde meydana fenomenleri inceleyelim. Suyun hangi elementler ile oluştuğuna, hangi koşullardan nasıl davrandığına dair soruların cevapları, gözlem ve deneyler ile kolayca saptanabilir. 
2. Bu çağda bilim, felsefeye göre daha ön planda mıdır? Örneklerle açıklayınız.
  • Cevap: Öyle gibi görünse de sonuçta felsefe düşünsel olarak bilimi desteklemezse ortaya bilimsel çalışmalar ve sorgulamalar çıkmayacağı için sadece görünürde ön planda olduğu sanılır.
Sayfa 96 Cevabı
1. Russell, ifadesinde bilgelik ve bilimi neden karşılaştırıyor?
  • Cevap: Çünkü önemli olan bilim ile ortaya konulan değil ortaya konulanı bilgelikle nasıl ve hangi amaç uğruna kullanacağımızdır. Bilgelik olmadan maddenin de maddi zenginliğin de hiç bir anlamı yoktur demek istemiştir.
2. Bilimin olumsuz etkilerinin yaygınlaşmasından kimler sorumlu tutulabilir?
  • Cevap: Siyasiler, savaştan beslenen azılı katiller, para için yapmayacakları kötülük olmayan bencil ve kötü insanlar olabilir.
3. Bilimin kötüye kullanımının engellenmesi için neler yapılabilir?
  • Cevap: Bilimsel bulgu veya çıktıların güvenilir ellerde olduğuna ve insanların faydaları için kullanılacağına emin olmak gerekmektedir. Aksi durumda silah üreten kişi şunu unutmamalıdır ki ürettiği silahla bir gün öldürülebilir.
4. Russell’ın bildiride etkin rol oynayan tavrını, “bilgelikle birleşen bilim” görüşüne göre değerlendiriniz.
  • Cevap: Bahsettiğimiz üzere bilgi salt yalnız başına ancak bir güç olur. Bu güç ise kötü emellerde yıkıcı bir güce dönüşebilecekken iyi insanların elinde insanlığın hizmetinde kullanılacak bir güce dönüşecektir.
Sayfa 97 Cevabı
1. Öğrencilerin yerinde siz olsaydınız tepkiniz ne olurdu?
  • Cevap: Ben olsam her durumda önceliğim bir canı nefes alan bir yavruyu yaşatma olacağı için Profesör geç kaldığında onu eleştirmez daha da desteklerdim. Böylece Profesör üçüncü kez de köpeği kurtarırdı. 
2. Derse geç kalmasına rağmen profesörün yavruyu kurtarması doğru bir eylem midir?
  • Cevap: Bence doğru bir eylemdir. Çünkü hayatta bir canı kurtarmaktan daha değerli bir şey olduğunu zannetmiyorum. Hele de ders gibi sonrasında telafisi edilebilecek bir durumla kıyaslandığında elbette Profesörün davranışı bence doğru bir eylemdir.
3. Görevliye haber verip dersine yetişmesi, bu arada yavrunun boğulmuş olmasından profesör sorumlu tutulabilir mi?
  • Cevap: Bence sorumlu tutulmalıdır. Çünkü profesör her ne kadar sorumluluklarını ve öğrencilerin dersi terk etmelerini düşünmüş ve bunun etkisinde kalsa da bütün her şeye kulaklarını tıkamalı her eyi göze almalı ve bir canın boğulmasının önüne geçmeliydi.
Sayfa 99 Cevabı
1. İnsanın özgür olduğunu belirleyen ölçüt, davranışları mıdır? Tartışınız.
  • Cevap: Davranışları ve düşünceleridir. Eğer düşüncelerinde özgür ise ama davranışlarında istemediği kısıtlamalara sahipse sonuçta özgür olduğunu söylemek doğru olmayacaktır.
2. Özgürlüğün sınırı var mıdır? Tartışınız.
  • Cevap: Evet vardır. Özgürlüğün sınırı bir başkasının özgürlüğünün sınırlarının başladığı yerde bitecektir. Özetle herkes kadar özgür ve herkes kadar bazı derecelerde sınırlandırılmış bulunmaktayız.
10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 103 Cevabı
1. Cottard’ın vebayla savaşmak istememesi kararını doğru buluyor musunuz? Neden?
  • Cevap: Hayır doğru bulmuyorum. Çünkü çok bencilce bir davranıştır. Oysa yardım etse Veba bitse ama tutuklanacağı ırada kaçmaya çalışsaydı bence daha onurlu bir davranış sergilemiş olacaktı.
2. Cottard, gönüllülere katılsaydı ne tür sonuçlar ortaya çıkabilirdi? Yorumlayınız.
  • Cevap: Gönüllüler ile çalışırdı, belki de Veba salgınının en az hasarla atlatılmasında onun da küçük  de olsa bir katkısı olurdu.
3. Cottard’ın vebayla savaşan gönüllülere katılmamasını toplumsal ve bireysel mutluluk bağlamında değerlendiriniz.
  • Cevap: Toplumsal olarak mutsuz bir ortam oluşurdu bu ortamda insan doğal olarak mutsuz olmaya mahkumdur ancak Cottard’ın istediği mutsuz insanlar arasında özgür ama mutsuz olmaksa o halde bu durum onu belki mutlu ederdi. 
Sayfa 104 Cevabı
1. Tercih çoğunlukta olan hastalardan mı yoksa hayati tehlikesi olan hastadan yana mı kullanılmalıdır? Yorumlayınız.
  • Cevap: Bence ağır hasta çocuk kurtarılmalıdır. Ne olursa olsun bir insanın canından daha değerli bir şey yoktur. 
2. Eğer karar çoğunluktan yana kullanılırsa bir kişinin hayatını kaybetmesine neden olan ancak çoğunluğun mutluluğunu sağlayan bu durum ahlaki midir? Yorumlayınız.
  • Cevap: Bence değildir. Çünkü çoğunluğun mutluluğu için bir çocuğun canı feda edilemez. Bu bence çoğunluğun bencilliği olacaktır.
Yukarıdaki metni özgürlük, sorumluluk ve kural bağlamında değerlendiriniz. Düşüncelerinizi sınıf ortamında tartışınız.
  • Cevap:
  • özgürlük: Mustafa her ortam ve koşulda özgür olduğunu düşünmektedir oysa haksızdır. Çünkü onun özgürlüğünün de bir sınırı vardır.
  • sorumluluk: Mustafa sorumlu davranmalı ve okulun spor alanlarının olduğu yerde oynama sorumluluğunu göstermeliydi.
  • kural: Uyulması gereken davranışlardır. Ön bahçede oyun oynamak yasaksa oynanmamalıdır.
Okulda yaşadığınız bir olay ya da durumu aşağıda boş bırakılan yere yazınız. Bu olayı özgürlük, sorumluluk ve kural ilişkisine bağlı olarak değerlendirerek sınıf ortamında tartışınız.
  • Cevap:
  • olay: Sınavda kopya çekilmesi.
  • özgürlük: Sınavda kopya çekme diye bir özgürlük yoktur.
  • sorumluluk: Derse çalışıp sınava öyle girmek sorumluluğa girer.
  • kural: Sınavlarda kopya çekmek yasaktır.
Sayfa 105 Cevabı
Aşağıda boş bırakılan yerlere, din ile felsefenin benzer ve farklı yönleri hakkındaki görüşlerinizi yazıp arkadaşlarınızın görüşleriyle karşılaştırınız.
  • Cevap:
DİN İLE FELSEFENİN BENZER YÖNLERİ:
Her ikisi de evreni anlamaya çalışır
-Her ikisi de evreni açıklamaya çalışır
-Her ikisi de eleştireldir
DİN İLE FELSEFENİN FARKLI YÖNLERİ:
 Felsefe eleştirel,din dogmatik bir bilgi türüdür
– Felsefede ispat zorunluluğu var,dinde yoktur
– Felsefede akıl yürütme yöntemi,dinde inanç(vahiy) kullanılır
– Felsefede kaynak insan aklı,dinde ilahidir
-Felsefe de kuşku duyulur,dinde kuşku duyulmaz

Sayfa 106 Cevabı
1. İnsanın Tanrı’nın varlığıyla ilgili düşünmesinin nedenleri nelerdir? Tartışınız.
  • Cevap: Çünkü insan kendi varlığının nedenlerini sorgular. Bu sorgulamada ise kendisini yaratan olup olmadığı sorusunu da sorar. Eğer inançlı ise kendini yaratan Tanrı ile ilgili de düşünecektir.
2. Tanrı’nın varlığıyla ilgili farklı görüşlerin ortaya çıkmasının sebepleri neler olabilir? Tartışınız.
  • Cevap: Çünkü insanların Tanrının var oluşu veya Tanrının nitelendirilmesiyle ilgili görüş ve inançları farklı olabilir. Bundan dolayı farklı görüşlerin ortaya çıkması kaçınılmazdır.
Sayfa 108 Cevabı
1. Bu kanıtların Tanrı’nın varlığına yönelik hangi görüşler tarafından ileri sürüldüğünü açıklayınız.
  • Cevap: Düzen ve amaç kanıtında verilen görüş Panenteizm in görüşüdür.
  • Kötülük kanıtında verilen görüş ise Ateizm in görüşüdür.
2. Bu çağda bilgi alanlarında görülen gelişmeler, Tanrı’nın varlığına yönelik yapılan tartışmaları nasıl etkilemiştir?
  • Cevap: Bilgi ile Dünyanın ve Evrenin gizleri sırları nasıl ortaya çıktığı kanıtlanmaya v böylece Tanrının olmadığı görüşü ispatlanmaya çalışılmaktadır.
Sayfa 109 Cevabı
1. Büyük Patlama Teorisi, din felsefesinde tartışılan evrenin bir sonu olup olmadığına yönelik probleme delil olarak sunulabilir mi? Açıklayınız.
  • Cevap:  Entropi yasası, sistem içinde bir maddenin enerjisinin düzensiz olarak dağıldığını ileri süren fizik yasasıdır. Bu yasaya göre ısı, daima soğuk olana doğru dağılarak akar ve akış gerçekleştikten sonra tersine bir hareket olamaz. Bu yasayı anlatanlardan biri, masa üzerinde duran bir bardak sıcak çayın ısı enerjisinin zamanla oda içine doğru dağıldığı ve bu ısı akışının tersine dönüp de çayı tekrar ısıtmadığı örneğidir. Din felsefecilerinden bazıları bu yasanın evrenin sonu olduğuna delil olduğunu söyler. Çünkü onlara göre evrende bir düzensizlik varsa ve giderek artıyorsa bu onun sonlu olduğunu gösterir.
2. Evrene yönelik yapılan açıklamaların doğruluğunu test edebilir miyiz? Yorumlayınız.
  • Cevap:  Evrene yönelik açıklamalar hem filozofların hem de fizikçilerin farklı görüşlerine göre değerlendirilebilir. Bir kısım fizikçi evrenin sonlu olduğunu ve bir başlangıcının olduğunu kendi araştırmaları ile ulaştıkları bulgular neticesinde doğrularken, diğer bir grup fizikçi ise evrenin başlangıcının tam olarak ne zamana denk geldiğini bilimsel veriler ışığında bilinemeyeceğini savunmaktadırlar. Din felsefesiyle ilgilenen filozoflarda evren hakkında farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Bir kısmı evren hakkında yaptıkları açıklamalarda özellikle evrenin başlangıç ve sonunun olması hakkında müspet şeyler söylerken, bir kısım filozof bunun mümkün olmadığını dile getirmektedir.
Sayfa 110 Cevabı
İnanç akılla temellendirilebilir mi? Tartışınız.
  • Cevap: İslam vahyi inancın akla dayandırılmasını telkin etmektedir. Yani Allah, vahyinde öyle dediği için değil, aklın da aynı sonuca ulaştığı için inanılmasını istemektedir. İslam inancında akıl ile çelişen hiçbir alan olmadığına inanılır. Burada akıl ile çelişmek başkadır; bir konunun, aklın bilme alanına girmesi başkadır. Mesela insanın, ölümden sonra da devam edecek olan bir ruhunun bulunduğuna inanmak akıl ile çelişmez, aklın kesin hükümlerine aykırı değildir; ama akıl, yapısı gereği bunu tek başına bilemez, idrak edemez. Bir mümin ruha inandığı zaman aklı ile ters düşmez, onun yeterli olamadığı bir alanda başka bir kaynaktan bilgi edinmiş ve buna inanmış olur.
Filozof, aynı zamanda din adamı da olabilir mi? Tartışınız.
  • Cevap: Olsa bile yapacağı çıkarım ve sonuçlar sonuçta yine inancının çerçevesinde olacaktır bu da felsefeni  şüpheci sorgulama yaklaşımına uymayacaktır.
Sayfa 111 Cevabı
1. İnsan, kim olduğunu neden merak eder?
  • CevapBen kimim?” sorusunu düşünen her insan; aslında kendinin ne olduğunu, nasıl dünyaya geldiğini, dünyadaki rolünü, ölümden sonra ne olacağını ve benzeri soruları kendine yöneltmiş olur. Bu sorulara cevap arayan insanın elinde bedensel yapısı, düşünceleri, tarihsel hafızası, kendine benzemeyen diğer varlıklar ve bu soruya cevap olarak sunulmuş sayısız açıklamalardan başka bir şey yoktur.
2. Ben kimim konusunda neden farklı cevaplar vardır?
  • Cevap: Çünkü herkesin kendi varlık sebebini ortaya koymada yararlandığı kaynaklar ve ulaştığı sonuçlar farklı olabilmektedir. Bu da cevapların farklı olmasına yol açabilmektedir.
Sayfa 113 Cevabı
1. Mutluluk, ölçülebilir mi? Yorumlayınız.
  • Cevap: Hayır ölçülemez. Çünkü mutluluğu ölçecek bir ölçek yoktur. Sadece somutlama yöntemiyle o an ne kadar mutlu olunduğu kaşı tarafa hissettirilmeye çalışılabilir. Mesela mutluluktan havalara uçmak deyiminde olduğu gibi .
2. Küresel Mutluluk Endeksi örneğinden yola çıkarak mutluluk ve devlet bağını açıklayınız.
  • Cevap Küresel mutluluk endeksi verileri her ülke için farklı ölçütleri baz alarak hazırlandığı için o bu raporun ne kadar doğruları yansıttığı da tartışma konusu olabilir. Özellikle son yayımlanan raporda ekonomik düzeyi yüksek olan ülkelerin dünya mutluluk sıralamasında geride kaldıkları görülmekte. Burada “para ile saadet olmaz” deyimi aklımıza gelebilir. İnsanların sağlık, eğitim, zorunlu ve sosyal ihtiyaçları karşılanmadığında insanlar mutlu olamazlar. Yani devletlerin ekonomik ve gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun ülkesinde yaşayan kişilerin hayatlarını kolaylaştıracak adımlar atması gerekir.
 Sayfa 118 Cevabı
1. Platon’a göre devletin ortaya çıkmasındaki nedenler nelerdir?
  • Cevap İnsan ve devlet birbirine benzer insan mikro organizma devlet ise makro organizmadır. Devletteki toplumsal sınıflar insanda bulunan bazı yetilerin karşılığıdır. Platona göre insanın tek başına kendine yetememesi başkalarına ihtiyaç duyması toplumun ve devletin oluşmasına sebep olur.
    Örneğin: İşçi sınıfı insandaki beslenme güdüsüne koruyucular sınıfı insandaki irade ve cesarete yöneticiler sınıfı ise insandaki akla karşılık gelir.
2. Rousseau’nun metninden hareketle içinde yaşadığınız toplum ve devletin kurallarına neden uyduğunuzu açıklayınız.
  • CevapBireylerin oluşturduğu toplumdaki düzeni, bireysel vicdanlar sağlayamaz. Çünkü vicdanın zorlama ve yaptırım gücü yoktur.  Bundan dolayı toplumsal yaşamda bireylerin ihtiyaç ve isteklerini, ilişkilerini ve haklarını düzenleyen kurallara, yasalara ve bunları uygulayacak kurumlar üstü bir kurama gereksinim vardır. Buna göre devlet, amacı sosyal düzenin, adaletin, toplumun iyiliğinin sağlanması olan, belli bir toprak parçası üzerinde yerleşmiş bir insan topluluğuna dayanan ve bu topraklar üzerinde bulunan her şey üzerinde nihai meşru kontrole sahip, siyasi örgütle (hükûmet) donanmış sosyal bir organizasyondur. 
Sayfa 123 Cevabı
1. Sanatta tekniğin önemini değerlendiriniz.
  • Cevap: Sanat eğitimi, tıpkı bilim eğitimi gibi gerekli, ama yöntemleri farklı bir eğitimdir. Yani bilimin eğitimi olduğu gibi sanatın da, yaratıcılığın da eğitimi olur. Yeter ki erken başlansın. Anne karnından,  yaşamın sonuna kadar da sürer. Burada algılama, eleştirel bakma ve sezgi çok önemlidir. Teknolojik yoğunlaşmanın yaşandığı günümüzde çağı yakalamanın, çağdaş olmanın ve ilerlemenin  tek yolu, yaratıcı ve eleştirici düşünme yeteneğine sahip nesiller yetiştirmektir.
2. Sanatsal beğenilerdeki kişisel farklılığın nedenlerini yorumlayınız.
  • Cevap: Sanatsal beğeniler “güzel” kavramıyla açıklanır. Bir şeyin güzel olması demek, onun hoş duygular uyandırması, heyecan vermesi, zevk vermesi ve ölçülü olması gibi farklı ölçütleri vardır. Bu belirttiğimiz ölçütler kişiden kişiye, toplumdan topluma ve kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. Bu da kişilerin ortak bir estetik yargıya sahip olmadıklarını göstermektedir. Bu da çok doğaldır. Çünkü her kültürün ve milletin kendine özgü değer yargıları vardır. Bu değer yargılarına uymayan bazı sanat eserleri toplumlar tarafından reddedilir. Ancak bazı ortak değerler üzerinden yapılan sanat eserleri herkes tarafından beğenilebilir.
Sayfa 126 Cevabı
1. Sanatsal bir ürün fayda sağlar mı? Fayda sağlarsa sanatsal niteliğini yitirmiş olur mu? Yorumlayınız.
  • Cevap:  Sanatçı, yarattığı sanat eserini kendi bakış açısıyla ve o anki ruh haliyle tasarlayarak ortaya çıkarır. Sanatçı, sanat eserini yaparken sadece kendi iç dünyasını ve sanat eserini oluştururken kendi beğenilerini ortaya koyar. Bu tür bir sanat “güzel sanatlar” olarak nitelendirilir ve bu tür sanatsal faaliyetlerde insanlara faydalı olup olmayacağı pek düşünülmez. Örneğin, doğadaki tüm güzellikleri canlandıran bir resim veya kendi yaşanmışlıkların sözlere dökülerek bir şarkının oluşması gibi. Bu türün sanatsal ürünlerin ilk hedefi insanları fayda sağlamak olmasa da yine de bu sanat eserleri insanların entelektüel bakış açılarına hitap eder.Birde “yararlı sanatlar” dediğimiz sanat türü vardır. Özellikle ülkemizde geçmiş yıllarda daha fazla üretilen bu sanat eserleri; kilim dokuma, ağaç oyma, bakırcılık, demircilik, gümüş, kılıç vb. savunma aletlerinin adeta bir sanat eseri niteliği taşıyan bu yapıtlar insanların faydası için tasarlanmış sanat eserleri arasında sayılabilir. Her ne kadar üzerlerindeki ince nüanslar ve şaheser işlemler olsa da geçmişte insanların bazı ihtiyaçlarını karşılamıştır. Aslında bu tür eserlerle uğraşan kişilere daha çok “zanaatkar” denilse de yaptıkları eserlere baktığımızda aslında bir sanat eseri olduğunu görürüz.
2. Çok dinlenen bir şarkı sanat eseri olarak sayılabilir mi? Güzelliğin ölçütü çok kişinin takdir etmesi olarak kabul edilebilir mi? Açıklayınız.
  • CevapSanattaki güzellik konusu felsefede “estetik” olarak tanımlanarak açıklanmaya çalışılır ve sanat felsefesi güzellik konusunda farklı görüşler bildirir. Bir sanat eserin baktığımızda, kirşlerin kendi görüş ve beğenilerine göre eserin değeri ve güzelliği ortaya çıkmaktadır. Ancak bir resim birine çok güzel görünebildiği gibi, başka biri için hiçbir şey ifade etmez. Yine aynı şekilde bir şarkı çok dinlenebilir ve çok beğenebilir ama bazı kişiler de bu şarkıyı hiç dinlemek istemez.Genel olarak baktığımızda çoğu kişi tarafından beğenilmese bile gerçekten sanatsal bir eser niteliği taşıyorsa evet çok dinlenen bir şarkı sanat eseri olarak kabul edilebilir. Ancak her çok dinlenen şarkıyı sanat eseri olarak değerlendirmekte yanlış olacaktır.
Sayfa 128 Cevabı
1. Kimsenin olmadığı ıssız bir adada tek bir kişi tarafından sanat yapılabilir mi? Tartışınız.
  • Cevap:  Kimsenin olmadığı bir adada tek başına bir kişi elbette sanat yapabilir. Ancak bu sanat başka kişilere ulaşamadığı için hep aynı değerde kalır. Çünkü bir sanat eserinin farklı şekillerde yorumlanması neticesinde sanatçı daha farklı ve daha güzel sanat eserleri yaratabilmektedir.Yılardır tartışılan ve farklı görüşlerin savunulduğu şu söz günümüzde hala geçerliliğini sürdürmektedir. “Sanat sanat için mi yapılır? Yoksa Sanat toplum için midir?” Bu sorulara her dönem farklı cevap verilmiştir ve verilmeye de devam edecek sanırım.
2. Sanatçının hayat görüşü bize uymasa bile eserini ön yargısız olarak beğenebilir miyiz?
  • CevapSanat eseri, esere yönelen kişilerce başka başka anlamlar kazanır ve esere olan bakış açısı kişiden kişiye değişikli gösterir. Sanat eseri aslında sanatçı ile ürün arasında bir köprü görevini yerine getirmektedir.Yapılan tüm sanat eserleri ve hala devam eden sanatsal faaliyetlere baktığımızda bir sanat eserini değerlendirmek için onu yapan sanatçının hayat görüşüne bakmak tamamen yanlış olacaktır. Bu bazı durumlarda geçerli olsa da genel baktığımızda sanat eseri belli bir emek verilerek yapılmış ürünlerdir. Eğer kendi güzellik algımızla beğeneceğimiz bu sanat eserini sanatçının kişisel görüşleri bizi asla etkilememelidir. Bu sanata ve sanatçıya verilebilecek en büyük değerlerden biridir.
Metinde geçen “Sanatçı bencil değil ama benci’dir, bir sergilemeci gibidir.” sözüyle ne anlatılmak istenmektedir?
  • Cevap: Bencillik insanın kendisi için yaşaması başka hiç kimsenin ne düşüncesini ne de yaşamını düşünmeden ciddiye almadan yaşamasıdır. Her şeyde sadece kendi çıkarını gözetmesidir. Benci’lik ise insanın kendi düşüncelerine önem vermesi kendisiyle barışık olması demektir. Tıpkı bir sanatçı gibi .
Filozof ile sanatçı arasındaki benzerlikleri örnekleyerek açıklayınız.
  • Cevap: İkisinde de ortak noktalar şunlardır:İyi bir algıya sahip olmaları
    Hayal kurma gücünün sınırsız olmaları
    Engin bir hayal gücüne sahip olmaları
    Duygulu ve hassas olmaları
    Çağrışımı zengin olmaları
    Sürekli iç gerilim içinde olmalıdır. Böyle durumlarda sanatçı deşarj olur ve içindeki birikimi dışa vurmaları
    Sabırlı olmaları
Sayfa 129 Cevabı
1. Verilen bu üç örneğin sanat açısından ortak noktaları nelerdir?
  • Cevap: Bir nesnenin , sanatçı tarafından ele alındığında ve düşünüldüğünde ancak bir
    sanat eseri olarak görülebileceğine inanmalarıdır. Üçü sanatçı için sağlam bir hayal gücünün olması gerektiğinden bahsetmişlerdir. Üçünde de kuramlar inançlar ve yöntemler farklı olsa da üçü de sanat adına üretim adına eserler vermişlerdir.
2. Bu çalışmalar neden sanat olarak kabul edilmektedir? Açıklayınız.
  • Cevap: Çünkü belli bir estetik kurallara uygun ve hayal ürünü olmalarındandır.
Sayfa 130 Cevabı
1. Sanat yapıtı ile doğa arasında nasıl bir ilişki vardır? Açıklayınız.
  • Cevap: Sanat yapıtı doğanın bir taklididir. Çünkü sanatçı doğayı ve doğada insana ait ne varsa onu taklit ederek sanat yapıtını oluşturur. Doğa sanatçıya ilham ve konu verir. Böylece kendi hayat görüşü ve hisleriyle sanat yapıtını oluşturan sanatçı yeniden gerçekliği üretmiş olur.
2. “Doğa, bir sanat yapıtı olarak görüldüğü zaman güzeldir.” sözüyle Kant, ne anlatmak istemektedir? Açıklayınız.
  • Cevap: Doğa kendiliğinden var olmamıştır büyük yaratıcının büyük eseridir diyen görüşe göre Doğa ancak muazzam bir sanatçının elinden çıkabilir bu muazzam sanatçı ise Tanrıdır. 
Sayfa 132 Cevabı
Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere doğru sözcükleri yazınız.
  • Cevap:
1 ……….Sanat felsefesi,… .., sanatı ve güzelliği inceleyen felsefe alanıdır.
2 …..Din felsefesi,… …., inancı ve buna dair problemleri inceleyen felsefe alanıdır.
3 ……….Varlık felsefesi,… …., varlıkları var olmaları bakımından inceleyen felsefe alanıdır.
4 ………Bilgi felsefesi,….. …., insanın bilgisinin kapsam ve ölçütlerini inceleyen felsefe alanıdır.
5 ……Bilim felsefesi,.... , bilimsel yöntem ve süreçleri inceleyen felsefe alanıdır.
6 ….Siyaset felsefesi,.. , devlet ve yönetime dair problemleri inceleyen felsefe alanıdır.
7 ..Ahlak felsefesi…, insan eylemlerinin değerini, iyi ve kötü problemini inceleyen felsefe alanıdır.
Aşağıda Romen rakamlarıyla sol sütunda verilen felsefe alanlarını sağ sütunda harf ile verilen felsefi sorularla eşleştirerek parantez içine doğru harfi yazınız.
Cevap:
  • a) Egemenlik nedir?
  • b) Erdem nedir?
  • c) Bilmenin sınırı var mıdır?
  • ç) Dünyayla ilgili en kesin bilgiyi hangi bilimler verir?
  • d) Gerçek varlık nedir?
  • e) İnanç evrensel midir?
  • f) Dil, dünyanın görüntüsü müdür?
  • g) Beğeniler neden dönemden döneme değişiklik gösterir?
I. Varlık felsefesi (d)
II. Bilgi felsefesi (c)
III. Bilim felsefesi (ç)
IV Ahlak felsefesi (b)
V Din felsefesi (e)
VI. Siyaset felsefesi (a)
VII. Sanat felsefesi (g)
9. “Evde iki kedim ve bir köpeğim var.” önermesinin doğruluğu hangi doğruluk ölçütüne göre saptanır? Açıklayınız.
  • Cevap:  Evde iki kedim ve bir köpeğim var.” önermesinin doğruluğu, bu önermenin bir soru içermemesi ve nesnel bir olguyu belirtmesi neticesinde “geçerlilik” ölçütüyle değerlendirilebilir. Çünkü önermeyi kıyas yapacağımız başka bir önerme yoktur. Geçerlilik bir bilgi durumunu ortaya çıkardığı için doğruluk kavramının ortaya çıkmasını sağlar. Bir şeyin doğru olması için, işaret ettiği kavramları ispatlayabilecek argümanların olmasına bağlıdır. Burada da iki kedi ve bir köpeğinin olduğunu söyleyen kişi bunu ispatlayabilir. Böylece doğru bir bilgi vererek geçerli olur.
10. Aristoteles’in “Fizik” kitabından alınan bu parçada zamanın varlığı nasıl ele alınmaktadır?
  • Cevap: Aristoteles’in zaman anlayışı değişim ya da devinimle doğrudan ilgilidir. Her şeyin sabit kaldığı ve bir değişimin olmadığı yerde bir zamandan bahsetmek mümkün müdür? Aristoteles de zamanı anlayabilmek için zaman ve şimdiki an arasındaki bağlantıya bakmak gerekir.
an alınan bu parçadaki “Olduğu şey olan varlık özgür olamaz.” yargısı ne anlama gelmektedir?
  • Cevap: İnsanın bu dünyada var olmanın hiçliği sayesinde özgürlüğe ulaşabileceğini savunan bir görüştür. 
13. İnsanın özgürlük olduğu görüşüne nasıl ulaşılmıştır?
  • Cevap:  Bu sorunun cevabını net olarak verebilmek biraz güç. Ancak Sartre’nin “Varlık ve Hiçlik” kitabında belirtiği özgürlük kavramına şöyle bir bakacak olursak; Sartre, insanı her an varoluşunun özünü oluşturan ve özgür bir bilinç olarak tanımlayarak mutlak özgürlüğü sorumluluk fikriyle bağdaştırır. Sartre’nin bu düşünceleri tartışma konusu da olmuştur. Sartre’ye göre özgürlük; insanın kendine karşı duruşu ve insanın kalbindeki insan olma gerçeğine göre zorlayan aslında “hiçliktir.” Yani özgürlük bir varlık değil aslında insanın kendi öz varlığı ve onun var olma hiçliğidir.Genel anlamda özgürlük düşüncesinin insanlar arasında anılmaya ve istenmeye başladığı dönemler tam olarak Aydınlanma Çağı’dır diyebiliriz. Rönesans’ında etkisi insanların daha özgür ve daha rahat bir hayat yaşam istemelerini tetikleyerek toplum arasında yayılmıştır.
14. Herhangi bir konuda bir insanın tanıklığına dayanarak bilgi edinme durumunu, bilginin güvenirliği açısından değerlendiriniz.
  • CevapMerak edilen ve araştırılan bilgilerin zaman kaybetmeden doğru bilgiye ulaşmak için bilginin güvenilir olması şarttır. Bu konu üzerinde filozoflarda doğru bilgiye ulaşma yöntemlerini kendi görüşleri açısından değerlendirmişlerdir. Filozoflara göre doğru bilgiye ulaşma yöntemleri arasında, bilirkişiler, hakem heyetleri, devlet siteleri ve uzman görüşlerinin önemli olduğu vurgulanmıştır. Tüm bu açıklamalarımıza göre bir kişinin tanıklığına dayalı olarak bilgi edinme durumunu değerlendirecek olursak; öncelikle bu kişinin bilgi vereceği alanda uzman olup olmadığına bakmak gerekir. Yoksa sadece kendi gözlemiyle bize doğru bilgi vermesi mümkün değildir.
15. Sosyal medyada karşılaşılan bilgilerin güvenirliğini ve değerini belirleyebilecek ölçütler nelerdir?
  • Cevap: Bilgiye bu kadar çabuk ulaşabileceğimiz bir çağda yaşadığımız halde neden doğru bilgi edinemiyoruz? Araştırdığımız bilgilerin güvenirliğine nasıl inanacağız? Bunca bilginin değeri nasıl bilenecek? Gibi birçok soru aklınıza gelebilir. Bu sorulara cevap vermeden önce şunu belirtmek gerekiyor. Sosyal medyada paylaşılan tüm bilgilerin doğru olduğu düşüncenizi öncelikle bir kenara atmalısınız. Eğer sosyal medya üzerinden bilgi edinmek istiyorsanız haber kaynağına, verilen bilginin hangi kaynaktan alındığına, konunun uzmanı tarafından yazılıp yazılmadığına ve paylaşılan bilgilerin resmi veya kurumsal web site kaynaklı olmalarına dikkat etmek gerekiyor. Eğer tüm saydıklarımız doğrultusunda bilgi aldıysanız güvenilir bilgi edinmiş olursunuz. Bunun dışında sorgulamadan ve araştırmadan elde ettiğiniz bilgilerin size hiçbir faydası olmayacağı gibi tahmin edemeyeceğiniz zararları da dokunabilir.
16. Bilim felsefesi bir bilim alanı mıdır? Nedenini yazınız.
  • Cevap:  Bilim, bir bilgi sistemidir. Bilimin araştırdığı bilgiye de bi­limsel bilgi denir. Bilimsel bilgi ve diğer bilgilerin tümü; ev­reni, toplumu, insanı ve varlığı bilme çabası içindedir. Amaç­ları aynı olmasına rağmen bilgiler, yapısı ve özellikleri bakı­mından birbirlerinden ayrılır. Bilim, var olan her şey üzerinde sistemli, yöntemli, doğru ve geçerli bilgi üreten kuramsal bir sistemdir. Bilim, dinamik bir bilgidir. Bilim, sistemli, düzenli, belli yöntemleri olan, bilimsel yöntemlerle elde edilmiş ger­çekler hakkında doğrulanabilir bilgidir.Bilim felsefesi, bilimin doğasını, kapsamını, sınırlarını, yön­temini, bilimsel bilginin yapısını ve özelliklerini, bilimsel ku­ram ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi felsefi bir tavırla araştırır.
17. İnsan faktörü bilim ve hayat ilişkisini nasıl etkiler?
  • Cevap: Bilim, insanın örgütlü olarak geliştirdiği, bireysel ve toplumsal bir etkinliktir. Bu etkinliğin gelişimi, her zaman, toplam toplumsal etkinliğin de bir parçası olmuştur. Daha açık bir biçimde şöyle diyebiliriz: Bilim sosyo-ekonomik bir alt yapının ürünü olan, bireyleri tek tek ve toplu olarak etkileyen, örgütlü olsun olmasın, bir ideolojik yapıyla bağlara sahiptir.Bilimin içeriğinde çok önemli paya sahip olan soru yöneltme, anlama çabası ve insan yaşamını kolaylaştırmak amacıyla doğayı sistemleştirme işi, tarihin farklı dönemlerinde değişmek koşuluyla, yukarıda belirtilen ideolojik etkilerinden kopuk bir biçimde gelişmemiştir. Doğayı kavramlaştırmada var olan toplumsal etkinin izlerini birçok bilim adamının gelişiminde gözlemleyebiliriz. Kepler’ in ‘doğayı mükemmelleştirmesi’ daha açıkçası; tanrının mükemmelliğinin doğaya yansımış ifadelerini bulmak isteyişi, onun eliptik gezegen yörüngeleri karşısında şaşkınlığa düşüp aynı deneyleri çembersel yörüngeleri bulmak amacıyla yıllarca tekrar etmesine yol açmıştır.
18. Bilim, konusu itibarıyla felsefeden nasıl ayrılır?
  • Cevap: Başlangıçta felsefeyle bilimin iç içe olduğunu, ilk büyük filozofların birçoğunun aynı zamanda bilim adamı olduğunu söyleyebiliriz.
Sayfa 134 Cevabı
19. Ahlak kurallarına neden ihtiyaç duyulur? Açıklayınız.
Cevap
Kurallar belli bir düzenin sağlanması içindir.
*Kurallar adaletin gerçekleşmesi içindir.
*Kurallar barış, huzur ortamının gerçekleşmesi içindir.
*Kurallar güven ortamının sağlanması içindir.
*Kurallar zulmün engellenmesi ve haksızlığın ortadan kalkması içindir.
*Kurallar, toplumda birlik ve beraberliğin oluşması içindir.
20. Metinde ele alınan konu, ahlak felsefesinin hangi problemine karşılık gelir?
  • Cevap: Bireyin bilerek ve iradi olarak yaptığı işin so­nuçlarını kabul etmesidir. Sorumlu davranmak, özgürlüğü kullanmak demektir. Çünkü sorumluluk, özgürlük sonucunu üstlenme koşuluyla her şeyi yapmak şeklinde tanımlanır. 
21. Sokrates’e göre bilgi ve erdem arasında nasıl bir ilişki vardır?
  • Cevap:   Sokrates’e göre ahlak yargıları aslında insan ruhunda mevcuttur, ancak insanlar her zaman bunları görmeyebilir. O yüzden filozofun görevi bu kişileri eğitmek, onların zaten bildikleri şeyleri açığa çıkarmaktır. (Bunu ise “diyalog yöntemi” ile uygulamıştır.)“Kimse bilerek kötülük yapmaz” diyen Sokrates, bilgisizliğin insanı kötülüğe götürdüğünü açıkça dile getirir. Kişi bilgiyle erdeme, erdemle ise mutluluğa ulaşır. Ahlakın amacının mutluluk olduğunu da hatırlarsak bilgi, erdem ve ahlak hep mutluluğa götüren araçlar olarak yorumlanabilir.
22. “Ahlak” ve “Etik” kavramları arasındaki farklardan üç tanesini yazınız.
  • Cevap: Etik ile ahlak arasındaki fark özetlenecek olursa;Ahlak kuralları kişisel kodlarken, etik kuralları bir grup ya da kültür tarafından izlenir. Kişinin etik değerleri zamanla değişebilirken, ahlakı zamanla değişmez. Ahlak kişiden kişiye göre değişirken, etik kurallar herkes için aynıdır
23. Bu parça ahlak felsefesinin hangi problemiyle ilgilidir? Açıklayınız.
  • Cevap:  Evrensel ahlak yasası var mıdır? problemi olabilir. 
  • İyiliğe karşı iyilik, herkesten beklenen doğal bir davranıştır.İyiliğe karşı kötülük,insanlıkla bağdaşmayan ahlak dışı bir tutumdur.Kötülüğe karşı iyilik ise,sadece seçkin ve erdemli insanların işidir
24. İnsan, “Ben kimim?” sorusuna bilim ve din açısından nasıl cevaplar verebilir?
  • Cevap:  Şimdi “Ben kimim?” sorusuna bilimsel açıdan baktığımızda; insanın biyolojik olarak nasıl meydana geldiği, saç rengi, boyu, kilosu ve diğer fiziksel özellikleri hakkında yapılan bilimsel açıklamalar vardır. Örneğin insanın doğması açsından baktığımızda anne karnındaki bir embriyonun belli döngüler içerisinde 9 ay 10 ünlük bir süre içinde gelişmesi ve oluşumunu tamamlaması açısından bilimsel veriler ortaya çıkmıştır. Bu veriler ışığında tıp ilminin gelişimiyle birlikte insanların DNA haritaları çıkartılmış ve insanın diğer canlılar arasındaki üstün yönleri ortaya çıkarılmıştır.Ancak “Ben kimim? Sorusuna dini açıdan ele alırsak farklı bir bakış açısı karşımıza çıkar. Şöyle ki; her ne kadar insanın oluşumu birçok dini kitapta bilimin açıkladığı ölçülere yakın olsa da bilimin deneysel yöntemlerle açıklayamadığı ve felsefenin metafizik olarak adlandırdığı “ruh” ve “akıl” kavramları farklı bir şekilde ele alınmıştır. İnsan “Ben kimim?” sorusuna dini anlamda nereden geldim, nereye gidiyorum, ölümden sonra hayat var mı? Ruh öldükten sonra nerede bulunur? Gibi sorulara yanıt aramaya başlar. Bu soruların cevapları her din öğretisine göre farklılık gösterebilir. Örneğin; İslam dini “ben” kavramını insanın iki kaşı arasında bulunan nefis olarak adlandırır ve nefsin sürekli insanı yönlendirdiğini ve akıl ve kalp yollarını çoğu zaman etkisi altına aldığını savunur.
Sayfa 135 Cevabı
25. “Her dine ait ahlak kuralları sistematiği olmasına karşın her ahlak sistemi dine ihtiyaç duymaz.” sözünü açıklayınız.
  • Cevap:  İnsanlık vasfına sahip olan kişilerin önermesidir. zira bu insanlar ne cennete gitmek için birine yardım eder, ne de cehennemden kaçmak için, birini kötülük etmeme derdinde değillerdir. yalnızca insan oldukları ve insanlık vasfının gerektirdiklerini yapmak adına, yardım eder ve kötülükten uzak dururlar. bu da gösterir ki, iyi bir insan olmak için dine ihtiyaç yoktur. zaten sırf cennete gitmek için iyi insan olan ve ya olmaya çalışan kişinin din algısından da şüphe etmek gereklidir.
26. “Güzellik bakılanda değil, bakanın gözündedir.” sözü, hangi güzellik anlayışına aittir? Açıklayınız.
“Bir estetik nesne ile estetik bir ilişki kurmamız veya onu estetik bir deneyin konusu olarak algılamamız sonucunda bizde bir haz meydana geldiği söylenebilir. Güzel bir filmi seyretmekten haz duyarız. Güzel bir romanı okumak hoşumuza gider. Estetik bir ortamda Süleyman Çelebi’nin ‘Mevlid’ini dinlememiz ruhumuzda yüce veya soylu duygular uyandırır.”
Metinde geçen sanat-haz ilişkisini açıklayınız.
  • Cevap:  Sanatta güzeli ortaya çıkaran estetik değerlere yönelik iki farklı görüş vardır. Bunlardan birincisi, öznelci görüş, ikincisi nesnelci görüştür. Öznelci görüş; estetik değerler ve güzel yargısı sanatsal ürüne yönelen kişiye göre değişiklik göstermektedir. Bu görüşe göre sanatın belirleyici ölçüsü, sanatsal ürünün kendisi değildir ve sanat estetik başına bir estetik değer taşımaz. Burada “alımlayıcı” dedeğimizi sanatı izleyen, dinleyen ve sanat ürününe yönelen öznenin yani kişilerin beğenileri belirleyicidir. Örneğin klasik müzik bazıları için çok güzel olabilir ama bazı kişiler ise hiç sevmez gibi bu örnekler çoğaltılabilir.Şimdi tüm açıklamaların ardından Güzellik bakılanda değil, bakanın gözündedir.” Sözüne gelecek olursak; burada da “öznelci” bir güzellik anlayışının olduğunu söyleyebiliriz. Bunu çok bilinen bir örnekle açıklamak gerekirse: Hepimizin bildiği Leyla ile Mecnun hikayesini ele alabiliriz. Bilindiği kadarıyla Leyla’nın öyle dillere destan bir güzelliği olmadığı halde Mecnun’a niçin onun peşinden koştuğu sorulduğunda “Birde siz onu benim gözümden görseniz” diye cevap vermiş. Buradan anlaşılıyor ki güzellik bakılanda değil o güzele bakan kişinin gözündedir.
28. Aşağıdakilerden hangisi varlık felsefesinin sorularından değildir?
A) Evrenin bir amacı var mıdır?
B) Varlığın özü nedir?
C) Tüm varlıkların temelinde yer alan ilk varlık nedir?
D) Var olanlar madde cinsinden midir?
E) Güzellik öznede midir?
  • Cevap: E
29. “Evrenin temel ögesi nedir?” sorusu hangi felsefe disipliniyle ilgilidir?
A) Ahlak felsefesi
B) Sanat felsefesi
C) Varlık felsefesi
D) Bilgi felsefesi
E) Siyaset felsefesi
  • Cevap: C
30. “Varlığın kesin bir tanımı yapılamasa da var olanlar sınıflandırılarak ayrıma gidilebilir.” Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi farklı bir varlık sınıflamasına aittir?
A) Su
B) Tahta
C) Asal sayılar
D) Ateş
E) Toprak
  • Cevap: C
31. Varlık felsefesinde, olgusal olmayan, zihinsel varlıkların alanını ifade etmek için kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ontoloji
B) Metafizik
C) Metaetik
D) Arkhe
E) Öz
  • Cevap: B
Sayfa 136 Cevabı
32. Varlıkların özü,
I. Düşünce ve maddenin bir arada oluşudur.
II. Onun maddi temelleridir.
III. Onu oluşturan düşüncedir.
Yukarıda varlığın mahiyetine yönelik olarak verilen idealizm, materyalizm ve düalizme ait düşünceler aşağıdakilerden hangisinde doğru bir şekilde sıralanmıştır?
A) I-II-III
B) I-III-II
C) II-III-I
D) III-II-I
E) III-I-II
  • Cevap: D
33. “Locke, insanın bilgi edinme noktasında ilk kaynağının deneyim olduğunu ileri sürmüş ve Descartes’ın aksine insanın doğuştan bilgi sahibi olmadığını belirtmiştir. Ona göre insan zihni doğuştan boş bir levha gibidir ve deneyimle, sonradan bilgiyle dolmaktadır.”
Bu parçaya göre Locke’un bilgi görüşüne aşağıdakilerin hangisi uygundur?
A) Aklın yanında deneyim olmadan bilgi edinilemez.
B) İnsan, bilgilerini sezgi yoluyla edinir.
C) Pratik olarak fayda sağlayan şeyler bilgidir.
D) İnsan, deneyimlediği şeyi zihinde tasarlayarak bilgi edinir.
E) Metafiziksel şeylerin bilgisine ulaşmak mümkündür.
  • Cevap: D
34. Aşağıdakilerin hangisi bilginin değerine yönelik bir soru değildir?
A) Doğru bilgiye ulaşılabilir mi?
B) Bilgi, nesnesine uygun mudur?
C) Bilgiler gerçeği verir mi?
D) Bilgi, pratik olarak fayda verir mi?
E) Bilginin kaynağı nedir?
  • Cevap: E
35. “Annesi Gamze’ye telefon açarak okuldan gelirken süt, maydanoz, yumurta, soda ve yumuşatıcı almasını söyler. Tam o sırada Gamze’nin şarjı biter ve telefonu kapanır. Siparişleri alan Gamze, sodayı almadan eve gider çünkü hangi sodayı alacağını bilemez. İçecek, pasta hamuru ya da çamaşır için olan sodalardan hangisi gerekmektedir?”
Bu parçaya göre bilginin hangi doğruluk ölçütü sağlanamadığı için Gamze kararsız kalmıştır?
A) Uygunluk
B) Tutarlılık
C) Açık seçiklik
D) Tümel uzlaşım
E) Gerçeklik
  • Cevap: C
36. Aşağıdakilerin hangisi bilim insanın özelliği değildir?
A) Merak etme
B) Objektif olma
C) Gözlem yoluyla veri toplama
D) Akıl ve mantığa uygun davranma
E) Metafizik sorularına çözüm arama
  • Cevap: E
37. “Herhangi bir bilginin bilimsel olarak kesinliği ortaya konamıyorsa bilim insanları o bilgiye kuşkuyla bakar.”
Bu parçada bilim insanının hangi özelliği vurgulanmıştır?
A) Tutarlı olma
B) Şüphe duyma
C) Mantıklı olma
D) Denemekten vazgeçmeme
E) Objektif olma
  • Cevap: B
38. “Olgusal olanın değil düşünce nesnelerinin bilimine formel bilimler denir. Bunların ortaya koyduğu ürünler doğada gösterilemez, insan zihninde bulunur; yöntem olarak da tümdengelimi kullanır.”
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi formel bilimlerden biridir?
A) Matematik
B) Fizik
C) Coğrafya
D) Jeoloji
E) Antropoloji
  • Cevap: A
 Sayfa 137 Cevabı
39. “Mantıkçı pozitivistlere göre bir önermenin bilimsel olmasının ön koşulu, bilim ve gözlem yoluyla sınanabilmesi- dir.”
Bu parçaya göre aşağıdaki önermelerden hangisi bilimsel bir önerme niteliği taşır?
A) Öldükten sonra hayat vardır.
B) Tel, iletken bir maddedir.
C) Köpekler rüya görür.
D) Tek gözlü devler, semizotu ile beslenir.
E) Ruh, acıyı hissetmez.
  • Cevap: E
40. “Bir eylemin ahlaki olmasından söz edilebilmesi için onun iyi ve kötü arasında yapılan bir tercih sonucunda gerçekleşmesi gerekir. Eğer ortada bir tercih yoksa davranışın ahlakiliğinden de söz edilemez.”
Bu parçaya göre bir eylemin ahlaki olarak nitelendirilmesinin koşulu nedir?
A) Olgusal olması
B) Kişiye fayda sağlaması
C) Kişiye haz vermesi
D) Evrensel olması
E) Özgür iradeyle gerçekleştirilmesi
  • Cevap: B
41. Aşağıdakilerin hangisi din felsefesinin cevap aradığı sorulardan biri değildir?
A) Dinlerin ortak noktası var mıdır?
B) Sabah namazı kaç rekattır?
C) İman ve inancın farkı nedir?
D) İnanmak bir ihtiyaç mıdır?
E) Tanrı’nın varlığı bilinebilir mi?
  • Cevap: B
42. “Ahlak olmayan yerde kanun bir şey yapamaz.” sözü ahlakın hangi alanla ilişkisini göstermektedir?
A) Sanat
B) Siyaset
C) Bilgi
D) Varlık
E) Bilim
  • Cevap: B
43. “Çoğunlukla ‘El âlem ne der!’ ifadesi kişilerin görünmeyen duvarlarıdır. Davranışlarında bunu ölçüt alan kişinin davranışlarının ne derece ahlaka uygun olduğu farklı yorumlanabilir. Çünkü bu durumda davranışlar belirlenirken kişi kendi isteği ve iradesinden çok toplum iradesinin etkisi altındadır.”
Bu parçada aşağıdaki kavramlardan hangisine yer verilmemiştir?
A) Evrensellik
B) İyi
C) Sorumluluk
D) Özgürlük
E) Niyet
  • Cevap: A
44. Aşağıdakilerin hangisi evrenin sonlu olup olmadığına yönelik yapılan tartışmalar için söylenemez?
A) Evrenin sonunun olması, onun bir başlangıcı olduğuna işaret eder.
B) Evrenin öncesiz ve sonrasız olduğu kesindir.
C) “Büyük Patlama” teorisi evrenin bir başlangıcı olduğuna yönelik veri sunabilir.
D) “Entropi Yasası”, evrende bir düzensizlik olduğunu belirtir.
E) Evrenin sonlu olup olmadığı hakkında uzlaşım sağlanamamıştır.
  • Cevap: B
45.
I. İnanç nedir?
II. Evrende nasıl bir düzen vardır?
III. Tanrı’nın varlığına yönelik görüşler nelerdir?
IV. İbadetler nasıl yapılır?
V Tanrı ve evren arasında nasıl bir ilişki vardır?
Yukarıdakilerden hangileri din felsefesinin yanıt aradığı sorulardandır?
A) I-II-IV
B) I-III-V
C) II-III-IV
D) II-III-V
E) III-IV-V
  • Cevap: B

Sayfa 138 Cevabı
46. Aşağıdakilerin hangisi teolojiyi din felsefesinden ayıran özelliklerinden biridir?
A) Evreni konu alır.
B) İnsanın evrendeki yerini açıklamaya çalışır.
C) Dinin ortaya koyduğu bilgileri açıklar.
D) Açıklamalarda aklı kullanır.
E) Tanrı’nın varlığına yönelik delil sunar.
  • Cevap: C 
47. Aşağıdakilerin hangisi siyaset felsefesinin cevap aradığı sorulardan biri değildir?
A) Devlet gerekli midir?
B) İdeal bir devlet düzeni var mıdır?
C) Devlet nasıl ortaya çıkmıştır?
D) Demokrasilerde sivil toplumun önemi nedir?
E) Türkiye’de yurttaşların yükümlülükleri nelerdir?
  • Cevap: E
48. “Güzel, hem estetiğin hem sanat felsefesinin konusudur. Ancak sanat felsefesinin ele aldığı güzellik konusu estetiğe göre daha sınırlıdır. O, sadece insan tarafından oluşturulan güzellikle ilgilenir.”
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi sanat felsefesinin konusu değildir?
A) Güneşin batışı
B) Zamanı resmeden bir tablo
C) Güneş ışınlarının yansıyarak renklendirdiği bir örümcek ağı fotoğrafı
D) Tutsaklığı anlatan bir film
E) Dinlendirici bir müzik
  • Cevap: A
49. “Gerçek sanatçı binlerce kişinin yapamadığını yapar çünkü binlerce insanın yaptığına sanat demeyiz.” görüşüyle vurgulanan ana düşünce aşağıdakile- rin hangisinde verilmiştir?
A) Güzelliğin ölçütü
B) Sanat eserinin özgünlüğü
C) Güzelliğin göreceliği
D) Sanat eserinin fayda amacı gütmemesi
E) Sanatın önemi
  • Cevap: B
50. Aşağıdakilerin hangisi sanat eserinin özellikleri arasında yer almaz?
A) Bir sanatçı tarafından meydana getirilir.
B) Belli bir biçime sahiptir.
C) Evrenseldir.
D) Orijinaldir.
E) Ekonomik bir amacı vardır.
  • Cevap: E
51.
• En iyi yönetim, adalete dayanandır.
• Sanatsal güzellik de estetiğin konusudur.
• Bilimsel bilgiler genel geçerdir.
• Bilgi kişiden kişiye değişir.
• Güzellik görecelidir.
Yukarıda hangi felsefe dalına ait bilgi yer almamaktadır?
A) Bilgi felsefesi
B) Bilim felsefesi
C) Siyaset felsefesi
D) Din felsefesi
E) Sanat felsefesi
  • Cevap: D

Sayfa 140 Cevabı
1. Bir metindeki ana fikir nasıl bulunur?
  • Cevap: Ana fikir, ana düşüncenin ne olduğunu bilmektir. Ana fikir, kısaca, parçanın bir cümlelik özetidir. Ana fikir bazen parçanın içinde bir cümle halinde verilmiş olabilir. Bu durumda o cümleye ana fikir cümlesi diyebiliriz. Ana fikir parçada cümle halinde verilmemişse parçanın bütününden ana fikri kendimiz çıkarmamız gerekir
2. Bir konuda birbirinden farklı fikirlerin olması kişiden mi yoksa konudan mı kaynaklanır? Neden?
  • Cevap: Kişilerden kaynaklanır çünkü konu aynı olsa da insanların görüş ve düşünceleri farklı olacağından farklı fikirler de insanlardan kaynaklanmaktadır.
3. Düşünme ve yazma arasında nasıl bir ilişki vardır?
  • Cevap: Yazma ve konuşma arasında nasıl bir fark varsa, düşünme ve yazma arasında da farklar vardır. İnsan düşündüğü şeyleri ancak yazıya dökebilir. Ancak bazı durumlarda her düşünülen şeyi kelimeler dökmek mümkün olmayabilir. İnsanın düşünce dünyası çok geniş ve sınırsızdır diyebiliriz. Düşünme ve yazma arasında ki ilişki hem birbirine bağlı hem de birbirinden bağımsız olabilir. Bunu ancak düşüncelerin hangi oranda yazıya aktarılabildiğine bakarak anlayabiliriz.
Sayfa 141 Cevabı
1. Bir metnin sade olması doğruluğu için yeterli koşul mudur? Neden?
  • Cevap:  Ockhamlı William’a göre doğruluğa en basit gerçeklerden yola çıkılarak varılabilir. Örneğin geçmişte yapılan dünyanın uzaydaki hareketlerini inceleyebilmek için gereksiz birçok fizik problemini incelemektense daha basit ve sade anlatımlarla doğru bilgiye kısa sürede ulaşılmaktadır. Ancak tüm bilim dalları için bunu her zaman söylemek mümkün olmaz. Her ne kadar basit anlatımlarla birçok insan doğru bilgiye ulaşsa da bazı detaylı konular için sadelik söz konusu olamaz. Ayrıca bir metnin sade olması onun doğruluğu için yeterli bir koşul olarak görmekte bence bazen yanılgıya neden olabilir. Çünkü bilginin doğruluk değerinin bilinebilmesi için belli başlı bazı şartları vardır. Burada ki sadelik bu şartlar içinde değildir.
2. Bu yöntemi kullanmak günlük hayatta neler kazandırır?
  • Cevap: Öncelikle bu yöntem bizlere hem zamandan hem de fazla çaba gösterme zahmetinden kurtarır. Ayrıca daha iyi anlamak daha iyi yapmak veya çalışmak anlamına da geleceğinden verimi arttırır. Çünkü doğruluğa en basit gerçeklerden yola çıkılarak varılabilir
Sayfa 143 Cevabı
1. Metinde hangi felsefi kavramlar geçmektedir?
  • Cevap: Felsefi düşünce, varlık, yaşam, çevre, kimlik, egemenlik…
2. Metinde hangi felsefi problemler ele alınmaktadır?
  • Cevap:İnsanın var olma felsefesi, Dünyada insanın yaşam amacı gibi problemler ele alınmaktadır.
3. Kendi yaşamınıza egemen olmak için düşünmek neden önemli ve gereklidir?
  • Cevap:Düşünmek ve olayları akıl ve mantık yoluyla açıklayabilmek onun için önemlidir çünkü hayatta ki özgürlüklerine ve yaşamının diğer alanlarında ki gelişimine bunların etkisi çok büyük olur. Her söylenileni doğru kabul etmek ve kendisine dikte edilen tüm kuralları peşinen kabullenmek bir nevi kölelik değil de nedir? Kendi yaşamına yön vermek aslında kişinin kendi elindedir diyebiliriz. Hayatımızı yönlendirmek, ileride neler yapmak istediğimizi belirlemek ve hayallerimizi gerçekleştirmek için kendi özgür irademizle aklımızı kullanarak başarabiliriz. Tabi bu başkalarından görüş almayacağımız anlamına gelmez. Elbette takıldığımız yerlerde başkalarından da fikir alabiliriz ama son kararı yine kendimiz veririz.
4. Yaşantınızda eylemlerinizin bilinçli olması size ve etkileşimde olduğunuz insanlara ne sağlar? Değerlendiriniz.
  • CevapHer insan belli bir zekâ kapasitesinde yaratılmıştır. Önemli olan bu zekayı nasıl kullanacağınızdır. Dolayısıyla hem kendinize hem de başkalarına faydalı olacak şekilde kullanabileceğiniz gibi sizi ve çevrenizdekileri zarara da uğratabilirsiniz. Özetle söylemek gerekirse, her insan kendi yapıp etmelerinde sorumludur. Bu sorumluluk hem ahlaki hem de dini literatürde değerlendirilir. Bu nedenle tüm hareketlerimiz aklın önderliğinde, mantıklı bir düşünce yapısında, genel kabul görmüş ahlak kurallarına uygun bir şekilde biçimlendirmek önce kendimize sonra da çevremizdekilere çok şey katacaktır.

 Sayfa 144 Cevabı
1. Metinde hangi felsefi kavramlar geçmektedir?
  • Cevap: Sanat, düşünce, sanat düşüncesi, sanatın doğası, Antik Yunan öğretileri…
2. Metinde hangi felsefi problemler ele alınmaktadır?
  • Cevap: Sanat ve düşüncenin ilişkisi, Sanatın özgür olma durumu gibi problemler ele alınmaktadır.
3. Sanat kuramlarını bilmek, sanat eserlerine bakış açısını değiştirir mi? Değerlendiriniz.
  • Cevap: Evet değiştirir, çünkü bir şeyi eleştirmek için öncelikle o şeyi bilmek gereklidir. Sanatın dinamiklerini ve kendi içindeki kurallarını bilmeden yorum yapmak boşa sallamakla aynı olur. Bu yüzden estetik ölçütleri ve kuralları bilerek yorumlamalarda bulunmak bakış açısını değiştirecektir.
Sayfa 145Cevabı
1. Özgürlükle ilgili farklı görüşlerin olmasının nedenleri nelerdir?
  • Cevap: Özgürlük: herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî. Özgür irade, bireysel özgürlük, adalet, kamu hakları, politik özgürlük, ifade özgürlüğü, ahlaki sorumluluk, özerklik, öz irade kavramlarını karşılayabilen genel bir anlama sahiptir. Felsefi bir problem olan bireysel özgürlüğü ele alacağız. En kısa tanımıyla: “kendi hareketlerini kontrol edebilme niteliği“dir. Her insanın kendi yaşam doğruları ve bu doğrular ışığında düşünceleri farklıdır. Bu farklılık her kavram ve eylemde de kendisini göstermektedir. Bu yüzden farklılıklar olması doğaldır.
2. Hangi konularda birbirinden farklı fikirlerin ortaya çıkma olasılığı daha fazladır?
  • Cevap: İnanç, ahlak, erdemler, iyi-kötü, sanat ve beğeniler gibi kişilerin bilgi birikim ve yaşam felsefelerine değişiklik gösterecek alanlarda farklı fikirlerin ortaya çıkma olasılığı daha fazladır. 
Sayfa 147 Cevabı
Metinde öne sürülen görüşler nelerdir?
  • Cevap: Dostluğun mu yoksa akrabalık ilişkilerinin mi daha sıkı olduğudur. Burada da yazar dostluğu ve dostluk paylaşımlarını akrabalık ilişkilerinin önüne koyar. 
Metinde ele alınan konuya farklı bir açıdan bakılabilir mi? Bu konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir?
  • Cevap: Evet bakılabilir.Kimisi de derki akrabalık bağları dostluk bağlarından kuvvetlidir. Çünkü birbirlerine kan bağı ile bağlananlar kan bağı olmadan kurulacak dostluklardan önce gelir. Bu da farklı bir bakış açısıdır.
Sayfa 148 Cevabı
1. Metinde öne sürülen görüşler nelerdir?
  • Cevap: Kime mutlu denir? Mutlu kimseler kimlerdir gibi sorular ortaya atılmış ve mutlu insanın ancak yeniden anadan doğmuş gibi olmasına ve ben mutsuzum demesine bağlı olduğu savunulmaktadır.
2. Metinde ele alınan konuya farklı bir açıdan bakılabilir mi? Bu konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir?
  • Cevap: Evet savunulabilir, kimisi de derki mutluluk ben mutluyum diyebilmek ve her anda mutluluğu kovalayıp mutlu olmak için çabalamaktır.
Metinde öne sürülen görüşler nelerdir?
  • Cevap: Varlıklar yaşamlarını sürmelerine göre mi yoksa yaşamlarına yükledikleri bireysel ya da kolektif anlama göre mi örgütlenir sorusu sorulmuş ve insanların neye değer verdiklerine göre kişiliklerinin gelişeceği ortaya atılmıştır.
Metinde ele alınan konuya farklı bir açıdan bakılabilir mi? Bu konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir?
  • Cevap: Farklı bakış açısı ile bakılırsa insanlar attıkları ile değil biriktirdikleri ile değer kazanırlar da diyebiliriz. 
Sayfa 149 Cevabı
1. Yazı yazmak, insan hayatında neden önemlidir?
  • Cevap:  Yazı yazmak önemlidir nedenleri başlıca şunlardır, ilk nedeni ileri nesillere o dönemde yaşayan bilen, gören, tanıyan ve o zamanla ilgili bilgi aktarmakta en kolay ve kalıtsal yoldur. İkinci sebebi ise yazmak bir çok iletişim şeklinden daha kolaydır, bu nedenle yazmak çok seçilen iletişim şekillerindendir. Yazı yazarak anlatmak en kolay yol ve içinizi dökmenin de en kolay yoludur. Sessiz sakin bir ortama  geçip yazı yazarsanız başarılı olursunuz. İçinizi dökerken bile rahat değilseniz yazı yazmayı tercih etmenizi öneririm.
2. Düşünceler yazı ile nasıl güçlenir?
  • Cevap: Çünkü düşünceler yazı yoluyla daha iyi somutlaştırılabilir ve böylece okurun daha rahat anlamasının yolu açılır. Bunun yanında hayal gücü düşünce üzerinden kağıda geçirilirse daha zengin bir anlatım sağlanmış olur.
Sayfa 153 Cevabı
1. Zaman, şiire göre nasıl ele alınmaktadır?
  • Cevap: Zaman bizim ne içinde ne de dışında olduğumuz bir kavramdır. Çünkü zaman bizden önce de vardır bizden sonra da olacak. Bundan dolayı zamanı anlamak yerine kendimizi zamana bırakmalıyız.
2. Şiir hakkındaki görüşleriniz nasıl oluşmaktadır?
  • Cevap: Şiirdeki savunulan düşünceyi kendi birikim ve düşüncelerime göre yeniden değerlendirdikten sonra bir kez daha okuyorum. Şiir hakkında yapılmış yorum ve çözümlemeleri de okuyarak bir fikir sahibi oluyorum. 
Sayfa 155 Cevabı
1. Metinde geçen fikirler nelerdir?
  • Cevap: Sosyal medyanın ve bu ortamlarda kurulan kimliklerin amaçları ve yaşayacakları sorunlar ile beklentilerdir. 
2. Metinde geçen fikirler nasıl temellendirilmiştir?
  • Cevap: Örnekler ve açıklamalar ile temellendirilmektedir. 
3. Metinde felsefenin varlık, bilgi ve değer alanlarına ait hangi konulara değinilmiştir?
  • Cevap: Ben kimim sorusuna cevap aranmaktadır. Bunun yanında beğenilme kabullenilme ve değer bekleme gibi sanat ve ahlak felsefine ait sorunlar da ele alınmıştır.
Sayfa 156 Cevabı
1. Makalede geçen fikirleri bulunuz.
  • Cevap: Sporun geçmişi ve bugünü , sporun nasıl yapıldığı, sporun yapan ile izleyen kişilerdeki yansımaları üzerine fikirler sunulmuştur.
2. Bu makaleyi felsefenin varlık, bilgi ve değer perspektifi üzerinden yorumlayınız.
  • Cevap: Kişinin kendi varlığını yapmış olduğu spor üzerinden temellendirmesi, ahlaklı sporcunun kim olacağı gibi konulardır.
Sayfa 157 Cevabı
1. “Gerçek varlık” ile “yapay varlık” ayrımı neye dayanıyor? Robotlar insanın yerini alabilir mi? Nasıl?
  • Cevap: Ruhu olan varlıklar ile insan eliyle yeniden üretilen varlıklar kast edilir. Bir gün robotlar insanın yerini alabilir. Distopik gibi dursa da insan bu bencil üretimine ve doyumsuzluğuna devam ederse kendi sonunu kendi hazırlayacaktır.
2. Robotların bilme ve akıl yürütmesi ile insanın bilme ve akıl yürütmesi arasında nasıl bir bağ bulunmaktadır? Robotlar da kendi kendilerine araştırma yapıp bazı kavram ve terimler oluşturabilir mi?
  • Cevap: İnsan düşüncelerinde özgürdür, uçsuz bucaksız bir düşünme ve hayal kurma gücüne sahiptir, oysaki robotlar birer matematiksel logaritmadır onlara ne yüklüye veya matematiğin onlara verdiği ölçü derecesinde bilme ve akıl yürütme özelliklerine sahiptirler. 
3. Robotlar, sağduyu ve vicdan sahibi olabilir mi? Yaşananlara iyi-kötü, güzel ve çirkin gibi değerler verebilir mi? Nasıl?
  • Cevap: Hayır olamaz, çünkü yapay duygulu robotlar olsa da sonuçta bir ruhları yotur. Şarjları doldurulmadan bir süs eşyasından farksızdırlar. Bu dünyayı ele geçirseler bile bu gerçek değişmeyecektir. 
Sayfa 158 Cevabı
Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere doğru sözcükleri yazınız.
  • Cevap:
1. Metin çözümlenirken öncelikle metinde geçen problemin; felsefenin varlık,.…Bilgi, …..ve ...Değer,…..……alanlarından hangisiyle ilişkili olduğu belirlenir.
2. Bir metinde geçen kavram, fikir ve o fikri desteleyen yargıları bulmak için ….Metin Analizi, …yapmak gerekir.
3. Felsefi metnin temel bileşenleri……..Kavramlar, ..ve Problemler fikirlere destek olan diğer düşüncelerdir.
4. Bir düşüncenin yerine geçebilecek başka bir görüşe... Alternatif.…fikir denir.
Aşağıda Romen rakamlarıyla sol sütunda verilen durumlarla sağ sütunda harf ile verilen değerlere ilişkin ifadeleri eşleştirerek parantez içine doğru harfi yazınız.
Cevap:
  • a) Adalet
  • b) Azimli olma
  • c) Saygı
  • ç) Öz denetim
  • d) Dürüstlük
  • e) Sevgi
I. Öğretmen, eğitim-öğretimi sağlayabilmek için öğrencilerine eşit davranmalıdır. ( a )
II. Çocukları için fedakârlık yapan ebeveynler insan olmanın en önemli niteliğini taşımaktadır. ( e )
III. Derslerde başarılı olmak için çalışmak ve istekli olmak gerekir. ( b )
IV Öz güven sahibi olan kişiler iş hayatında başarılı olur. ( ç )
V Şirketlerin piyasada uzun süre ayakta kalabilmesinin ilk koşulu güvenilir olmasıdır. ( d )
Felsefi denemede bulunması gereken özellikler nelerdir?
  • Cevap
  • Felsefi denemeler, sorgulayıcı, tutarlı ve sistemli bir yol izleyerek ileri sürülen görüşler mantıksal olarak desteklenir.
  • Felsefi denemeler edebi denemeler karıştırılmaması gerekir. Çünkü felsefi denemelerde kavramlar farklı anlamlarda kullanılabilir. Ancak bu kavramlar metin içinde açıklanarak mantıksal açıdan ispatı kolaylaşır. Edebi yazılarda ise yazar kelimelerin mecaz anlamlarını kullanabilir ve bunları açıklamak zorunda değildir.
  • Felsefi denemelerde öncelikle ele alınan konun ana problemi açıklanır, bu probleme yönelik çözüm önerileri verilir ve denemenin ne amaçla yazıldığı belirtilir.
  • Denemenin amacı açıklandıktan sonra ana problemin analizi yapılır ve kavramların mantıksal temellendirmelerine yer verilir.
  • Anlatılmak isteten probleme dair daha önce ileri sürülen görüşlerin güçlü ve zayıf yönleri de iyice değerlendirilir.
  • Felsefi denemelerde sonuç bölümünün olması şart değildir. Problemin analizi ve eleştirel değerlendirme yapılarak yaz bitirilebilir.
Felsefi bir metni analiz etmenin amacı nedir?
  • CevapFelsefi metin analizin temel amacı metni doğru anlamak ve doğru yorumlamaktır. Bazı metinler genellikle yazardan bağımsız bir şekilde okuyucunun kendi bakış açısıyla anlamlandırdığı metinler olabilir. Bu durumda yazarın anlatmak istediğini değil farklı bir şekilde anlamakta mümkün olabilir. Felsefi metinler bütüncül bir yapıya sahiptir ve metnin tamamı okunmadan metni oluşturan öğeler sağlıklı bir şekilde değerlendirilemez. Metin içinde birden fazla fikir olabilir ancak aslında tek bir iddiayı ortaya koyulmak istenmiştir. Diğer tüm fikirler bu iddiayı desteklemek için vardır. Ayrıca filozofun yaşadığı dönemin koşulları ve yaşadığı yerinde analizinin yapılması gerekir. Bu şekilde daha detaylı analizler bağlam analizi olarak değerlendirilir.
Sayfa 159 Cevabı
8. Felsefi metni diğer metinlerden ayıran özellikler nelerdir?
  • CevapŞiir, hikâye ve roman gibi yazılar edebi yazılardır ve bu yazılar daha çok sanatsal bir eser olarak anılmaktadır. Felsefi yazılar ise daha çok bir düşüncenin sorgulanması veya bir problemin çözülmesine yönelik çeşitli argümanlarla desteklenen metinlerdir. Edebi metinlerde yazar kelimelerin mecaz anlamlarını ve diğer anlatım şekillerini kullanarak yazısını süsleyebilir.
  • Ancak felsefi metinlerde ana probleme yönelik mantıksal dayanaklar ve konu hakkında farklı görüşlerin de yer aldığı açıklamalar yer verilir. Felsefi metinde kullanılan kelimeler tam olarak neyi ifade ediyorsa o anlamıyla kullanılır. Eğer kavramların mecaz anlamları kullanılacaksa bu kelimelerin asıl anlamları metin içinde açıklanmaktadır.
  • Felsefi metinler işlediği konuyu veya incelediği problemi tüm yönleriyle açıklamaya ve onu desteklemek için farklı argümanlara ihtiyaç duyar. Ancak diğer metinlerde böyle bir mecburiyet yoktur.
  • Ayrıca felsefi metinlerin sonunda problemin çözümü şart değildir. Sadece problemin analizi yapılarak ve eleştirel bir şekilde bitirilebilir.
  • Felsefi metinler birçok kurucu ögeden oluşur. Bunlar; problem, gerekçe, açıklama, iddia, karşı iddia ve eleştirilerdir. Bu ögelerin kendi aralarında da tutarlı olması gerekir.
9. Felsefi bir yaklaşımla düşüncelerini yazmayla felsefi problem hakkında yazma arasında fark var mıdır? Açıklayınız.
  • Cevap:  Felsefi bir problem hakkında yazı yazmak için geçmişte bu probleme dair öne sürülen fikirlerin bilinmesi ve bu fikirlere karşı argümanların geliştirilmesi gerekir. Ayrıca geliştirilen bu karşı argümanlar belli delillerle ispatlanmak ve desteklenmek zorundadır. Felsefi bir problemin tüm detayları en ince ayrıntısına kadar düşünülüp tartışılması ve yeni cevapların akıl ve mantığa uygun olması da önemlidir. Tüm bunlarla birlikte felsefi bir problem hakkındaki tüm yazıların kendi içinde tutarlı ve yazıda kullanılan kavramların açık ve net olası da gerekmektedir. Ancak bu şekilde herkes tarafından kabul edilecek yeni çözüm önerileri ortaya çıkar.
10. Bu parça felsefenin hangi konu alanıyla ilgilidir?
  • Cevap: Varlık felsefesi ile ilgilidir.
11. Bu parçanın ana fikri nedir?
  • Cevap: İnsanın varoluşunun temelleri nelerdir?
12. Ibanez’in “Felsefe Öyküleri” kitabından alınan bu parçanın ana fikri nedir?
  • Cevap: İNSAN ÖNCE DOĞAR SONRA ŞEKİLLENİR VARLIĞININ BİR ANLAMI OLUR DER.
Sayfa 161 Cevabı
19. “Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler.
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhları yarındadır.”
Halil Cibran’ın bu şiirinin temel fikri aşağıdakilerden hangisidir?
A) Çocuk ailesinin aynasıdır.
B) Her çocuk ailesinin fikirlerinin etkisi altındadır.
C) Çocuklar, fikirlerini kendileri oluşturur.
D) Çocuklar zamanın gerisindedir.
E) Merak etme çocukluğun olmazsa olmazıdır.
  • Cevap: C
20. Alfred de Musset (Alfrıd de Musse): “Büyük sanatçıların vatanı yoktur.”
Bu sözle sanata dair vurgulanmak istenen temel fikir aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanatın evrenselliği
B) Sanatçının öznelliği
C) Sanat eserinin özgünlüğü
D) Sanatçının yaratıcı hayal gücü
E) Sanatın topluma etkisi
  • Cevap: A
21. İnsan olgunluk döneminde gençliğinin en önemli kitaplarını yeniden keşfetmeye zaman ayırmalıdır. Kitaplar aynı kalmış olsa da hiç kuşkusuz kişiler değişmiştir; dolayısıyla da bu yeniden okuma tümden yeni bir okuma olacaktır. Sonuçta “okumak” fiilini mi yoksa” yeniden okumak” fiilini mi kullanmak gerçekten o kadar önemli değildir.
Calvino’nun (Kalvino) “Klasikleri Niçin Okumalı” kitabından alınan bu parçanın ana fikri aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsan olgunlaştıkça yeni bilgilere ihtiyaç duyar.
B) Okumak insanı olgunlaştırır.
C) Her okuma yeni bir okumadır.
D) Gençlikte okunan kitaplar tam olarak anlaşılmaz.
E) Kitap okumak insanın ufkunu genişletir.
  • Cevap: C
DKC Bir cevap motorudur... Sağ üstteki "Eksik sayfa bildir"butonuna tıklayarak istediğiniz sayfaları bize bildirebilirsiniz.
Paylaş:
📌 EKSİK SAYFA BİLDİR...