İlkokul ortaokul ders kitabı cevapları

lise cevapları

6. Sınıf Peygamberimizin Hayatı Ders Kitabı Cevapları TUTKU Yayınları

6. Sınıf Peygamberimizin Hayatı Ders Kitabı Cevapları TUTKU Yayınları Cevap anahtarı

SAYFA 9

Peygamberimizin doğduğu çevrede toplumun dinî inancı nasıldı?


Hz. Muhammed (a.s571 yılında Mekke'de dünyaya geldi. O dönemde Mekke'de halk farklı dini inanışlara sahipti. Siyasal, sosyal, kültürel ve dini hayatı yozlaşmış bir şehir olan Mekke'de her dinden insan bulunuyordu. Mekke, kabileler halinde yaşayan Araplara ev sahipliği yapan kozmopolit bir şehirdi.

571 Tarihinde Mekke'nin Özellikler


Hz. Muhammed (s.a.v.)’in doğduğu yer alan kutsal şehir Mekke’de 571 yılı ve sonrakisinde süreç oldukça önemlidir. İşte, son peygamber Hz. Muhammed’in doğduğu Mekke’nin 571 yılındaki koşulları ve özellikleri…

Kültürel Özellikleri:

  • Kabile yaşlılarına saygı gösterilirdi
  • Köle ticareti yapılırdı
  • Zenginlere pozitif ayrıcalık tanınırdı
  • Fakirler ezilirdi
  • Yeni doğan kız çocukları diri diri görülürdü

Sosyal Özellikleri:

  • Arap halkı kabile halinde yaşıyordu
  • Kadınlar ikinci planda ve değersizdi
  • Şiir yazmak, gece eğlenceleri yaygındı

Din Özellikleri:

  • Arap halkı kendi yaptıkları putlara tapıyordu
  • Putlara kurbanlar kesilmekteydi
  • Hristiyanlık ve Yahudilik yaygındı
  • Hristiyan ve Yahudiler kendi inançlarını kendileri oluşturmuştu. Yani gerçek Hristiyanlık ve Yahudilik bozulmuştu.
SAYFA 10


Peygamberimiz annesi ve babası hakkında neler biliyorsunuz?


Babasının adı: Abdullah
Annesinin adı: Âmine
Peygamber Efendimiz’in babası Abdullah ile annesi Amine’nin izdivacı nasıl gerçekleşti? Hz. Abdullah’ın Amine ile evlenmesi…
Hazret-i Peygamber’in bi’setine yakın dönemde tevhîd inancı yitirilmiş, Kâbe kavim ve kabîlelere âit putlarla doldurulmuş, Zemzem kuyusu da iptal edilmiş bulunuyordu.
ABDÜLMUTTALİB’İN RÜYASI VE ZEMZEM KUYUSU
Peygamber Efendimiz’in dedesi Abdülmuttalib, bir gün Hicr’de uyurken rüyâsında kendisine Zemzem kuyusunu kazıp ortaya çıkarması söylendi. Daha sonra da bir işâretle kazılması gereken yer kendisine gösterildi.
Abdülmuttalib kazı işine başladığında Kureyşliler:
“–Mâbedimizin yanını kazdırmayız.” diyerek ona mânî oldular. Abdülmuttalib’in henüz onlara karşı duracak gücü yoktu. Bunun üzerine Abdülmuttalib, Allâh kendisine on evlât verir ve bunlar da onu koruyacak çağa erişirlerse, onlardan birisini Kâbe’nin yanında kurbân etmeyi adadı.
ABDÜLMUTTALİB’İN ADAĞI
Bir müddet sonra Kureyşliler, Abdülmuttalib’de gördükleri bâzı hârikulâde hâl ve işâretler sebebiyle yumuşadılar ve ona müsâade ettiler. Abdülmuttalib kuyuyu kazdı ve Zemzem’i ortaya çıkardı. Zamanla on evlâdı dünyâya geldi ve kendisini koruyacak çağa eriştiler. Bunun üzerine rüyâsında:
“–Adağını yerine getir!” denilerek yıllar önce Allâh’a verdiği söz kendisine hatırlatıldı. Adağını yerine getirmek için sırayla koç ve sığır kesen Abdülmuttalib’den her seferinde daha büyüğü istendi. O ise:
“–Daha büyüğü nedir?” diye sorunca:
“–Oğullarından birisini kurban etmeyi adamıştın!” denildi. Bunun üzerine evlâtlarını toplayan Abdülmuttalib, Allâh için yapmış olduğu adağı gerçekleştirmek için onları itaate dâvet etti. Onlar da muhâlefet etmeksizin:

“−Sen adağını yerine getir, istediğini yap!” dediler.
Abdülmuttalib aralarında kur’a çekerken:
“Allâh’ım! Ben evlâtlarımdan birisini Sana kurbân etmeyi adamıştım. Aralarında kur’a çekeceğim, onlardan dilediğine isâbet ettir!” diye duâ etti.
ABDÜLMUTTALİB’İN KEFARETİ
Kur’a Peygamber Efendimiz’in babası Abdullâh’a çıktı. Abdülmuttalib, kurban etmek üzere oğlunu Kâbe’ye götürdüğünde Mekkeliler, evlât kurbân etmenin âdet hâline gelmesinden korkarak ona mânî oldular. Abdülmuttalib’i iknâ ederek bir âlime götürdüler. Âlim:
“−Sizde bir insanın diyeti ne kadardır?” diye sordu.
“−On devedir.” diye cevap verdiler. Bunun üzerine âlim:
“−Öyleyse Abdullâh ile on deve arasında kur’a çekin, kur’a Abdullâh’a çıkarsa on deve daha ilâve ederek yirmi deve ile Abdullâh arasında tekrar kur’a çekin. Bu sayıyı, kur’a develere çıkıncaya kadar onar onar artırın!” tavsiyesinde bulundu.
On deve ile Abdullâh arasında kur’a çektiklerinde, kur’a Abdullâh’a çıktı. On deve daha ilâve ederek kur’ayı tekrarladılar, yine Abdullâh’a çıktı. Develerin sayısı yüze varıncaya kadar kur’a bu minvâl üzere devâm etti. Sayı yüze ulaşınca bu sefer kur’a develere çıktı. Abdülmuttalib iyice emîn olmak için kur’ayı üç defâ daha tekrarladı. Bu esnâda ayağa kalkarak oğlunun kurtulması için Allâh’a duâ etti. Her defâsında da kur’a develere çıktı. Sonra Abdulmuttalib develeri kurbân ederek etlerini tasadduk etti.
Bugün, İslâm şerîatında öldürülen bir insanın diyetinin yüz deve veya bunun bedeli olarak belirlenmiş bulunması, bu târihî hâdiseye istinâdendir.
Resûlullâh Efendimiz, atası İsmâîl’in (a.s.) ve babası Abdullâh’ın kurbân edilmek için seçildiklerine işâretle:
“Ben iki kurbanlığın oğluyum.” buyurmuşlardır. (Hâkim, II, 609/4048)
Yine bu sebeple Allâh Resûlü, “İbn-i Zebîhayn: İki kurbanlığın oğlu” diye de anılırdı.
HZ. ABDULLAH’IN AMİNE VALİDEMİZ İLE EVLENMESİ
Hazret-i Abdullâh, dış görünüş ve ahlâk bakımından, hem kendi kardeşlerinin hem de diğer bütün Kureyş gençlerinin en güzeli idi. Akıl, zekâ ve kemâl itibârıyla da yine onların en üstünü idi. Bu sebeple Kureyş’in bütün genç kızları onunla evlenmeye tâliptiler. Hattâ Varaka bin Nevfel’in kız kardeşi Rukıyye, Abdullâh’ın alnındaki nûru görünce bunun Peygamberlik nûru olduğunu anlamış ve beklenen son Peygamberin annesi olma şerefine nâil olmak isteyerek Hazret-i Abdullâh’a, kendisiyle evlenmesine karşılık yüz deve teklif etmişti.
Abdülmuttalib, oğlu Abdullâh’a Benî Zühre kabîlesinin efendisi Vehb bin Abdi Menâf’ın kızı Âmine’yi istedi. Kureyş’in neseb ve şeref bakımından en üstün kızı olan Âmine de buna muvâfakat edince nikâhları kıyıldı.
HZ. AMİNE’NİN NESEBİ
Hazret-i Peygamber’in annesi Hazret-i Âmine’nin nesebi, Vehb bin Abdi Menâf bin Zühre bin Kilâb bin Mürre şeklindedir. Zühre, Hâşimoğullarının ataları olan Kusayy bin Kilâb’ın kardeşi olduğundan, Hazret-i Âmine’nin nesebi Hazret-i Abdullâh ile Kilâb’da birleşir
Resûlullâh ana rahmine düşünce, Abdullâh’ın alnındaki nûr Hazret-i Âmine’ye geçti
KISACA PEYGAMBERİMİZİN ANNESİ HZ. ÂMİNE KİMDİR?
Hz. Âmine’nin doğum tarihi hakkında kaynaklarda bilgi yoktur. Babasının adı Vehb annesi Berre‘dir. Genç yaşta Hz. Abdullah ile evlenmiş ve kocası Abdullahı evliliğinden bir kaç ay sonra kaybetmiştir. Evlendikten sonra “nûr-i Muhammedî” denilen peygamberlik nuru kendisine geçmiş. Peygamber Efendimiz dünyaya gelinceye kadar bu nuru anlında taşımıştır. Âmine Abdullah’ın vefatından sonra bir daha evlenmemiştir. Hz. Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem- dışında başka çocuğu olmamıştır.
Hz. Âmine doğumdan sonra Rasulullah Efendimizi bir süre yanında tutmuş, ardından da Mekke’deki sıcak hava sebebi ile onu sütanneye vermiştir. Dört yaşlarında onu tekrar yanına almış ve iki yıl daha onunla beraber kalmıştır.
Hz. Âmine, Peygambe Efendimiz altı yaşında iken birlikte Abdülmuttalib’in annesi dolayısıyla ailenin dayıları sayılan Benî Neccâr mensuplarını ve Abdullah’ın kabrini ziyarete gitmiştir. Medine’de bir ay kaldıktan sonra Mekke’ye dönerken 576 veya 577 yılında çok genç yaşta (otuzlu yaşlarında) Ebvâ’da vefat etmiştir.

Hz. Peygamber’in, hicretin altıncı yılında annesinin Ebvâ’da bulunan kabrini ziyaret ettiği ve onun rikkat ve şefkatini hatırlayarak gözlerinin yaşardığı bilinmektedir.

SAYFA 13

Hz. Muhammed’in peygamberlik öncesi hayatı

Peygamberimiz (asm)'e İslamiyet gelmeden önce, Hz. İbrahim (as)’in Hanif dinine göre bir hayat sürüyordu. Ancak bu ibadetin nasıl ve ne şekilde olduğuna dair fazla bir bilgiye sahip değiliz.
Bununla beraber, hayatı boyunca  hiçbir zaman putlara tapmaması, daima bir olan Allah’a inanıp ona yalvarması, belli günlerde Hira dağına çıkıp tefekkür ve zikir ibadetinde bulunması, bu yansımanın birer örneğidir.
Hazret-i İbrahim Aleyhisselâmın, Arabistan’da çok perdeler altında cereyan eden Hanif dininden geriye kalanlar vardı. Peygamber Efendimiz (asm) bunlarla amel ediyordu. Ancak bunu yapmaya mecbur ve mükellef değildi. Kendi ihtiyarıyla farz olmaksızın ibadet ederdi.
Özetle söylemek gerekirse: Peygamberimiz (asm) İslamiyet'ten evvel, yine hak dinin vecibelerini yaşıyan muvahhid ve abid bir insandı. Hz. İbrahim (a.s.)’in dininin devamcısı idi. Fakat mecburiyet altında değil, iradesi ile ibadet ederlerdi. Bunda bütün tarih ve siyer kaynakları müttefiktir. Devamlı olarak Hira mağarasına çekilir, ibadet eder, dua ederlerdi. Hatta ilk vahiyde böyle bir ibadet zamanında gelmiştir.
SAYFA 14

Kötülüklerden niçin uzak durmalıyız


İyilik yapmak ve yardımsever olmak her Müslüman’da bulunması gereken güzel hasletlerdendir. İyi bir insan olmanın şartı, başkalarına iyilik yapmayı ve yardımcı olmayı ilke haline getirmekle mümkündür. Fertlerin maddi ve manevi alanda gelişmesi ancak iyilik sayesinde olur.
Yalan, iftira ve yalan yere şahitlik v.b. kötü davranışlar, Müslüman da bulunmaması gereken özelliklerdendir. Yalan ve İftira ile gerçekler gizlenmekte şahsi menfaatler ön plana çıkarılmaktadır. Olmayan bir şey sanki olmuş gibi anlatılmaktadır. Hayatta insanoğlunun çeşitli arzu ve beklentileri vardır. Bu beklentilerine bazen erişemeyebilir. Böyle bir durumda, bazı İnsanlar kendi kaderlerine razı olurken; bir kısım insanlar da arzu ettiklerini zorla elde etmeye çalışırlar.Yalan ve iftira,bir makamı, bir şeyi elde etmek veya elde etmek istediği şeyi başkalarından kıskanıp, zarar verme düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Her halükârda, dünya için önemli görülen bir şeylere sahip olma düşüncesinin neticesinde yalan söylenip, iftira yapılmaktadır.
Yalan ve İftira son derece kötü ve tahrip edici bir hadisedir. Hem iftirayı yapan ve hem de kendisine iftira edilen kimse için oldukça rahatsız edici bir tutumdur. İftira sonucunda insanlar arasındaki sevgi ve dostluk bağları zayıflar; dayanışma gücü ortadan kalkar. İnsanlar birbirine güven duymaz olurlar. Bu güvensizlik, bir toplumun sosyal hayatını tamamen felce uğratan yıkıcı bir etki yapar. Yalan ve İftira, toplumdaki güzellikleri yakıp bitiren bir ateş gibidir.Bununla beraber yalan yere şahitlik yapmakta en büyük günahlardandır.
Kur'an-ı Kerimde de meâlen:“Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların tâ kendileridir.” (Nahl 105)
SAYFA 17

Güvenilir bir insanda hangi özellikler bulunur


İyi niyetli olması, Allah korkusu olan, verilen emaneti koruyup sahibine teslim eden, yardımsever ve merhametli, yalan söylemeyen, dürüst ve borcuna sadık özellikleri bulunmalıdır.
1- Emanete riayet eder
2- Daima insanların iyiliğini ister
3- Kendine verilen sırları ifşa etmez
4- Cimrilik yapmaz,yardım severdir
5- Kimseye kin beslemez yani kalbinde kine yer yoktur
6- Sevdiğini Allah (c.c) için sever,sevmediğini yine öyle
7- İnce kalplidir,her canlıya merhamet eder
8- Yanlış yapan babası dahi olsa kabullenmez
9- Kendisi için hayırlı olanı başkası içinde ister
10- Kendi sevmediğini başkaları içinde sevmez
11- İnsanlar arasında sınıf ayrımı yapmaz
12- Her şeyden önemlisi Allah (c.c) dan korkar
13- Kararsız kaldığı durumlarda vicdanının sesine bakarak karar verir
14- Haksızlık yapmamaya itina gösterir.

İşte dürüst ve güvenilir insanın 10 özelliği

1 – Dikkat çekmeye çalışmazlar 
2 – Sevilmekle ilgilenmezler
3 – Gerçekçidirler
4 – Kendileriyle barışıktırlar
5 – Söylediklerini yaparlar ve söylemek istediklerini söylerler
6 – Fazla eşyaya ihtiyaç duymazlar
7 – Alıngan değillerdir
8 – Fazla mütevazi veya kendini beğenmiş değillerdir
9 – İstikrarlıdırlar
10- Tavsiye ettiklerini uygularlar


SAYFA 20

Adaletli bir insan hangi özelliklere sahiptir?


Adalet nedir; bir kişiye, bir gruba olabildiğince tarafsız şekilde davranmak, hak ettiklerini vermek.
Adaletli insanların özelliklerine birlikte bakalım arkadaşlar:
- Bir yarışmada bir grubu sadece arkadaşlarından oluştuğu için birinci seçmez
- Bir oylamada bir grubu sadece aile üyelerinden oluştuğu için seçmez
- Seçimlerde adayların yapacaklarına, vaat ettiklerine bakarak karar verir
- Objektif olarak bakmaya çalışır konulara.
- Bir karar verirken, duygusallığı katmaması gereken durumlarda duygusallığı katmaz.
Adil olmak; herkese eşit ve tarafsız davranmayı gerektirir.
Adil insan ;
- Her zaman her durumda doğruları söyler.
- Her konuda adaletli davranır ve taraf tutmaz.
- Kişiler hakkında karar verirken objektif olur.
- Her durumda gerçekleri savunur.
- Haksızlığa karşı tepki gösterir ve haksızlıkları kabul etmez.
- Kibirli değildir.

SAYFA 21
Peygamberimizin çocuklarının isimlerini aşağıdaki boşluklara yazınız, Peygamber Efendimiz'in çocukları hakkında bilgi verir misiniz . Peygamberimizin (s.a.v.), çocuklarından hangilerinin adlarını biliyorsunuz? Söyleyiniz.
Soru : Peygamberimizin çocuklarının isimlerini aşağıdaki boşluklara yazınız
Çok sevgili Peygamber Efendimizin 3 güzel erkek ve 4 güzel kızı olmak üzere 7 tane çocuğu vardır. Bu çok değerli çocuklarından sadece Hazreti Fatima Peygamber Efendimizden sonra, diğer 6 tane çocuğu Peygamberimizden önce vefat etmişlerdir.
1. Zeynep (r.a): Peygamber Efendimizin 4 değerli kızının birincisidir. Peygamberimiz 30 yaşında iken dünyaya gelen Hazreti Zeynep Nübüvvetten önce, annesi Hatice’nin hemşirezadesi olan Ebul As bin Rebi ile evlenmiştir. Ebul As, önceleri İslam dinine iman etmemiştir. Hazreti Zeynep’in eşi Bedir gazasında esir olduktan sonra, zevcesinin yani, Hazreti Zeynep’i Medine’ye göndermek şartı ile serbest bırakılmıştır. Bunun üzerine sözünü tutarak kendi kardeşi ile geri göndermiştir, fakat kafirler Hazreti Zeyneb’i yoldan geri çevirmiştir.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Hazreti Zeyd bin Harise’yi Mekke’ye göndererek, Hazreti Zeyneb’i bir gece vakti Medine’ye kaçırmıştır. Ebul As, Hudeybiye gazasından sonra İslam‘a iman etmiştir. Daha sonra Hazreti Zeynep tekrar kendisine, yani eşi Ebul As bin Rebi’ye geri dönmüştür. Hazreti Zeynep hicretin 8. senesinde, 31 yaşında vefat etmiştir.
2. Rukayye (r.a): Peygamber Efendimizin ikinci Kızıdır. Peygamberimiz 33 yaşında iken dünyaya gelmiştir. Hazreti Rukayye çok güzel olduğu bilinmektedir. Ebu Leheb’in oğlu Utbe’ye nikahlanan Hazreti Rükayye “Tebbet” suresi nazil olunca, Utbe düğünden ve nikahtan vazgeçmiştir. Daha sonra Hazreti Rükayye, Hazreti Osman ile nikahlanmıştır. Hazreti Osman ile 2 kere Habeşistan’a hicret eden Hazreti Rükayye 22 yaşında, Bedir gazasından önce hastalanmıştır ve Bedir zaferinin müjdesi Medine’ye geldiği gün vefat etmiştir.
3. Ümmü Gülsüm (r.a): Peygamber Efendimizin üçüncü Kızıdır. Ebu Leheb’in bir diğer oğlu olan 2. Oğlu Uteybe’ye nikahlandı ise de. “Tebbet ” suresi nazil olunca düğünleri olmadan ayrılmışlardır. Hazreti Rukayye vefat ettikten sonra, Peygamber Efendimiz Hazreti Ümmü Gülsüm’ü de Hazreti Osman ile nikahlamıştır. Hicretin dokuzuncu yılında ise Hazreti Ümmü Gülsüm vefat etmiştir. Cenaze Namazını Peygamber Efendimiz kıldırmış ve defin olunurken kabri yanında durmuş ve mübarek gözlerinden yaşlar dökülmüştür.

4. Fatıma (r.a): Peygamber Efendimizin dördüncü ve son kızıdır. Hazreti Ali’nin zevcesi ve Hazreti Ömer’in ise kayın validesidir. Hicretten 13 yıl önce, Mekke’de doğmuştur. Hazreti Fatıma 24 yaşında Peygamberimizin vefatından altı ay sonra vefat etmiştir. Hazreti Fatima’nın Hassan, Hüseyin adında 2 Oğlu ile Ümmü Gülsüm ve Zeyneb adında 2 Kızı olmuştur. Peygamberimizin soyu Hazreti Fatima’dan gelmektedir.
5. Kasım (r.a) :Peygamber Efendimizin 3 tane Oğlundan birincisidir. Bunun için, Hazreti Kasım’dan nispet ile Efendimize Ebul Kasım denilmiştir. Hazreti Kasım nübüvvetten önce Mekke’de dünyaya gelmiştir. Annesi, Hatice tül Kübra’dır. Hazreti Kasım 17 aylık iken vefat etmiştir.
6. Abdullah (r.a): Peygamber Efendimizin Hatice tül Kübra’dan olan son oğludur. Nübüvvetten sonra doğmuştur ve daha sütten dahi kesilmeden vefat etmiştir. Hazreti Abdullah’a Tayyib ve Tahir’de denilmiştir.
7. İbrahim (r.a): Peygamber Efendimizin Oğullarının üçüncüsüdür ve çocuklarının sonuncusudur. Heraklius’un Mısır valisi olan Mukavkis’in hediye gönderdiği ve Peygamber Efendimiz ile evlenen ve Peygamberimizin çok değer verdiği Maruye’nin oğludur. Hicretin 8. senesinde 1,5 yaşında iken vefat etmiştir.


SAYFA 26

Hz. Muhammed’e (s.a.v.) ilk indirilen ayetlerin hangileridir bu konuda sizlere kısa bilgiler vereceğiz. Kur'an ayetlerin Peygamberimize (s.a.v.) ilk kez ne zaman vahyedilmeye başlandı? Araştırıp öğreniniz.

Peygamber Efendimiz,  610 yılının Ramazan ayının Kadir Gecesi’nde yine Hira Mağarası’nda bulunurken yanına Cebrail (a.s.) geldi ve şu ayetleri Efendimize bildirdi;
Hz. Muhammed’e inen ilk ayetler Alak Suresinin ilk beş ayetleridir.
Alak Suresi  ilk 5 ayet;
Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla
1. Yaratan Rabbinin adıyla oku!
2. O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı.
3. Oku! Rabb’in sonsuz kerem sahibidir.
4. o Rab ki kalemle yazmayı öğretti.
5. İnsana bilmediği şeyleri öğretti.

DKC Bir cevap motorudur... Sağ üstteki "Eksik sayfa bildir"butonuna tıklayarak istediğiniz sayfaları bize bildirebilirsiniz.
Paylaş:
📌 EKSİK SAYFA BİLDİR...