9. Sınıf Edebiyat 5. Ünite Sonuç Yayınları

5. Ünite Roman Sayfa 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143 Acımak Metni Etkinlik Soruları ve Cevapları

DERSE HAZIRLIK

1. Acıma duygusu her canlıda var mıdır? Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
  • Cevap: Hayır her canlıda yoktur. Mesela hayvanların çoğunda yoktur. Bazılarında ise görülebilmektedir.Bazen dişi bir köpeğin annesiz bir kediye annelik yaptığına şahit olabiliyoruz. İnsanlarda ise acıma duygusu kuvvetlidir. 
2. Aşağıda, Bedri Rahmi Eyuboğlu’nun “Acımak” şiirinden bir bölüm verilmiştir. Bu şairin vermek istediği temel duygu hakkındaki düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
  • Cevap: İnsan olarak kalabilmek için dünyayı daha da güzelleştirebilmek için acımak lazımdır ama ne yazık ki başaramıyoruz.
9. Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 141 Cevabı
1. Okuduğunuz parçanın olay örgüsünü çıkarınız. Sizce bu örgüdeki hangi olay romanın ana fikrini doğrudan vermektedir?
  • Cevap: Zehra, kendisini görevine adamış sert bir öğretmendir. insanlara karşı acıma duygusu fazla gelişmemiştir. İyi bir öğretmendir ama öğrencilerine çok serttir ve onların yaptığı en ufak bir hatayı bile affetmez. Maarif Müdürü Tevfik Hayri Bey, Zehra’nın bu tutumundan dolayı oldukça dertlidir. Bir gün Müdür Bey, Zehra’yı çağırarak Kendisine İstanbul’dan bir telgraf geldiğini, babası Mürşit Efendi’nin çok hasta ve ölüm döşeğinde olduğunu söyler. Zehra ise bir hata olduğu, babasının olmadığı şeklinde bir yalan söyler. Daha sonra izin alır ve İstanbul’a doğru yola çıkar. Yolda babasının ailesine neler yaptığını; annesini, ablasını ve anneannesini nasıl öldürdüğünü ve nihayetinde kendisini bir yatılı okula verip hiç aramadığını düşünür. Evine ulaştığında eski komşuları Vehbi Bey kendisini karşılar. Ama çok geç kalmıştır. Babası son nefesine kadar Zehra’nın ismini sayıklayarak ölmüştür. Babasının sandığında bir günlük bulur. Günlüğü okuduğunda bütün olanların asıl suçlusunun babası değil annesi olduğunu, bunca yıl babasını yanlış tanıdığını öğrenir. Pişman olur ve içinde bir acıma duygusu oluşur. Okuluna ve öğrencilerine bambaşka bir insan olarak döner. Artık acımayı öğrenmiştir. Bir süre sonra evlenir.
  • Ana fikri doğrudan verilmemiştir.Örtük ileti olarak sunulmuştur.
2. Roman, hikâye ve tiyatro gibi olaya dayalı edebî türlerde olaylar gerçek hayattan hareketle kurgulanır ancak yazar bu gerçeği sanat metinlerine özgü “düşsel gerçekliğe” dönüştürerek verir. Buna göre “Acımak” romanında anlatılanlardan hangisi ya da hangilerinin gerçek hayatta yaşanması mümkündür? Metinden örnekler gösteriniz.
  • Cevap: Zehra öğretmenin yaşadıkları günlük hayatta karşımıza çıkabilir. Zaten yazar kurmaca gerçekliğe dokunmadan yazması mümkün değildir. Bu romanda Zehra’nın başına gelenler, çocukluk yıllarında olaylar, babasının başından geçenler ve son tahlilde babasının durumu ve Zehra’nın bunları öğrenmesi belki bütünüyle bir insanın başından geçmeyebilir ama bir şekilde bu olayları ayrı ayrı yaşayanlar bulunabilir.
3. Romanda anlatımın birinci kişi ağzından yapılmış olması romanı nasıl etkilemiştir? Anlatıcının yönlendirme yapıp yapmadığını, olayları yorumlayıp yorumlamadığını tartışınız.
  • CevapKahraman  Bakış açısıyla anlatılmıştır. Yaşanılan olayların bire bir yaşayan kişinin ağzından anlatılması bize o kişinin duygu dünyasını geniş bir şekilde açabilir. Yönlendirme de illa ki olacaktır çünkü olayları sadece kahramanın dünyasından okumaktayız. Diğer kişilerin duygu dünyasına inemiyoruz.

1. ETKİNLİK 

Bu açıklamaya göre siz de “Acımak” romanından anlatma ve gösterme tekniklerine örnek bölümler bulunuz.
    •  CevapAnlatma Tekniği:
      • Artık ne düşüneceğimi, ne yapacağımı şaşırıyorum. Tecrübeli ve zeki kaynanam imdadıma yetişti. Meveddet’in bu hastalığı için bir teşhis koydu ki doktorların o müphem “sinir zafiyeti” tabirinden çok daha mükemmel. Meveddet yine uzun bir hırçınlıktan sonra odasına çekilmişti.
      • XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
      • Kaynanam fazla bir şey söylemeden çıkıp gitti. Bu sefer de ben mangalın başında düşünüp kal­dım. İhtiyar kadının söylediği şeylere benim de aklım yatmıştı. Ona verilecek cevap yoktu. Ah fukaralık! Sevdiği insana istediği bir temiz havayı bile aldıramamak ne acı şey.
      Gösterme Tekniği:
      — Anne, ben bir şey anlamıyorum… Ne ya­pacağız, dedim.
      O tereddütle:
      — Vallahi ben de bilmem oğulcum ama, dedi, hani neferlerin bir sıla hastalığı vardır… Benim anladığıma göre yavrucuğum o hastalı­ğa tutuldu.
      Ben evvelâ güldüm:
      — Fakat, Meveddet İstanbul’u bilmez ki onun hastalığına tutulmuş olsun, dedim.
      • XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX 
      — Namuslu bir adam oldun da eline ne geçti. Sanki başkaları gibi çalıp çırpaydın bizim de elimizde beş on paramız olurdu. Böyle sıkıntı çekmezdik. Hiç değilse biraz daha gözünü açamaz mıydın? Bak eski defterdar, İstanbul’da bilmem ne müsteşarı oldu, geldi.
      — İyi ama o adam vali aleyhinde saraya curnal göndermişti.
      — Fena mı etti? Vali için “Vilâyeti kasıp kavuruyordu!” diyen sen değil miydin?
9. Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 142 Cevabı

2. ETKİNLİK 

Ne kadar olsa kanında İstanbulluluk var çocuğum, dedi. Sonra ablası Ruhsar’a da çok düşkündür… Ben bağrıma taş basıyorum, tahammül ediyorum ama… O ne kadar olsa cahil taze… Anlaşılan kar­deşini göreceği geldi, kendi yaşında tazelerin İstanbul’da gezip eğlendiklerim haber alıyor.. Sonra burası da onu çok sıktı. Memleketin hali malum. Fazla olarak ahalinin dedikodusu… Biliyorsun ya yavrum, bütün memleket bize düşman Önüne gelen bizimle uğraşır. Ama belki ben yanılıyorum. Sen daha iyisini bilirsin…
Yukarıdaki paragrafta anlatıcı; Meveddet’in annesi, kızının durumunu ve o yöredeki insanların ken­dilerine bakış açılarını özetleyerek vermiştir. İşte, anlatıcının kişileri ya da hakkında bilgi vermek istediği herhangi bir şeyi özetleyerek anlatmasına özetleme tekniği denir.
Bu açıklamaya göre “Acımak” romanından siz de özetleme tekniğine örnekler gösteriniz.
  • Cevap“Zehra’yı gördüm. Büyümüş, hemen hemen bir genç kız olmuş. Dört seneden beri görmemiş ol­mama rağmen o kadar çocuğun içinde derhal bulup çıkardım. Zehra mektep arkadaşlarıyla beraber bir yere gidiyordu.

3. ETKİNLİK 

Prag der demez içim cız etti. Deminden beri aklıma getirmek istemediğim her şeyi bu sefer zapt etmeme imkân kalmamıştı. Fakat ne diye soracaktım? Benim Mana ile olan münasebetimden onun haberi yoklu, sualime ne mana verecekti? Nereden tanıdığımı sormayacak mıydı? Sonra söyleyeceği şeyler… Bunları öğrenmemek daha İyi olmaz mıydı? Aradan bu kadar sene -tam on sene, hatta biraz daha fazla- geçtikten sonra öğrenmenin ne faydası vardı?
Bu parçada yazar kendi iç dünyasını okuyucuya aracısız olarak vermiştir. Kahramanın söylenme­miş düşüncelerinin, zihnin serbest bir ürünü olarak mantıklı bir sıra içinde, gramer kurallarına uyflun ve konuşma diline yakın bir şekilde, doğrudan doğruya okuyucuya anlatmasına iç monolog tekniği denir.
Siz de okuduğunuz romandan iç monolog örnekleri bularak arkadaşlarınızla paylaşınız.
  • Cevap
    Bazen günlerce bana darıldığını hissediyorum. Geçen gün durup dururken ayaklarını yere vura­rak: “Sıkılıyorum. Ben de babam gibi öleceğim. Beni buralarda bırakıp gideceksiniz!..”…
    • Eski ahbaplara muamelem daima böyledir. Onların ben hâlde bir adamla konuşmak istemeyecek­leri muhakkak olduğu için ben daha evvel davranıp kaçarım. Bilmem niçin? Tanımadığım insanlardan yardım istemek bana zor gelmez. Fakat eski bildiklerden ölesiye utanıyorum.
    • Cevdet’ten beş on kuruş istemek mümkündü ama içimden gelmedi! Ondan alacağımı almıştım.
    • Biraz evvel “Vah Mürşit, vah!..” diye bana acıması tasavvur edebileceğim sadakaların en muhteşemi ve ulvisiydi.
4. Zehra’nın kişilik özelliklerini belirleyerek bu özelliklerin romanın çatışmasını nasıl oluşturduğunu söyleyiniz. Yazar, Zehra’nın kişilik özellikleri üzerinden hangi tutum ve davranışlara dikkat çekmektedir?
  • Cevap: Zehra, mesleğini çok seven,öğrencilere en iyiyi vermeye çalışan idealist bir öğretmendir.Fakat yaşadıklarından dolayı da babasına karşı da merhamet ve acıması olmayan biridir.Çatışma acımak ya da merhametsizlik üzerine kuruludur.
5. Okuduğunuz parçada geçen mekânları gerçekçi buluyor musunuz? Nedenleriyle birlikte açıklayınız.
  • Cevap: Yaşanılan yerler gerçekçidir. Okul hayatı, aile hayatının yaşanıldığı yerler o günün şartlarına uygun olarak anlatılmıştır.
6. Aşağıdaki parçadan hareketle yazarın hayata bakış açısını değerlendiriniz.
Arkadaşım hangi felâketin beni bu hale getirdiğini sormuyordu. Hayat böyleydi. İnsanlar ayrı ayrı
yollara dağılırlardı. Kiminin tuttuğu yol insanı bu Cevdet gibi, muvaffakiyete götürür. Kimininkini de benim vardığım şahikaya çıkarırdı. Bu bir talih, tesadüf meselesiydi. Niçinini, nasılını sormak beyhudeydi.
  • Cevap: Yazara göre herkesin içinde bulunduğu karakteri belirleyen unsur geçmişte yaşadıklarıdır. Olumsuz   ya da olumlu yaşamlar insanları farklı yerlere götürür.
7. Reşat Nuri’nin sade ve akıcı bir üslupla yazdığı romanlardan biri de “Çalıkuşu ”dur. Anadolu insanının sıkıntıları, İstanbul’da eğitim görmüş bir öğretmenin yaşadıklarının anlatıldığı bu roman Reşat Nuri’nin tanınmasını sağlamıştır. Sinemaya 1966’da uyarlanan, daha sonra dizi filmi yapılan bu eser halk arasında o kadar çok sevilir ki yeni doğan kızlara Feride ismi verilir. “Acımak ” romanının da “Çalıkuşu” gibi okuyucuyu etkileyip etkilemediği konusundaki düşüncelerinizi açıklayınız.
  • CevapYazarın bu romanı da aynı Çalıkuşu romanı insanı derinden etkileyen bir romandır.Romanın başında babanın yaptıklarını okuduğunuzda bir olumsuz hissiyat belirse de sonradan Zehra’yı kurtarmak için yaptıkları düşünülürse bu hissiyat değişmektedir. Zaten Zehra da bu hissiyat değişimini gerçekleri öğrendikten sonra yaşamaktadır.
8. Okuduğunuz metnin konusu ve teması bağlamında aile birliğine önem vermenin birey ve toplum için ne ifade ettiğini belirtiniz.
  • CevapToplumun yapısını aile oluşturur. Fakat ailede bireyin dünyasını doğru şekillendirmek gerekir. Aile doğru eğitim, karakter ve insani değerler almayan her birey toplumda olumsuz bir örnek oluşturacak ve toplumun yapısını olumsuz etkileyecektir.
9. “Acımak” metninde geçen “muayene, filhakika, muvaffak, emniyet, hâsıl, vallahi, fedakârlık, aşikâr, sandalye” kelimelerinin doğru telaffuzuna yönelik çalışmalar yapınız.
  • Cevap: Özellikle üstünde şapka olan harflerin olduğu kelimeleri okurken özen göstermeniz gerekmektedir.
9. Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 143 Cevabı
1. “Acımak” romanında bazı kelimelerin yazımı dönemsel özellik göstermektedir. Bu kelimelerin yazımı günümüz yazım kurallarına göre yanlıştır. Yazım yanlışı olan kelimeleri belirleyerek doğrularını defterinize yazınız.
Cevap
  • herhâlde > her halde
  • Hâsılı > hasılı
  • curnal >jurnal

5. Ünite Roman Sayfa 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150 Yer Demir Gök Bakır Metni Etkinlik Soruları ve Cevapları

DERSE HAZIRLIK

1. Türk edebiyatına ait okuduğunuz bir roman ya da hikâyenin filme uyarlanmış hâlini izlediniz mi? İzlediyseniz eser ile film arasında ne gibi farklılık gördüğünüzü arkadaşlarınızla paylaşınız.
  • Cevap
    Türk edebiyatında filme aktarılmış birçok roman vardır. Bunlar aktarılırken değişikliğe uğrar. Eksilmeler ya da fazlalıklar olabilir. Sonuçta yönetmen ya da senarist okuduğu romanı filme aktarırken kendi yorumlarını işin içine katar. Kendi tasavvurlarını aktarır.
    Orhan Kemal – Hanımın Çiftliği
    Reşat Nuri Güntekin – Çalıkuşu
    Yaşar Kemal – Agrı Dağı Efsanesi
2. Bir roman ya da hikâyeyi okumak mı yoksa bu roman ya da hikayenin filmini izlemek mi insanın hayal dünyasına daha çok hitap eder? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
  • Cevap:Bir roman ya da hikaye insanın hayal dünyasına hitap eder. Sinema ise insana düşünme fırsatını çok vermez. Görüntüyü önümüze net şekilde koyar. Fakat hikaye ya da romanda anlatılan olay ya da yeri sizin zihin dünyanızda canladırma yapmasına vesile olur.
3. “Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar.” atasözü hangi durumları anlatmak için kullanılır?
  • Cevap: Bir iş zamanında yapılırsa fayda sağlar. Sonunda rahata kavuşulacağı bilinse bile, bekleme süresinin çok uzaması o işi yararsız duruma getirir. Ayrıca, o işe ümidini bağlayanları çok güç durumda bırakır.
9. Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 148 Cevabı
1. “Yer Demir Gök Bakır” romanından alınan bölümde hangi konu işlenmiştir? Bu konunun günümüzde, içinde yaşadığımız toplumda ele alınma ihtimali var mıdır? Tartışınız.
  • Cevap: Yer Demir Gök Bakır romanı, Yalak köylülerinin sıkıntılarını, çaresiz durumlarını, kendi aralarında uydurdukları hikâyelerle hayata tutunma çabalarını konu alırken, Mehmet Taşbaş adındaki adamın ermişliğe uzanan yolunu Ve Muhtar Sefer’in köylüye yaptığı eziyeti de anlatır.
2. Okuduğunuz parçanın olay örgüsünü çıkarınız. Bu olayların, romanın bütünlüğü içinde nasıl bir rol üstlendiğini söyleyiniz.
  • Cevap: Köylüler her yıl olduğu gibi bu yılda Adil Efendi’den borç alırlar ancak Muhtar ve Koca Halil yüzünden istedikleri gibi hasat yapamazlar. Adil Efendi köye korku salmış köylüler kara kara düşünmektedirler. Koca Halil köyden uzaklaşır kendini suçlu hisseder. Oğluna ölüm haber vermesini söyler hatta mevlid okutturur. Bir ambara kilitler kendini. Gelini ve oğlu ikna etmeye çalışır. Köylüleri toplar Koca Halil’in karşısına getirir. Köylü gayet sakindir ve dua eder. Koca Halil buna rağmen köylülerin kendini öldüreceğini düşünür ve köyden kaçar. Muhtar tüm köylüleri toplar ve Adil’ bir oyun oynamaları gerektiğini anlatır. Adil borçlarını almaya geldiğinde köylüler ellerinde hiç bir şey olmadığını söyleyecektir bu yüzden ne var ne yoksa her şeyi saklarlar. Beklerler ama Adil gelmez. Köylüler yavaş yavaş sinirlenmeye başlar. Bu arada köyün durumu diğer köylerde konuşulmaya başlanır. Köylüler rezil olur sonra Muhtar yeni bir fikirle gelir. Ellerinde olan her şeyi Adil’e vermek için toparlanırlar ama Adil hala gelmek bilmez. Muhtar’ın yanında bir de Taşbaş vardır. Muhtar’ı kıskanır çünkü köylü Muhtar’ın dediklerini yapar ve ona saygı duyarlar. Taşbaş köylüden nefret eder onları azarlar ve bir süre sonra tüm köylünün korktuğu biri haline gelir. Adil köye gelmez ama borçları affettiğini hatta tekrar borç verebileceğini ama köye gelmeyeceğini söyler. Muhtar bunun üzerine köylüler arasında Taşbaş’ın hikayelerinin konuşulduğu ve bundan rahatsızlık duyduğuna inandığı için Taşbaş’ı öldürtmek ister ama başaramaz. Adil’i de köye getirmeye çalışır ama nafile. Taşbaş’ı artık bir ermiş gibi görür köylü. Adil ise bunu kendine yediremez ve jandarmaya şikayet eder. jandarma hasta kılığında gelir ve Taşbaş’ın üfürükçülük yaptığına şahit olur. Alır götürürler. Yolda fırtına çıkar ve bir mağaraya sığınırlar. Herkesin uyuduğu sırada Taşbaş kaçar ve bir daha haber alınamaz.
3. Taşbaşoğlu’nun yaşadığı çatışma nedir? Aynı çatışmayı siz yaşıyor olsaydınız nasıl bir çıkış yolu bulurdunuz? Açıklayınız.
  • CevapAkılla inanç çatışması yaşar
4. Taşbaşoğlu karakterinin özellikleri nedir? Bu karakterin diğer karakterler üzerinde ne gibi etkisi olduğunu söyleyiniz.
  • Cevap: “Taşbaşoğlu Mehmet”, Yalak Köyü’nde Sefer’e isyan eden topluluğun başındadır. Köyde okuma yazma bilen tek kişidir. Muhtar’ın söylemlerine kulak asmaması, yapılan haksızlıklar karşısındaki başkaldırısı, olayları sorgulaması ve çıkarımlarda bulunması köyde aklı temsil eden bir karakter olduğunu gösterir.
5. Zaman ve mekân kavramlarının okuduğunuz parçada nasıl verildiğini bulunuz. Verilen ayrıntıların okuyucunun hayal dünyasına hitap edip etmediğini tartışınız.
  • Cevap: Yer Demir Gök Bakır, bir olay örgüsünün gelişimi yerine, ayrı mekânlarda geçen, birbirinden bağımsız ama benzer ve eş zamanlı sahnelerin art arda dizilmesiyle kurulmuştur.
9. Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 149 Cevabı
6. Okuduğunuz parçada roman anlatım tekniklerinden ( anlatma, gösterme, özetleme, iç diyalog ) hangilerinin uygulandığını gösteriniz.
  • CevapGösterme tekniği:
    Kadın:
    “Başım…” dedi.
    Taşbaş:
    “Başın yerin dibine batsın.” dedi. Önündeki açık başı iteledi.
    Anlatma tekniği:
    Bu olaylardan az sonra kendisine geldi, yanına yönüne şöyle bir bakındı. Karısı, öteki çocukları uzakta durmuşlar, büyümüş gözlerle, şaşkınlık içinde, ürküntüyle, büyük bir saygıyla kendisine bakıyorlar. Bu ona bir dokundu ki… İşte yapayalnız kalmıştı.
    İç Diyalog tekniği:
    “Ulan köylü!” dedi, “Ne yaparsan yap beni hiçbir zaman ermiş yapamayacaksın. Kul Murtaza gibi deliler damına, Vurgun Ahmet gibi dağlara düşmeyeceğim. Öleceğim de böyle olmayacağım.”
7. Okuduğunuz metni cümle yapıları, deyimler, kelime kadrosu, söz sanatları, akıcılık, duygusallık gibi açılardan inceleyerek metnin üslup özelliklerini belirleyiniz.
  • Cevap: “Anlatıcı”, serbest anlatım yolunu seçmiştir. Yazarın zihninden geçenler verilmiş, ancak bunlar roman kişileri tarafından söyleniyor gibi anlatılmıştır. Romanda anlatım sırasında kim ön plandaysa yazar onun açısından bakarak yazar. Kimi yerlerde “halk anlatımı”na dayanır. Halk öykülerinin ve türkülerinin söyleyişi yeni bir biçimle onun dilini ve anlatımını kurar.
8. Okuduğunuz metinde hangi manevi ve evrensel değerlere vurgu yapılmıştır? Bu vurgunun halk tarafından sevilmeyen birine yüklenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
  • Cevap: Korku, kıskançlık, nefret etme, kendini güvence altına alma gibi manevi değerlere vurgu yapılmıştır. Normaldir Çünkü halk sevdiği kişiye kahramanlık vasıfları yüklerken sevmediği kişileri ise yerin dibine sokar. Bunu yapmasının sebebi sevmediği kişiden öç alırken sevdiği kişide kendini görmesidir. 

1. ETKİNLİK 

İncelediğiniz “Acımak” ve “Yer Demir Gök Bakır” romanlarını aşağıda verilen “Suç ve Ceza” adlı romanla anlatıcı, bakış açısı, tür, içerik, yazarın tutumu vb. yönlerden karşılaştırınız. Sonuçları defterinize yazınız.
  • Cevap

2. ETKİNLİK 

Aşağıdaki cümlelerde geçen zamirleri bularak işlevlerini belirleyiniz.
• Taşbaş düşündü taşındı, bundan vazgeçti. bundan > işaret zamiri
• O, elini çocuğa uzatır uzatmaz, çocuk bağırarak kaçtı, kendisini anasının kucağına attı. o> kişi zamiri
• Onu kucağına alır, saçlarını okşardı.onu > kişi zamiri
• Kendi başı bir büyük belaya girmesine girmişti.kendi>kişi zamiri (dönüşlülük zamiri)
• Bu ona bir dokundu ki… İşte yapayalnız kalmıştı.bu >işaret zamiri / ona> kişi zamiri
• Kendisi için çıkarılanlara uzaktan bir seyirci gibi bakıyor, gülümsüyordu. kendisi >kişi zamiri (dönüşlülük zamiri)
• “Memidik sayesinde göklerde uçup duruyoruz,” demişti kendi kendine.kendi  >kişi zamiri (dönüşlülük zamiri)
• “Ocağınız yana adamlar, benim ermişliğim nerede, uçmuşluğum nerede?” benim > kişi zamiri / nerede > soru zamiri
• O da olduğu yerde kalakalır.o > kişi zamiri / bizim > kişi zamiri / o  > kişi zamiri
• “Benden selam söyleyin Adil’e, gelip de bizim köye o tatlıca canından olmasın”, demiş. benden  > kişi zamiri /
• Kadın hiç konuşmadan başörtüsünü açtı, başını onun önüne uzattı:onun > kişi zamiri
• “Ya benim yaram? Elin değer değmez iyileşti. Bu da mı yalan?” dedi. benim > kişi zamiri/ bu > işaret zamiri

3. ETKİNLİK 

Aşağıdaki çalışmaları yapınız.
a. Aşağıdaki parçada hangi noktalama işaretleri yanlış kullanılmıştır? Gösteriniz.
“Öyle, kurban olduğum Memedim,” dedi. “Sen öyle bir ermişsin ki, yedi kat göğün üstüne çıkmışsın. Köylüler diyorlar ki ermişler hiçbir zaman ermişliklerinin farkına varamazlar.”
Taşbaş:
“Şimdi öyleyse beni dinle,” dedi. “Bundan sonra bu eve Ali kardaştan, Meryemce Anadan başka kimseyi almayacaksın. Olur mu?”
Kadın:
“Olur ama,” dedi, “komşudur, nasıl git derim?”
Taşbaş sözünü sürdürdü:
“Dışarda, köyün içinde benden hiç mi hiç söz etmeyeceksin,”
“Soruyorlar. Sorunca da…”
b. Aşağıdaki parçada yazımı yanlış olan kelimeleri bularak düzeltiniz.
“ Görmediniz mi? Nasıl görmezsiniz, canım. Tekeç dağını alıp götürüyorum. Çukurovanın  (Çukurova’nın) düzünün ortasına oturtuyorum. Çukurovalılar, sabah kalkıyorlar, gözlerini açınca bakıyorlar ki karşılarında göğe ağmış gitmiş, ala karlı bir dağ. Şaşırıyorlar. Bu koskocaman dağı kim getirdi de koydu bura­ya, diye Çukurovada(Çukurova’da) kıyametler kopuyor. Köylüler, kasabalar bu dağı görmeye koşuyorlar. Son­racığıma, akşam olur, gün kavuşurken Tekeç dağını sol elimin üstüne koyup getiriyorum, yerine koyuyorum. Çukurovalılar bir de bakıyorlar ki sabah gelen dağ, akşam uçup gitmiş. Bu işe de çok şaşıyorlar. Ben de bu dağı Çukurovaya (Çukurova’ya)kimin taşıdığını hiç kimseye söylemiyorum.”

5. Ünite Roman 156, 157, 158, 159, 160   Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme Soruları ve Cevapları

ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME CEVAPLARI
9.  Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 156 Cevabı
A. Aşağıdaki soruları bu parçaya göre cevaplayınız.
1. Çin kağanının en belirgin kişilik özelliği nedir?
  • Cevap: İradesiz bir yapıya sahip olması. İçinde bulunduğu doğru değerlendirememesi.
2. İşlediği konuya göre bu parça hangi tür bir romandan alınmıştır?
  • Cevap: Tarihi roman türünden alınmıştır.
3. Parçada anlatma ve gösterme tekniklerinin birlikte kullanılması romana nasıl bir katkı yapmıştır? Açıklayınız.
  • Cevap:Anlatma tekniği genel anlamda tasvir ve anlatım açısından olayları ve kavramları daha rahat anlamamıza fayda sağlarken gösterme tekniği de kişilerin romana dahil olmasına fayda sağlamıştır
4. Parçadaki olayın kim tarafından anlatıldığını ve bu anlatıcının özelliklerini söyleyiniz.
  • Cevap:
  • Anlatıcı olayların içerisinde yer almaz.
  • Anlatıcı olaylara dışarıdan, müdahale etmeden, geniş bir perspektiften bakar.
  • Her şeyi bilen bir anlatıcının bakış açısıdır.
  • Anlatıcı kişilerin zihinlerinden geçenleri, geçmişte yaşadıklarını, en gizli mahrem bilgilerini bile bütün ayrıntısı ile bilir.
  • Anlatıcı, olayları anlatır, istediği yerleri özetler.
  • Bu durumda anlatıcı, kahramanlardan daha fazlasını bilir.
  • Anlatıcı olaylara tam olarak hakim olduğu için olayları yorumlama gücü diğerlerine göre daha güçlüdür.
  • Üçüncü ağızdan anlatım vardır.
5. Zamanı belirten ifadeleri bularak yazarın böyle bir yola başvurma nedenini açıklayınız.
  • Cevap: Romanda olayların akışı verilmesi açısından önemlidir.
9.  Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 157 Cevabı
B. Aşağıdaki yargılar, yukarıda verilen parçaya göre doğru ise cümlelerin başına “D, yanlış ise “Y” yazınız.
Cevap:
  • 1.Bu parça kahraman anlatıcının bakış açısıyla yazılmıştır. (D)
  • 2.Bu parçadan hareketle yazarın üslup özelliğine ulaşılabilir. (D)
  • 3.Betİmleyİci anlatıma başvurulmuştur. (D)
  • 4.Birinci paragrafta gösterme tekniğinden yararlanılmıştır. (Y)
  • 5.Zaman ve mekâna dair ayrıntılara yer verilmiştir. (D)
  • 6.Olaylar, kahramanlardan biri olan Tuğrul tarafından anlatılmıştır. (D)
  • 7.İşlediği konuya göre bilim kurgu roman türüne girmekledir. (Y)
  • Son paragrafta kişi zamiri kullanılmıştır.(D)
9.  Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 158 Cevabı
C. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun ifadelerle doldurunuz.
1. “Hakikaten çocukken oynamasını o kadar sevdiği ve ömrünün sonuna kadar seveceği bir balçık parçası bu kayaların yanında ne kadar canlıydı. Onun yumuşak ve şekilsiz varlığı, her şekli, her iradeyi, hatta düşünceyi bile kabul edebilirdi. Fakat bu sert kaya parçaları hayattan ebediyen uzaktılar; rüzgâr eser, yağmur yağar, zerre zerre ufalırlar, dev cüsselerinde derin izler, oluklar peydahlanır; fakat hiçbiri onlardan ilk felaketin eliyle yoğrulup kaldıkları hali gideremezdi. Onlar hayat yolunun üzerinde soracak belli hiçbir sualleri olmadığı için, her suali birden soran sonsuz zamanın içinden gelmiş zalim, haşin sembollerdi. (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)”
Bu parçada… HAKİM ……………bakış açısı kullanılmıştır.
2. “Prenses Aylin bir daha bu eve adım atmayacak. Yoksa sonunuz fena olur.” dedi öteki Arap.
“Bir daha beni ziyarete gelecek olursa mesajınızı bildiririm. Ama bu mesajı vermek benim değil, sizin işiniz. Bizim geleneklerde evden konuk kovmak yoktur.”
“Sizi son kez uyarıyoruz. Bu kadını bir daha görmek yok!” dedi. (Ayşe Kulin, Adı Aylin)
Bu parçada roman anlatım tekniklerinden………..GÖSTERME... ………..kullanılmıştır.
3…………………OLAY, ZAMAN, MEKAN.. …..ve….KİŞİ…romanın yapı unsurlarındandır?
4. Günlük hayatta sıkça rastlanmayan olayları işleyen roman türüne…...MACERA (SERÜVEN ) … ……romanı
denir.
5. Hikâyede………………MEKAN…………… sınırlıdır, romanda ise bu konuda herhangi bir sınırlama yoktur; bir
romanda kahraman, dünyanın bir ucundan öbür ucuna kadar dolaşabilir.
6. “Para kaygısıyla yazdığı sıradan yazılarda annesi Server Bedia’nın adından esinlenerek yarattığı ‘Server Bedii’ takma adını kullanan Peyami Safa’nın bu isimle kaleme aldığı ‘Cingöz Recai’ adlı
polisiye dizi romanları herkesten büyük ilgi gördü.” cümlesinde…….HERKES.. …..kelimesi zamir
olarak kullanılmıştır.
Ç. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Romanda olaylar mutlaka bir zaman diliminde cereyan eder. Bütün romanlar insanı tek başına değil, başka insanlarla ilişkisi bulunan, geçmişi ve geleceği olan bir varlık olarak ele alır. Buna göre romanlarda zaman “geçmiş, içinde bulunulan an ve gelecek” olmak üzere üç boyutuyla ele alınır. Yazar, bu üç boyutlu zamanı, bazen yaşanan andan geleceğe doğru akıtır bazen de hatırlamalarla geriye doğru taşır. Çünkü insan yalnızca geçmişin, yalnızca yaşanılan anın ve yalnızca geleceğin değil, her üçünün bir birleşimidir.
Yukarıda verilen parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmamıştır?
A) Romanların yapı unsurlarından biri de zamandır.
B) Romanlar insanı yaşadığı çevrede bütünüyle ele alır.
C) Romanlarda sadece içinde bulunan an değil öncesi ve sonrası da işlenir.
D) Zaman akışı bazen yaşanandan geleceğe doğru verilebilir.
E) İnsan; geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanın birleşmesinde oluşmaktadır.
Cevap: B
9.  Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 159 Cevabı
2. Aşağıdakilerden hangisi romanın yapı unsurlarından biridir?
A) Çatışma B) Diyalog C) Konu D) Mekân E) Tema
Cevap: D
3. Nasıl olduysa ortalık düzelir gibi oldu, maç yeniden başladı. Bizim takım taraftarları takımı coşturmaya başladık: “Ya ya ya, şa şa şa, bizim takım çok yaşa…” Benim artık bağırmaktan sesim soluğum kesilmiş. Oradan birinin elindeki tenekeye ben de vurmaya başladım. Asıl kıyamet de ondan sonra koptu. Sahada iki oyuncu birbirine girdi. Biz de birbirimize yapıştık. Birisi beni bacağımdan yakalayıp havaya savurdu. Şöyle bir havada uçtuğumu biliyorum. Ondan sonrasını hatırlamıyorum, birader. Gözümü hastanede açtım.
Yukarıda verilen parçada yazar, okuyucuyu etkilemek için metindeki düşünce ve kişilere yönelik aşağıdaki anlatım tutumlarından hangisini tercih etmiştir?
A) Betimleyici
B) Eleştirel
C) Mizahi
D) Nesnel
E) Öğretici
Cevap: C
4. Romanlarda anlatım ya I. tekil kişili veya III. tekil kişili anlatım tekniğiyle gerçekleşir. I. tekil kişili
anlatımda roman kahramanı, kendi başından geçen olayları anlatır. III. tekil kişili anlatımda ise
olaylar, olayların dışında üçüncü bir kişi tarafından anlatılır.
Buna göre aşağıdaki parçaların hangisi farklı bir anlatıcı tarafından aktarılmıştır?
A) Gün doğdu, sırmalanmış bulutlar açıldı, karların üstüne ışıltılı bir ışık dumanı çöktü. Ahmet atı tuttu, at uysaldı, üstüne bindi aşağılara sürdü. Atı bıraktı, döndü. Döndü ki ne görsün, at Sofi’nin yanında duruyor. Bunu üç kere yineledi. “Başa gelen çekilir, dayı.” dedi Ahmet.
B) Alacakaranlık basarken Köprü’ye gelmeden önce sözcünün hemen sol tarafında otururken hayvanları izledi. Yağmur Kraliçesi’nin mükemmel yansıması olan kocaman dolunay, tam tepelerinde asılı duruyordu. Çölün sonsuz boşluğunun önünde, yol üzerinde yakılmış ateşler…
C) Poyraz Musa, günün ucu gözükünceye kadar olduğu yerde, kayıkla birlikte sallanarak orada öyle, kendinden geçmiş durdu kaldı. Önce denizin aklığı kaydı gitti, bir anda gözden silindi. Ardından denize yansımış şeftali çiçeklerinin pembesi birden uçtu gitti, adanın üstüne kondu. Yıldızlar parladı, söndü.
D) Dün gece uyumadım ki uyanayım. Şu ne zamandır isteyip durduğun gençlik mektuplarımız var ya dün akşam yemeğinden sonra gardırobun üstünden mektup kutularını indirdim, sabaha kadar mektup ayıkladım. Türkan, inanılır gibi değil, mektuplaşmaya 1949 yılında başlamışız. Haftada üç, dört kez yazıştığımız olmuş.
E) Kayık sağa sola sallanırken denizin üstüne fırlamış yüzen kürekleri gördüler. Küreksiz kalan kayık habire dönüyordu. Uzaklaşıp giden kürekleri görünce Kerim çabucak kendine geldi, sol eliyle küpeşteye yapıştı, sağ elini kullanarak küreğe yaklaşmaya çalıştı. Kürekler yavaş da olsa uzaklaşıyorlar, Kerim eliyle kayığı çekemiyordu.
Cevap: D
9.  Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 160 Cevabı
5. Şirketin büyük kapısı önünde biraz durarak ne yapacağını kendi kendine sordu. Hiçbir şeye muvaffak olmadan Vaniköy’üne dönemez, kocasını mutlaka aramak, bulmak lazım. Lami’nin o sıralarda nerede olduğunu tahmin etmek ne güç? Üç gündür hep Kadıköyü’nde gündüzleri nerede vakit geçiriyor? Düşündü, düşündü en sonunda, yine Kadıköyü’ne geçerek biraderi Şemseddin’i görmeye karar verdi.
Yukarıda verilen parçanın dil ve anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Hâkim bakış açısıyla anlatılmıştır.
B) Öyküleyici anlatıma başvurulmuştur.
C) Kelimeler terim ve mecaz anlamlarıyla kullanılmıştır.
D) Anlatım üçüncü kişi ağzından yapılmıştır.
E) İç çözümleme tekniğinden yararlanılmıştır.
Cevap: C
6. “Bu sözlerimden bir şey anlamadınız galiba.” Anlamadık. Başını salladı. “Tören yapılıyor.” O kadarını anladık. Gözlerini yere dikti, tören için parlatılmış döşemenin üstünde eski ve tozlu ayakkabılarını gördü. Orta yaşlı adam güldü: “Zarar yok, ceket ve kravat yeter.” Sonra hemen sözü değiştirdi: “Ama tören için gelmedin buraya, değil mi?” Genç adam başını kaldırdı: Koyu renk giyinmiş olmakla birlikte bu ihtiyar, bir yetkiliye hiç benzemiyordu; gene de “Giriş imtihanı,” dedi, sustu.
Yukarıdaki parçada altı çizili kelimelerden kaçı zamir görevinde kullanılmıştır?
A) 2 B) 3 C) 4 D) 5 E) 6
Cevap: A
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?
A) Dışarda, köyün içinde benden hiç mi hiç söz etmeyeceksin.
B) İşte bunun üstüne Taşbaş’ın eski öfkeli hâli üstüne geldi, küplere bindi.
C) Sevdiği insana istediği bir temiz havayı bile aldıramamak ne acı şey.
D) Onu memnun etmek, rahat yaşatmak için hiçbir fedakârlıktan çekinmiyorum.
E) Taşın üstüne eğildi, yukarıdan iki eliyle sıkıca kavrayıp olanca gücüyle dayanarak bir yana
Cevap: A
DKC Bir cevap motorudur... Sağ üstteki "Eksik sayfa bildir"butonuna tıklayarak istediğiniz sayfaları bize bildirebilirsiniz.
Paylaş:
📌 EKSİK SAYFA BİLDİR...